Koronavirüs pandemisinin başlangıcından bu yana Sağlık Bakanlığı’nın test stratejisi tartışılıyor. Sağlık Bakanlığı’nın yerli kit üreten 12 firma olmasına karşın tek bir firmayla anlaşması, kitlerin alım sürecinde yolsuzluk yapıldığı iddiası ve yurt dışındaki yetkili laboratuvarlarda PCR testlerinin doğruluğunun yüzde 40’larda kaldığının iddia edilmesi krize neden oldu.
Cumhuriyet’ten Sibel Bahçetepe’nin haberine göre , test kiti tartışması nedeniyle bakanlığa bağlı kurumlarda görev yapan 4 bürokrat istifa ederken bir bürokrat görevden alındı. Bilim insanları, bakanlığın tartışmalara son vermek için testlerin duyarlılığını, pozitif ve negatif kestirim gücünü net olarak açıklaması gerektiğini belirtti.
“Kit konusu özellikle bulanık tutuluyor”
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Saltık, tartışmaları değerlendirirken “Kit konusu özellikle bulanık tutuluyor. Bir duyum geliyor ‘yüzde 40 duyarlıklı testi bıraktık, ilgili daire başkanını görevden aldık, Bakanlıkta soruşturmalar sürüyor’ deniyor. Başka duyum alıyoruz; ‘O testi artık kullanmıyoruz, yüzde 93’lerde duyarlığı olan başka bir testi kullanıyoruz’ deniyor. Sahada çalışan değişik dallarda ve kurumlardaki meslektaşlarımızdan farklı, hatta çelişen bilgiler alıyoruz, kimse durumu net olarak bilmiyor. Gerçeği öğrenmek için kamu otoritesinin, Sağlık Bakanlığı’nın gecikmeden açıklama yapması gerekir” dedi.
“Bildiğimiz kadarıyla ihaleye giren iki firmadan birinin önerdiği testin duyarlığı yüzde 90’ın üzerinde ancak yandaş olan ve yüzde 40 duyarlığı olan firmaya ihale verilmiş, duyumlar üzerinden bunu paylaşıyoruz” diyen Saltık, salgınla mücadelenin böyle yapılamayacağını anlattı. Testin duyarlığının ne düzeyde olduğundan emin olunması gerektiğini anımsatan Saltık, şöyle devam etti:“Yüzde 40 duyarlığı (hastaları yakalama gücü) olan bir testi kullanmak yerine, yazı – tura atsanız doğru tanı koyma şansınız daha yüksek, yüzde 50 oranında olur; oysa bu test yüzde 60 yanıltıyor! Salgının ortasında, 88 milyon insanın yaşadığı bir ülkede hazin bir ironi. ‘Test negatif’ diyerek evlerine gönderdiniz, kayıtlara geçmediniz, eğer şimdi kayda giren 240 bin olguyu 100 gerçek hastanın yüzde 40’ı kabul ederseniz, bunun üzerine 360 bin hasta daha eklemeniz gerekir o ‘yeteneksiz test’ yüzünden atladığınız. 600 bin hasta resmen ilan edilmiş olması gerekirdi Türkiye’de…”