Adamın tipine baksan, çember sakal, badem bıyık.
Foyası ortaya çıkmasaydı, derdiniz ki ‘Hakiki Müslüman..’
Tarım Kredi Kooperatiflerinin Genel Müdürü, aynı zamanda eski AKP Milletvekili.
Yani bir çiftçi kuruluşunun başında.
Çiftçinin alın terinden damıtılan 10 ayrı kurumdan maaş alıyor.
Pardon maaş değil, ‘Huzur hakkı..’
Kendisi öyle diyor.
Yanına birini almış danışman olarak.
O da 5 ayrı yerden alıyormuş Huzur Hakkı’nı..
Demek ki, “Huzur İslamda” dediklerinde bahsettikleri ‘Huzur’, beleşten gelen maaşlarıymış.
Son örnek olduğu için bu adamdan başladım.
O kadar çoklar ki, hangisinden örnek versek.
Adam 1 ya da iki dönem milletvekilliği yaptı. Ama gözü dışarıda. Hemen bir Banka Yönetim Kurulu Üyeliği ayarlanıveriyor, partide kalsın, karşı tarafa geçmesin diye.
Aldığı maaş bir yana, yanına yöresine bankayı yönetirken geri dönmeyecek cinsinden milyonluk krediler ayarlıyor.
Banka Yönetim Kurulu Üyeliği ile kalsa iyi.
Kimi Rektör, kimi dış temsilciliklerimizde Büyükelçi bile yapılıyor. Ya da elçilik çalışanı, yabancı dil bilmesine bile gerek yok.
En seçme tipler!, dış temsilciliklerimize Müşavir! olarak atanıyor.
Enteresandır, bu tipler gittikleri yerde, oturdukları makamı o kadar benimsiyorlar, o kadar sahipleniyorlar ki, kendilerine tahsis edilen bütçeyi diledikleri gibi harcayabileceklerine inanıyor, hortumun büyüğünü kendilerine, diğerlerini de taraf, etrafa bağlıyorlar.
Sadece Sayıştay Raporlarından elde edilen, o kadar çarpıcı bilgiler geliyor ki kulağımıza.
Mesela, eskiden ODTÜ ve Boğaziçi Mezunları okulu bitirdikleri gün kapışılırdı kurum ve kuruluşlarca.
Çünkü iyi eğitim almış çocuklardı.
Şimdi ise, ülkenin istihdam garantili tek eğitim kurumu kaldı, Kartal İmam Hatip Lisesi..
Önceki gün yazdım, Kırıkkale’yi Kırıkkale yapan Makine Kimya’nın başına gelecekleri, iktidarın bu konudaki çabalarını.
Her gün, ‘Bu kadarı da olmaz’ dedirtecek yeni bir uygulama.
Ömründe Sayıştay’ın önünden hiç geçmemiş birini dün Sayıştay Başkanı olarak atadı, Reis.
Kulislerde konuşulan atama gerekçesi ne mi?
“Görev süresi dolan başkan muhalefetin eline çok koz verdi..”
Vallahi de öyle, Billahi de öyle diyorlar.
Yani bundan sonra, tek kurumda çalışıp 10 kurumdan maaş alanlardan haberdar olamayabiliriz.
Yani bundan sonra, 128 milyar doların nereye gittiğini hiçbir zaman öğrenemeyebiliriz.
Yani bundan sonra, Demirören başta olmak üzere, yandaşa verilen ve hiç geri dönmeyen milyon dolarlık kredilerin akıbetini öğrenme imkanımız olmayacak.
Yani bundan sonra, yaktığımız elektriğe, aldığımız akaryakıta, çocuğumuzun mamasını alırken ödediğimiz vergilerin nereye gittiğinden hiç haberdar olamayacağız.
Ama Reis, her konuşmasında;
“Bizim siyasetteki varlık gayemiz birilerine imtiyaz sağlamak, birilerine menfaat devşirmek, birilerini makam mevki sahibi kılmak değildir.” demeye, biz de inanmaya devam edeceğiz.