Farkında mısınız?
Bu Mazlum Milleti lime lime ettiler.
Maçta gol atılır, gülü atanın Türk mü, Kürt mü, Alevi mi, Sünni mi olduğunu sorgulamaya başlıyoruz.
Vatan görevi sırasında şehit düşer, cenaze Camide ise padişah boncuğu gibi dizilir, göz ucuyla kamera ararız.
Ama Cem Evi’nden kalkıyor ise, iki temsilci gönderir zevahiri kurtarırız.
Sanki o kahraman, vatan savunmasında şehit olmamışçasına.
Bir adam çıkar, Devletin Bakanının kara para aklayıcısı ile yaptığı görüşmeyi, tarih, saat vererek ilan eder.
Ne bakandan, ne de bakanı soruşturması gereken mekanizmadan tık yok.
O bakan çıkıp kamuoyuna izahat verme, açıklama yapma sorumluluğunu bir kenara bırakıp, “Ama o da siyasilere ayda 10 bin lira rüşvet veriyordu” der.
Siyasiye rüşvet vermekle itham edilen Mafya Üyesi (Kendi deyimi ile) çıkıp cevap verir;
“Ayda 10 bin lira bizim şanımıza yakışmaz, biz bazı siyasilerin araçlarına çantalar içinde para koyardık..”
Namuslu, ahlaklı bir iktidar mensubu çıkıp da, “Ey Mafyanın itham ettiği pislikler, bu parti dürüst, namuslu insanların partisidir. Derhal ayrılın bu siyasi hareketten” demiyor, diyemiyor.
Beyni Suriye’de alınmış biri, bir siyasi partinin İzmir İl Başkanlığı’na geliyor, büyük bir ciddiyetle parti binasına giriyor, binada tek bir kadın görevli var ve silahını ateşleyip kadını öldürüyor. Verdiği ifadenin ilk cümleleri, “Tamamen tek başıma planladığım bir eylem arkamda kimse yok.”
İnsanın, “Yalancının …..” diyesi geliyor.
Bu cinayet ve parti merkezi baskınından bir hafta önce, aynı mafya üyesi çıkıp diyor ki, “Kardeşlerim ortaya saçılan pisliklerden, dikkatleri başka noktalara çekmek için kaos yaratacak eylemlere girişecekler. Aman ha tahriklere kapılmayın..”
Düşünebiliyor musunuz?
Mafya mensubu, Türk Milletini uyarıyor ve diyor ki:
“Siyaset, medya, iş dünyası ve karanlık güçlerin ittifakına yoğunlaşan Türk Milleti’nin dikkatlerini başka yere çekmek için akla hayale gelmeyecek eylemler yapılacak, kargaşa ve kaos yaratılacak..”
Siz sanıyor musunuz, bu kirli işler, bu kirli ilişkiler sadece tepelerde var.
Sadece tek bir örnek.
Kayseri’de inşaat sektöründe bir yıldız gibi yükselen, yerel medyayı arkasına takan biri vardı.
Adını verip köşemi kirletmek istemiyorum.
Bazı yayın kurumlarının tepesinde yer alan adamların kasasında bu adamın yaptırdığı 3-4’er dairenin tapusu var.
Birden bire sosyal medyaya bir görüntü düştü.
Bir Masaj Salonunda 14 yaşında kız çocuğuna sarktığı için çalışanlar tarafından hastanelik edilene kadar dövüldüğü görüntüler.
İkinci gün çıkıp, “Beni Fetö bu hale getirdi” türünden bir açıklama yapıp işin içinden sıyrılmaya çalıştı ise de, gündemden siliniverdi.
Bir başka örnek, yine kentin inşaat sektöründe lider bir firmanın tepesindeki adam.
Bir yıl içinde elinde ne varsa alındı, adam köyüne çekildi, yine de rahat bırakmadılar, “Uyuşturucudan içeri soktular..”
Yani demek istediğim, güzel ülkemin genelinde dev bir karanlık yapılanma ülkenin ufkunu, kentlerimizde oluşturulan bir çok kirli yapılanmalar da kentlerin ufkunun kararttı, karartmaya devam ediyor.
O nedenle temizliği medyadan başlatmak lazım.
24 saat aralıksız, bu mazlum millete yalan söyleyenlerinden.
Karanlık ve kirli yapılanmaları bize “Cici baba” diye göstermek için çaba gösteren medyadan.
Genelinden, yerelinden.
Sonra insanı düzeltmek zorundayız
Zira insanı düzeltmekle yükümlü kurumlar bu günlerde üç maymunu oynuyor.
Görmek istemiyor, duymak istemiyor, bilmek istemiyorlar.
Yasama fiilen etkisiz hale geldi.
Yürütme tek adamın elinde ve 99 eli, 199 beyni olsa bunca karanlık ilişkiyi gün yüzüne çıkaramaz.
Yargı, “Bırakın birbirlerini yesinler, sonra bakarız” havasında.
Medyayı da gazetecileri de sorgulamaz isek.
Bu ülkenin kurucu değerlerinin 4 ayak üzerine inşa edip bize hediye ettiği Demokrasinin, Cumhuriyetin devre dışı kalmasına zemin hazırlarız.
Yani demek istediğim, size akşam ajanslarında, sabah manşetlerinde sunulan haberleri dinleyip okuduktan sonra “Acaba” demeyi ihmal etmeyin.