Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz’ın “Türkçe öldü” sözlerine tepki gösteren CHP
Kayseri Milletvekili Çetin Arık, “Benim isyanım bu iktidarın Türkçeye olan düşmanlığına,
Arap seviciliğine ama hiç kimse endişe etmesin, Türkçe hep yaşayacak.” diye konuştu.
Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz’ın “Türkçe öldü” sözlerine tepki gösteren CHP
Kayseri Milletvekili Çetin Arık, “Benim isyanım bu iktidarın Türkçeye olan düşmanlığına,
Arap seviciliğine ama hiç kimse endişe etmesin, Türkçe hep yaşayacak.” diye konuştu.
Dünya Anadil Günü nedeniyle TBMM’de gündem dışı söz alan CHP Kayseri Milletvekili
Çetin Arık, “Dil, bir milleti ayakta tutan, onun varlığını ve devamlılığını sağlayan, millî şuuru
besleyen, bir millete mensup olma hazzı veren en temel değerdir. Milletin varlığı, dilin
varlığıyla mümkündür. Dilin bu özelliğidir ki Atatürk'ün ‘Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türk
halkına Türk milleti denir. Türk milleti demek, Türk dili demektir. Türk dili, Türk milleti için
kutsal bir hazinedir. Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.’ sözlerinde ifade
bulmuştur.Bir milletin dili bozulursa kültürü de sanatı da ahlakı da bozulur. Onun için, bir
milleti içten yıkma yöntemine önce dilden başlanır. Onun için, dil üzerinde oynanan oyunlara
karşı her zaman uyanık olmak gerekir.” dedi.
Türkçenin 8 bin 500 yıldır yaşayan bir dil olduğunu belirten Arık, Türkçe’nin Karamanoğlu
Mehmet Bey tarafından 1277 yılında resmi dil ilan edilmesinden 745 yıl sonra bir Milli
Eğitim Bakan Yardımcısının “Türkçe öldü” diyebildiğini belirterek, açıklamalarını şöyle
sürdürdü: “TÜRGEV, Ensar, İlim Yayma Cemiyeti referanslarıyla Bakan Yardımcılığına
getirilen bu şahıs "Öğrenciler, öğretmenleriyle ancak Arapça diyalog kuracaktır. Öğrenci,
teneffüslerde öğretmeniyle ancak Arapça konuşabilir, ya konuşur ya da yanında tercüman
getirir." diyerek 952 okulda 675 bin öğrenciye Türkçeyi yasaklamaya kalkmıştır. Eseriyle
övünen bu zat: ‘Türkçe konuşmanın yasak olmasıyla öğrencilerim mecbur kaldıkları için ister
istemez Arapça konuşmaya başladılar, rüyalarında dahi Arapça konuşanlar oldu.’ diyor. Ey
Bakan Yardımcısı, insanlar rüyalarını ana dillerinde görürler. ‘Türkçe öldü.’ diyorsun ya,
Türkçe ölürse Türkiye ölür. Türkçe sen misin ki ölsün; ölen senin millî ruhun. Burası Türkiye,
dumanı tüten tek Yörük çadırı kalsa da biz Türkçe konuşacağız. Bu dil sekiz bin beş yüz yıl
nasıl yaşadıysa sonsuza kadar da öyle yaşayacaktır. Türkiye genelinde şubeleri bulunan, Evladı Resul İlim ve İrfan isimli derneğin kurucusu olan
zat, çocuklara Türkçe isim verilmesine karşı çıkıyor, çocukların tarikatlara teslim edilmesini
istiyor. Sözde şeyh, bu yoz ‘Kaya, Yağmur gibi Türkçe ismi olanlar cehennemden en son
çıkacaklar; çocuklarınıza Türkçe isim koymayın, çocuklarınızı tarikata teslim edin, arkasını
aramayın.’ diyor. Burası Türkiye, burada Arap milliyetçiliği, Baasçılık yapamazsınız. Ey yerli
ve millî iktidar, Türkiye'ye, Türk ismine düşman olanlara karşı ne yaptınız, ne yapıyorsunuz?
Ne yaptıklarını ben söyleyeyim: Çocuklarımıza ‘Türküm, doğruyum, çalışkanım.’ demeyi
yasaklıyorlar. ‘Ne mutlu Türküm diyene’ demek yasak ama yobazlığın her türlüsü serbest…
Şimdi, benim bir çift sözüm de ‘AKP Genel Başkanının evinin önünde andımızı okutacağız.’
diyenlere: ‘Türkçe öldü.’ diyorlar, neredesiniz? ‘Türkçe öldü.’ diyorlar, niçin sesiniz
çıkmıyor? Bu teslimiyetinizin sebebi nedir sayın milletvekilleri? Anadolu'daki, daha da
önemlisi, yeryüzündeki tüm ana diller kıymetlidir, değerlidir. Nelson Mandela "Bir adamla
anladığı bir dilde konuşursanız bu onun aklına ulaşmanıza izin verir, onunla ana dilinde
konuşursan bu onun kalbine kadar ulaşır." diyor. Tevfik Esenç ‘Bir rüya gördüm, anlatsam da
anlamazsınız.’ diyor. Hiç kimsenin insanların rüyalarının çocukları ve torunları tarafından
anlaşılmasını engellemeye hakkı yoktur çünkü insanlar ana dillerinde rüya görürler. Benim
isyanım bu iktidarın Türkçeye olan düşmanlığına, Arap seviciliğine ama hiç kimse endişe
etmesin, Türkçe hep yaşayacak.
‘Yürü bre Hızır Paşa,
Senin de çarkın kırılır.
Güvendiğin padişahın,
O da bir gün devrilir.’ diyen Pir Sultan'ı;
‘Belimizde kılıcımız Kirmani,
Taşı deler mızrağımın temreni,
Hakkımızda devlet etmiş fermanı,
Ferman padişahın, dağlar bizimdir.’ diyen Dadaloğlu'nu yok etmeyi hiç kimse başaramamıştır
çünkü Türkçe Yunus Emre'dir, Karacaoğlan'dır, Pir Sultan'dır, Dadaloğlu'dur çünkü Türkçe ‘Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı dillerin
boyunduruğundan kurtarmalıdır.’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Türkçe dün vardı,
bugün de var, yarın da var olacaktır.
Editör: Mehmet Pekbaş