Bugun...


Ahmet Zorlu

facebook-paylas
ÜÇÜNCÜ ZARFI AÇMAK.
Tarih: 13-07-2026 10:24:00 Güncelleme: 13-07-2026 10:24:00


Gazetecilik mesleğine adım atalı neredeyse 50 yıl oldu.
1 Eylül 1977 yılında omuzladım sırt çantamı, elime kalemi aldığımda 16'sında toy bir delikanlı idim.
Yarım asırlık bu zaman diliminde bir çok siyasi partinin doğuşunu, yükselmesini ve çöküşünü yazarak, fotoğraflayarak geçti ömrüm.
Elbette bir çok siyasetçinin de..
Kayseri’den çıkan Ziya Müezzinoğlu gibi denk bütçe yapabilen uzman Maliye Bakanlarını, zamanın imkansızlıklarına rağmen ülke tarım ve hayvancılığı için kendini paralayan Mehmet Yüceler gibi isimleri de gördüm.
İmar Affı adı altında bütçeye sıcak para akıttıktan sonra bu milleti tabutluklara mahkum eden Mehmet Özhaseki gibi bakanları da.
Ya da ülkenin enerjisinin vanalarını Mehmet Cengiz gibi adamlara teslim ettikten sonra sessiz sedasız o adamlardan birinin holdinginden bu millete göz kırpan Taner Yıldızları da.
Dün gazetelerde bir haber vardı, görmeyenleriniz olmuştur muhakkak.
Başlık; "Türkiye, Irak-Türkiye Ham Petrol Boru hattındaki usulsüzlükler nedeniyle Türkiye aleyhine verilen 1 milyar 470 milyon dolarlık tahkim cezasının iptali için Paris'te açılan davayı kaybetti"
:Ben açılmışını yazayım, Işıd'ın petrol ticaretinin faturası bize kesildi. Ülkece milletçe o para tıkır tıkır ödenecek.
Demokratik bir ülkede böyle bir ceza, bu cezaya neden olan yönetenlere kişi borcu yazılır.
Ama bizde ekmeğimizden bir lokma daha keserek bize ödettirilecek, daha öncekiler gibi..
Neyse yeniden konuya dönelim.
Tuncay Mataracıları, Hilmi İşgüzarları gazeteci olarak takip eden biriyim.
Adnan Menderes’in, Alpaslan Türkeş’in, Necmettin Erbakan’ın bıraktıkları siyasi mirası hoyratça harcayan, o mirası önce oya sonra koltuğa, daha sonra da menfaate tahvil eden çocuklarını da izledim.
Dizinin dibinde büyüdüğü şeyhinin işaret etmesi ile meclise, oradan da bakanlık koltuğuna kurulan adamlar da geçti siyaset tezgahından.
Seçme sosyalistlerden olup ta, daha sonra seçkin liboşlar arasına adını yazdıran, beyinleri viski şişesinde bulanmış sosyalist döneklerde geçti yakın siyaset tarihimizden, bazıları hala ‘Danışman!” koltuğunda oturan.
Unutmadan, iktidar adayı olduğu dönemde söylediğinin tam tersini yapan, buna rağmen çeyrek asır koltukta kalanları da çıktı.
Bu günkü iktidar gibi.
Ama hiç biri sonsuza kadar kalmadı koltuklarında.
Kimi ecelle, kimi milletin verdiği oylarla yerlerini aldılar, siyaset çöplüğünde.
Size bir şey diyeyim mi;
“Orta direk” edebiyatı ile iktidar olduktan sonra, çok uluslu şirketlerin adamı haline gelen Merhum Turgut Özal ile “Yoksulluğu tarihe gömeceğiz” diyerek iktidar olan ve bizi toptan yoksullaştırıp açlığa mahkum eden Recep Tayyip Erdoğan kadarı çıkmamıştı, yakın siyasi tarihimizde, bu milletin sabrını zorlayan.
Şimdi onlara bir yenisi daha katıldı.
Hiç iktidar olmadığı halde, bu Aziz Milletin yeniden filizlenen umutlarını yok etmek için yola çıkan Atatürk'ün Türk Milletine mirası devasa bir siyasi yapıyı yok etmeye yeminli Kemal Kılıçdaroğlu'ndan bahsediyorum.
Turgut Özal’ın makamını, “Makam Yüce, Adam Cüce” sloganı ile, küllerinden yeniden doğan Süleyman Demirel yerle bir etti.
Galiba, Sayın Erdoğan’ın tahtı da, bir delikanlının “Her şey çok güzel olacak” sloganı ile son bulacak gibi.
Zira Sayın Cumhurbaşkanı siyaset satrancında ardı ardına yaptığı yanlış hamlelerle, şahları, vezirleri devre dışı bıraktı, filleri ve piyonları öne çıkararak iktidarını sürdüreceğini sandı, sanıyor.
Ondandır, halk gözünde sıfır itibarlı bir adamı, Kemal Kılıçdaroğlu'nu kitlelerin önüne yem olarak atması, gündemi Kılıçdaroğlu ile perdelemeye çalışması.
Ondandır güzel ülkemin ekonomide, sosyal hayatta, siyasette fil girmiş züccaciye dükkanına dönmesi.
Albert Einstein der ki, “Aynı şeyi defalarca yapıp farklı sonuçlar ummak aptallığın en büyük kanıtıdır..”
Ama maalesef iktidar son 15 yıl aynı hataları yaparak farklı sonuçlar elde edeceğini sandı ve umdu.
Sandıkça ve umdukça ülkeyi ve milleti sonu belirsiz bir kaosun içine sürükledi.
Kendi içinden başlayarak, Aziz Milletin itibar ettiği insanları temizlemeye, içeri doldurmaya başladı.
Kendi Belediye Başkanlarının yaptıkları vurgunlar, parsel parsel kentleri pazarlamaları, kentlerde yapılan kadrolaşmaları görmezden gelerek, onlar hakkındaki dosyaları sümen altında tutarak, dürüstlüğüne, ahlakına, erdemine AKP’ye oy verenlerin bile kefalet edeceği CHP’li başkanları Silivri’ye doldurarak iktidarını sürdüreceğini sandı ve umdu.
Farklı Partilerden meclise giren milletvekillerini, kendi partisinden seçilmeyen belediye başkanlarını partiye katarak iktidarda devamlılık olsaydı, bu ülke Güneş Motel trajedisini yaşamazdı.
Bu günkü yazımı, zaman zaman eskiden Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da kürsülerden seslendirdiği ‘3 Mektup’ benzetmesi ile tamamlamaya na dersiniz.
İşte ibretlik hikâye:
Eski sadrazam, yeni sadrazama görevi devrederken kapalı 3 zarf bırakır…
Yeni göreve başlayan sadrazam masasının üzerinde not yazılı bir pusula ve üç kapalı zarf görür.
Not kâğıdının üzerinde “Başın sıkışırsa birinci zarfı, biraz daha sıkışırsa ikinci zarfı, çok sıkışırsa da üçüncü zarfı açarsın!” yazılıdır.
Yeni sadrazamın ilk yıllarında işler gayet iyi gider. Lakin bir müddet sonra halkın feryadı yükselmeye başlar... Nerdeyse her şey kötüye gitmeye başladığı, işlerin kontrolden çıktığı bir anda; aklına eski sadrazamın kendisine bıraktığı zarflar gelir.
Birinci zarfı açar… Zarfta bir pusula: “Yapamayacak olsan bile sürekli vaatte bulun ve senden öncekileri kötüle!” diye yazılıdır.
Sadrazam başlamış eskileri, geçmiş siyasetçileri kötülemeye ve vaatleri peşi peşine sıralamaya… Biraz rahatlar. Lakin işlerde bir düzelme yok. Sadece halk bu kötülemeler ve vaatlerle biraz avunur. Bir müddet sonra şikâyetler ve homurtular tekrar yükselmeye başlayınca ikinci zarfı açar…
Zarfın içinde “Etrafını kötüle!” diye yazmaktadır.
Sadrazam bu defa başlamış kendi çevresindekileri kötülemeye. Yaşanan bütün olumsuzlukların sebebinin etrafındakilerin beceriksizliği yüzünden olduğunu her vesileyle söylemeye başlamış.
Halk, bir müddet bu etrafındakileri kötülemelerle biraz avutulmuş olsa da, işler eskiye göre daha da kötüye gitmeye başlar. Şikâyet sesleri ve homurtular dinmeyince üçüncü zarfa müracaat eder.
Üçüncü zarfın içinden çıkan pusulada “kendinden sonra gelecek kişi için sen de üç zarf hazırla!” cümlesi yazmaktadır.
Yani diyeceğim dostlar, bu iktidarın kendinden sonra gelecekler için 3 zarf hazırlayıp çekilmesinin zamanı geldi de geçiyor bile..




FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
resmi ilanlar
Henüz anket oluşturulmamış.
NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI