Beyler, her konuda olduğu gibi Gri Pasaport konusunda da işi sulandırıyor, acı tabloyu göz ardı ediyorsunuz.
Yok efendim gri pasaportla tüyenlere bu pasaportu veren belediye başkanı şu partiliymiş bu partiliymiş.
Bu kadar basit mi?
Neden aşağıdaki soruları sormuyorsunuz?
Bu iktidar döneminde patlak veren gri pasaport skandalı ya da projesinin mimarı kim ya da kimler?
Bu ülkenin vatandaşları 20 bin Avro vererek neden Avrupa Ülkelerine kaçıyor?
Daha geçen Cuma demedi mi Sayın Cumhurbaşkanı, “Hatırlayın bir dönem bizim insanlarımız yurt dışındaki yollara, otobanlara, köprülere hayranlıkla bakardı. İnsanlarımız çoğu zaman tedavi için üniversite eğitimi, iş, aş bulmak için Avrupa’ya Amerika’ya gitmek zorunda kalırdı. Allah’a hamdolsun bugün bu tablo büyük oranda tersine döndü. Artık yabancılar Türkiye’ye geldiklerinde bizim yollarımıza, köprülerimize, tünellerimize, havalimanlarımıza gıptayla bakıyor”
Madem durum böyle, neden insanlarımız mevzuatın arkasından dolanan, ‘Kravatlı insan kaçakçılarına’ yem ediliyor?
Bizler, sonuçları tartıştığımız ve nedenleri göz ardı ettiğimiz sürece, insanların çaresizliğini sermaye edenlerin kurnazlıklarını, mevzuatı bile nasıl kullandıklarını konuşur dururuz.
Oysa, hizmete özel pasaport konusunda mevzuat gayet açık.
Örneğin ben;
Herhangi bir ülkeye gazeteci olarak gideceksem, çalıştığım kurumdan görev yazısı alırım, bunu eskiden Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Başkanlığı, yeni adıyla Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına götürür ve hizmet pasaportu talep ederim. Bu kurumun vereceği yazı ile ‘Hizmete özel’ pasaportu aldıktan sonra gideceğim ülkeye vizesiz gider görevimi yapar, geri dönünce de pasaportu iade ederim. Bu süreç hem meslek kuruluşum, hem de pasaportu veren kuruluş tarafından takip edilir.
Gri Pasaport konusunda da süreç böyledir.
Bu pasaport belli bir zaman dilimi için geçerlidir.
Anladığım kadarıyla, yıllarca bu yolla giden ve geri dönmeyen çok sayıda insan var.
Bu pasaportları veren kurum, bu görevlendirmeyi yapan belediyelere ve Diyanete “Pasaportlar neden iade edilmedi?” diye sormadı ise, bu konuda o belediyeler kadar, o pasaportu sağlayan kurumlar da sorumludur.
Mesela Malatya Yeşilyurt’ta pasaportlar dönmüş ama adamlar dönmemiş, anladığım kadarıyla.
O zaman da, pasaportu sağlayan kuruluş soracak, “Kardeşim adamların pasaportlarında çıkış damgası var, ama giriş damgası yok. Nerede bu adamlar?” diye.
Toplumların zor zamanlar yaşadığı süreçlerde, ‘Umut tacirleri’ sahneye çıkar.
Anladığım kadarıyla, bir ucu dışarıda olan insan kaçakçıları da, siyaseti kullanarak kolay yoldan insanların kalan son varlıklarını iç etmenin yolunu bulmuş.
Gri Pasaportla tüymek bu yollardan sadece bir tanesidir.
Bu skandaldan sonra en tepedekilerin şapkalarını önlerine koyup düşünmeleri ve şu soruyu kendilerine sormaları gerekir?
“Biz 19 yılda insanımızı nasıl bu hale getirdik? Nerede yanlış yaptık?”
Zira, gri pasaport konusunda, Almanya’ya kapağı atmayı başaran Bingöl’lü yurttaşın, Gazeteci Sevilay Ylman’a söylediklerine bakarsanız, bu insan kaçakçılığının nedeni acı bir tokat gibi yüzünüze iner;
“Kimsenin bir şey söylemesine gerek yok ki… Bingöl’de yaşayan herkes zaten bu yolla Almanya’ya gidildiğini biliyor. Yeter ki verebileceğiniz 6 bin Euro’nuz olsun… 20 bin Euro’yu veren kek de var. Benden de önce 10 bin istediler. Dedim benim hepi topu 6 binim var. Başka da verecek param yok. Eli mahkum kabul ettiler… Valla hiçbir şey yapmadan oldu. Bana dediler nüfus cüzdanınla parayı getir, gerisini bize bırak. Öyle de oldu. Parayı götürdüm söyledikleri emanetçi adrese. 15 gün sonra gri pasaport elimdeydi. Pasaport için paraları toplayan Bingöl merkezde bir kuyumcuydu. Orada toplanıyordu paralar, kimlikler…“Sonra tarih verdiler. Otobüsle götüreceğiz dediler. Bindik otobüse çıktık yola. Hiç sorun yaşamadan da vardık Almanya’ya… Zaten aynı şehre de gelmedik. Hepimiz değişik şehirlerde indik. Essen, Hannover, Bremen… Ben Hamburg’u istedim. Çünkü akrabalarım buradaydı… Bir otobüs dolusuyduk… Ama bakın ben size bir şey söyleyeyim mi? Siz sanıyorsunuz ki 45-50 kişidir bu yolla çıkan. Bu yanlış bilgi. Sırf bizim Bingöl’den benim tanıdığım, burada hala görüştüğüm 150 kişi var. 2019-2020 yılları arasında Bingöl’den en az 450-500 kişi böyle çıkarıldı. Bu işin merkezi de Bingöl’dür. Siz oraya iyice bir bakın bence. Çünkü bu işin esas mimarı sizin de yazınızda yazdığınız gibi Ali Ayrancı’dır. Bingöllüdür kendisi ve çevresi çok geniştir. Eli kolu çok uzun bir vatandaştır… Bir de Sedat diye biri var. Soyadını bilmiyorum ama İstanbul’da yine Bingöllü biri… Hiçbir sorun yaşamadık. Otobüsten inmedik bile. Geliyorlardı alıyorlardı pasaportları elimizden. Götürüp damga vurduruyorlardı. Tekrar yola devam ediyorduk…”
Bingöl’lü yurttaş, Almanya’ya bu yolla neden gitmek zorunda kaldığını ise 2 kelimede özetledi;
“Açtım kaçtım..”
Şimdi ise en vurucu soruyu ben sorayım;
Bu gün Türkiye’de yaşayan milyonlarca Suriyeli, yüzbinlerce Afganlı, Pakistanlı, Bangladeşli, Afrikalı keyiflerinden mi kaçtılar ülkelerinden?
Hadi bir soru daha;
Avrupa ülkelerine ve dahi Türkiye’ye kapağı atan yüzbinlerce insanın uyruklarına bakıldığında, tek bir tanesinin bile Demokratik bir ülkeden gelmediğini görmek size neyi ifade ediyor?