escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...



Erdoğan: “Rektörün aracının üstünde tepinenler üniversitelerin içine sızmış teröristlerdir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, rektörünün aracının üstüne çıkıp, orada tepinen öğrencilerin olduğu bir Türkiye'yi kabul edemediğini belirterek, "Bize böyle öğrenciler gerekmez" dedi.

facebook-paylas
Tarih: 05-10-2021 21:50

Erdoğan: “Rektörün aracının üstünde tepinenler üniversitelerin içine sızmış teröristlerdir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 2021-2022 Yükseköğretim Akademik Yıl Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Erdoğan, 2020 yılı Mart ayından itibaren koronavirüs salgını dolayısıyla pek çok alanda olduğu gibi, eğitim ve öğretim hizmetlerinde de büyük zorluklar yaşandığını dile getirdi. 

“Yükseköğretimde, bugün hem yeni akademik yılın açılışını yapmanın hem de yeniden yüz yüze eğitim-öğretime başlamanın sevincini yaşıyoruz. Salgın tehdidine karşı gereken tedbirleri almak suretiyle, üniversitelerimizde eğitim-öğretimin kesintisiz sürmesi konusunda kararlıyız” diyen Erdoğan, uzaktan da olsa eğitimin devam ettirilmesinin önemli olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ancak, bunun yüz yüze eğitim-öğretim tecrübesinin yerini tutmayacağı açıktır. Hükümet olarak her kademedeki eğitim kurumlarımızı belirlenen vakitte faaliyete geçirmek için her türlü tedbiri aldık. Eylül ayının başından itibaren okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise seviyesindeki okulları açtık. Milli Eğitim Bakanlığımız ve Sağlık Bakanlığımız okullarda alınması gereken önlemleri, yapılması gerekenleri belirlediler. Halihazırda 71 bin okulumuzun tamamı açıktır. Şu ana kadar sadece 2 okulumuzda karantina uygulamasına gidilmiştir.  

“Kapanmayı kesinlikle düşünmüyoruz”

Vaka durumuna göre bazı sınıflar karantinaya alınabilir ama okul, ilçe veya il çapında bir kapanmayı kesinlikle düşünmüyoruz. Yükseköğretimde de bugün hem yeni akademik yılın açılışını yapmanın hem de yeniden yüz yüze eğitim-öğretime başlamanın sevincini yaşıyoruz. Salgın tehdidine karşı gereken tedbirleri almak suretiyle, üniversitelerimizde de eğitim-öğretimin kesintisiz sürmesi konusunda kararlıyız. Tüm planların ve hazırlıkların buna göre yapılmasında fayda görüyorum.”

Erdoğan, Türkiye'de yükseköğretimin uzunca bir süre toplumun sadece küçük bir kesiminin erişebildiği, ayrıcalıklı bir hizmet olduğunu ifade etti.

1990'lı yılların sonunda dahi Türkiye'de 18-22 yaş aralığındaki gençlerin net okullaşma oranının yüzde 15'lerin altında olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:

"Yani bu yaş grubundaki altı gencimizden sadece bir tanesi üniversite eğitimine erişebiliyordu. Yine 1990'lı yıllarından ortasından itibaren Türkiye'de yükseköğretim, katsayı ve başörtüsü yasağı gibi antidemokratik uygulamalarla toplumsal gerilimlerin merkezine yerleşmiştir. Kurdukları kast sistemiyle milletin evlatlarını, milletin vergileriyle yapılan kurumlardan dışlayanların sebep olduğu adaletsizlik, haksızlık ve çarpıklık yürekleri sızlatıyordu. Hükümete geldiğimiz andan itibaren üzerine en kararlılıkla gittiğimiz alanlardan biri de gençlerimizin yükseköğretim imkanlarını artıracak çalışmalar olmuştur. Bu anlayışla 2002 yılında 76 olan kamu ve vakıf yükseköğretim kurumu sayımızı 207'ye çıkardık. Türkiye'de her ilimizin kendi üniversitesinin olmasını sağladık. Üniversite sayısındaki artışa paralel olarak akademik personel sayımız 70 binden 180 binin üzerine çıktı. Aynı dönemde üniversite öğrencisi sayımız da 1,6 milyondan 8,4 milyona yükseldi. Artık 18-22 yaş aralığındaki gençlerimizin yüzde 15'i değil yüzde 44'ü yükseköğretime ulaşabiliyor.”

Netice itibarıyla üniversiteye girebilmenin istisnai bir ayrıcalık olduğu günlerden, nüfusun her 10 kişisinden birinin üniversite öğrencisi olduğu bir yere geldiklerini vurgulayan Erdoğan, bugün Türkiye'nin kendi evlatlarının yanında dünyanın dört bir yanından 230 bin uluslararası öğrenciye de ev sahipliği yaptığını dile getirdi.

Yeni kurulan üniversiteler

Yeni kurulan üniversitelerle ilgili zaman zaman haksız değerlendirmeler yapıldığını gördüğünü söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Halbuki bu üniversitelerimiz her geçen gün daha da güçlenmekte ve kurumlaşmaktadır. Tıpkı daha önceki dönemlerde kurulan üniversiteler gibi bunlar da zamanla arzu ettiğimiz seviyelere çıkacaklardır. Yeni üniversitelerimizden bazılarının gerek akademik yayın, gerek patent, gerekse diğer pek çok çalışma bakımından şimdiden sergiledikleri başarıları da yakından takip ediyoruz. Tabii bu tablonun gerisinde, ülkemiz bütçesinde eğitimi, yükseköğretimi de içerecek şekilde birinci sıraya çıkarmamızın sağladığı imkanlar vardır. Nitekim OECD ülkeleri arasındaki ortalaması yüzde 1,4 olan yükseköğretim harcamalarına ayrılan payın milli gelire oranını biz yüzde 1,7'ye çıkardık.

Eğitim ile kalkınma arasındaki güçlü bir ilişkiyi inandık ve kurduk. İnsanlarımızın eğitim seviyesi yükseldikçe, bilgi ve kabiliyetleri arttıkça, ülkemizin siyasi, sosyal ekonomik gelişmesi de aynı oranda hızlanmaktadır. Yaygın ve güçlü eğitim kurumlarına sahip ülkelerde refah da artıyor. Yükseköğretim kurumlarının ülke geneline yayılması bu şekilde ortaya çıkacak refahın da adil ve dengeli dağılması anlamını taşımaktadır. Türkiye'de yükseköğretim kurumlarının ülke genelindeki yaygın gelişimine karşı çıkanların asıl tahammül edemedikleri, eğitimini ancak kendi şehrinde sürdürebilecek evlatlarımızın ülkeye ve millete her alanda çok büyük hizmetler verme potansiyellerinin harekete geçmiş olmasıdır."

'İşçisin sen işçi kal'

"Rahmetli Cem Karaca'nın, 'İşçisin sen işçi kal' şarkısında dile getirdiği ruh haliyle Anadolu'daki evlatlarımızın önünü tekrar kesmek isteyenlere izin vermeyeceğiz" diyen Erdoğan, tam tersine, tüm şehirlerin, tüm gençlerin kendileri ve ülkeleri için yapacakları her çalışmaya, geliştirecekleri her projeye, her girişime destek olmayı sürdüreceklerini vurguladı. 

Salgının da etkisiyle üniversitelerde dijitalleşmeye hız verdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl taban puanı düşürerek daha fazla sayıdaki gencin üniversite programlarına yerleşmesini temin ettiklerini söyledi. Bununla da kalmadıklarını, ek yerleştirme imkanı sağladıklarını belirten Erdoğan, "Gençlerimizin önümüzdeki haftalarda bu fırsatı da değerlendireceklerine inanıyorum" dedi.

Erdoğan, üniversite sınavlarının, Yükseköğretime Giriş Sistemi'ndeki arz ve talep uyumsuzluğunun adil bir çözüm yolu olarak kullanıldığını ifade ederek, şunları kaydetti:

"Türkiye, son 19 yılda yaptığımız yatırımlar ve reformlar sayesinde, yükseköğretimde kapasite sorunu olmayan bir ülke haline gelmiştir. Artık gençlerimizin hayal ettikleri yere yerleşemedikleri için hayatlarının baharında tekrar tekrar üniversite sınavına girmelerine gerek bırakmayacak daha güçlü bir sistem kurmalıyız. Bir yanda üniversite sınavı peşinde vakit kaybeden gençlerin, diğer yanda üniversitelerimizde atıl kapasitenin bulunduğu mevcut tabloyu süratle değiştirmemiz şarttır. Bunun yolu da kamu ve özel sektörü kapsayan iş piyasalarındaki talep ve eğilimleri iyi takip etmekten, müfredatın ve programların bu doğrultuda güncellenmesinden geçiyor. Elbette temel bilimlere ve ileri teknolojiye dayalı araştırma alanlarına özel önem vereceğiz ama önümüzdeki gerçeklere de gözlerimizi kapatmayacağız."

Bunun için öncelikle üniversite kampüslerinin, toplumdan ve ekonomiden kopuk alanlar olmaktan çıkartarak hayatın içinde yerler haline dönüştürülmesi gerektiğinin altını çizen Erdoğan, sadece devletten gelen bütçeyle bu hedeflere ulaşılamayacağının da açık olduğunu vurguladı.

Erdoğan, dünyadaki başarılı örneklere bakıldığında, kendi kabiliyetleri ve altyapılarıyla çok ciddi bütçelerle adeta birer özel işletme gibi çalışan üniversite birimlerinin görüldüğünü, Türkiye'de de yapılması gerekenin bu olduğunu dile getirdi.

“Böyle bir öğrenci olamaz”

Erdoğan, üniversitelerin küresel başarılara imza atmaları için her türlü katkıyı vereceklerini belirterek, şunları kaydetti:

"Tabii bazılarının her konuda olduğu gibi yükseköğretim hususunda da yapılanları takdir etmek, hayırlı adımlara destek vermek, milletimizin sahiplendiği vizyona katkı sağlamak gibi bir derdi olmadığını üzüntüyle takip ediyoruz. Hele rektörünün arabasının üstüne çıkıp, orada tepinen öğrencilerin olduğu bir Türkiye'yi ben kabul edemiyorum. Bize böyle öğrenciler gerekmez. Öğrenci her şeyden önce irfanın, hikmetin, ilmin kendisini güçlendirdiği insan olmalıdır. Halbuki üniversiteye girmenin ayrı bir dert, hadi girdiniz okuyup, bitirmenin ayrı bir sıkıntı olduğu dönemlerden bugünkü kapasiteye ulaşmış olmamız gerçekten tarihi bir başarı hikayesidir. Ne demek rektörünüz aracın içinde, siz önünü kesiyorsunuz, daha sonra da aracın üstüne çıkıp tepinmeye başlıyorsunuz. Böyle bir öğrenci olamaz. Bunlar olsa olsa ancak üniversitelerin içine sızmış teröristlerdir. Gelişmiş ülkeleri dahi geride bıraktığımız bir kapasitemiz var. Kalite ile perçinlediğimizde Allah'ın izniyle önümüzde durabilecek hiçbir güç tanımıyoruz. Üstelik sadece bu kadarla da kalmadık, ülkemizde üniversite eğitimi almak isteyen hiçbir gencimizin barınma veya maddi kaynak sıkıntısı çekmemesi için eşi benzeri görülmemiş adımlar attık. Yurt sayımızı 190'dan 774'e, bu yurtlardaki yatak sayımızı 192 binden 724 bine çıkardık. Yurtlarımızın fiziki şartlarını fevkalade iyileştirdik. Eskiden 30, 40 kişilik koğuşlarda kalan öğrencilerimiz artık 3, 4 kişilik; içinde yatağı, dolabı, çalışma masası, banyosu, tuvaleti, interneti olan otel standardında odalara sahiptir. Bunlar yoktu. Devlet yurtlarının yanı sıra ülkemizde 300 bine yakın özel yurt kapasitesi de mevcuttur. Türkiye'de 1 milyonun üzerindeki yurt yatak kapasitesi ile açık ara dünyada yükseköğretim öğrencilerine en fazla barınma imkanı sağlayan ülkedir. Hepsinden öte nedir o Allah aşkına, parklarda, bankların üzerinde sere serpe yatanlar... Ya bunlar öğrenci mi? Ne alakası var. Bunlar dışarıdan gelip, aynen Gezi'de olduğu gibi buralarda terör estiren teröristler. Biz öğrenciye en büyük saygı duyan bir iktidarız. Göreve geldiğimizde verilen burs 45 liracıktı, şimdi 650 liraya çıktı. Nereden nereye."

“Yurt taleplerinin neredeyse tamamı karşılandı”

Geçen yıl salgın sebebiyle yurtlar kapalı olduğu için bu yıl hem yeni kayıt yaptıranlar hem de geçen yıl üniversiteye başlayanların başvuru yaptığını, bunun da başvurularda belli bir yığılmayı beraberinde getirdiğini kaydeden Erdoğan, üstesinden gelemeyecekleri bir sorunla karşı karşıya olmadıklarının altını çizdi.

Pek çok şehirde yurtta kalmak için başvuran öğrencilerin neredeyse tamamının talebini karşıladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Halen inşası süren proje ve ihale aşamasında olan yurt çalışmalarımızla birlikte 110 binin üzerinde yeni yatağı öğrencilerimizin hizmetine sunacağız. Böylece artık yurt sorununu tamamen çözmüş olacağız. Gençlerimize sadece yurtlarımızda barınma imkanı sağlamakla kalmıyor aylık 570 lira da beslenme yardımı yapıyoruz. Bu yardımdan yurtlarımızda kalan tüm öğrencilerimiz yararlanabiliyor. Yurtlarda ücretsiz kalma hakkı olan öğrencilerimiz için bu rakam 870 lirayı buluyor. Hatta bazı şehirlerimizde 'Komşum Projesi'yle gönüllü gençlerimiz vasıtasıyla yurtlarda artan yemekler bölgedeki ihtiyaç sahibi ailelere dağıtılmaktadır. Yaklaşık 1,5 milyon öğrencimizi lisansta 650 lira, yüksek lisansta 1300 lira, doktorada 1950 liralık kredi veya burs ödemesi ile destekliyoruz. Böylece hiçbir evladımızın maddi imkansızlık sebebiyle eğitiminden geri kalmasına izin vermiyoruz. Geçmişte üniversitelerde 'harç' diye bir sorun vardı. Her akademik yıl açılışında, harçları protesto için gösteriler yapılır, gerginlikler yaşanır, huzursuzluklar çıkardı. Biz üniversite harçlarını kaldırarak, eğitim öğretimin önündeki bu engeli de geride bıraktık. Bugün artık ülkemizde üniversite eğitimi almak isteyen gençlerimizin önünde hemen hiçbir mani kalmamıştır. Yeter ki, gençlerimiz bu yolda yürüsün, enerjilerini ve vakitlerini eğitim, öğretim için harcasın, kapasitelerini ve kabiliyetlerini harekete geçirsin. Diğer tüm sıkıntıları çözmek, eksikleri gidermek, talepleri karşılamak hiç endişe etmeyin bizim işimizdir, biz bunları çözeriz. Her hususta olduğu gibi eğitim konusunda da durmak yok, yola devam diyoruz."

YÖK Üstün Başarı Ödülleri'ni dağıttı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından "YÖK Üstün Başarı Ödülleri"ni almaya hak kazanlara verdi.

Erdoğan, sosyal ve beşeri bilimler kategorisinde, "Farklı Reklam İçeriğine Maruz Kalan Deneklerin İşlevsel, Bilişsel ve Genetik Yanıtları Üzerinden Reklam Etkinliğinin Analizi" konusunda yaptıkları doktora teziyle Dr. Çağatay Akdoğan ve tez danışmanı Prof. Dr. Ayşe Akyol'a, fen ve mühendislik bilimleri kategorisinde, "Optoelektronik Nöral Arayüzleri İçin Yeni Biyouyumlu Kuantum Noktaları ve Nanoteknolojik Birleşimler" konusundaki doktora teziyle Dr. Houman Bahmani Jalali ve tez danışmanı Doç. Dr. Sedat Nizamoğlu'na, sağlık bilimleri kategorisinde ise "Santral Sinir Sistemine Yönelik Nanopartiküller İlaç Taşıyıcı Sistemlerin Geliştirilmesi ve Parkinson Hastalığında Tedavi Etkinliğinin Değerlendirilmesi” konusundaki doktora teziyle Dr. Sema Arısoy ve tez danışmanı Prof. Dr. Tansel Çomoğlu'na ödülünü verdi.

Erdoğan, kurumsal ödül kategorilerinde Yerel Kalkınmaya Katkı Ödülü'nü Süleyman Demirel Üniversitesi, Uluslararası İş birliği Ödülü'nü Marmara Üniversitesi, Üniversite-Sanayi İşbirliği Ödülü'nü İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Topluma Hizmet Ödülü'nü ise Erciyes Üniversitesi rektörlerine verdi.




Kaynak: ajansbizim

Editör: Mehmet Pekbaş




Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
resmi ilanlar
Henüz anket oluşturulmamış.
NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI