Bana arnavut ciğerinin ne olduğunu öğretecek kimsem olmadı. Oyuncak ayıyla nasıl oynandığını.
Kavşaktan nasıl geçildiğini.
Bir kıza nasıl kur yapıldığını
Yaşadığım şehrin yalnızlarla dolu kalabalığında öğrendim!
Üç kuruşum olunca ikisini ayakkabının içine saklamayı kendim öğrendim ,
Ne sorarlarsa sorsunlar ;inkar etmeyi...ben yapmadım demeyi.
Kartondan battaniyeyle ısınmayı donarken öğrendim ...
Kendi kendinin hocası,
Kendi kendinin doktoru olmayı öğreten olmadı.
Başın ağrıyınca ..üşüyünce ...
kar yağınca ölünür sandım hep !
Bu yüzden altına sığındığım yalnız ağaca üzülürüm
Kesilirken bir tek ben ağladım ...
Bu yüzden manavın yere atılmış çürük elmasını alır cebime koyarım
bu yüzden Kaldırımda uyuyan köpeğe acışırım..
Bu yüzden demirin kilo ettiğini
Bu yüzden sağlığın demir gibi olmak olduğunu bilirim.
Bu yüzden Nazan'ım olmadı hiç...
Bu yüzden nazlanmam.verirsen yerim.Vermezsen de küsmem.
Bu yüzden bende açık kaldı mı acaba duygusu yoktur kapımın
Kapım olmadı hiç !
Bu yüzden iki mevsimdir benim yılım .
Bu yüzden yağana kış ,yağmayana yaz derim..
Bu yüzden her gün değişen kartonlardır yastığım .
Bu yüzden sokak lambamı ben örtmem .
Bu yüzden ilk fırıncının sesini sıcağını,kokusunu ilk ben duyarım .
Bu yüzden , çok kalabalıktır sabahım ...
Bu yüzden çok yalnızdır akşamım !..