“Müslüman ayakta işemez” diyerek başladınız sapkınlığa.
Kamu kurumlarında pisuvarları söktürdünüz, ‘Kıbleye bakıyorlar’ yalanı ile.
Zavallı insanların çocuklarına el attınız, 9 yaşındaki çocukları ‘Bademliyoruz’ diye kirlettiniz.
“Hamile bir kadın öyle sokak ortasında tek başına gezemez” diyerek, anneliğin yüceliğini bile yok saydınız.
Yüz binin üzerinde Müridi! bulunan şeyhiniz, hizmetini gören adamın küçük kızına sarktı, buna rağmen çocuğa değil, şeyh bozuntusuna sahip çıktınız.
“Atatürk ile zerre kadar muhabbeti olan, öldüğümde benim cenazeme gelmesin, her 10 Kasımda dokuzu beş geçe kalkıp kenefe gidin” diyen yobazları Üstatlıkla taltif ettiniz, Cumhurbaşkanının sofrasında baş köşeye oturttunuz.
Fetullah Gülen denen ABD Ajanı Hainin doğum gününü yıllarca bu mazlum millete ‘Kutlu Doğum Haftası’ adı altında kutlattınız, hemi de haftanın programlarının harcamalarını bizim vergilerimizle, Diyanetin Bütçesi ile yaptırdınız.
Tüm nitelikli, aydınlık beyinler yetiştiren okulların tabelalarını söküp “Proje okulları” adı altında bilimin ışığını söndürdünüz.
Cahilin feraseti ile ferasetlenen yazı tura prof.larına, doç.larına emanet ettiniz Yüksek Öğretim Kurumlarını.
Partinin önünden geçeni, milletvekili emeklisini, eşi milletvekili adayı olan insanları getirip oturttunuz üniversitelerin başına. Bankaların yönetimine, KİT’lerin başkan ve yöneticiliklerine.
Faizsiz Bankacılık edebiyatı ile Müslümanların paralarını iç ettiniz, kendi paralarınızı ayakkabı kutularında döviz olarak istiflediniz.
Dondurma yiyen çocuğu bile sıkıştırıp, “Sokakta yeme” diye baskı kurmaya kalkıştınız, “Ne kılık kardeşim” diye soran olduğunda “Mahalle baskısı var” diyerek feryadı bastınız.
Medyayı tek tipleştirdiniz.
Şifa niyetine, elinize ne geçti ise satışa koydunuz.
Nalın sattınız, yanmaz kefen sattınız, zavallı insanların sağlığını hiçe sayıp sizin uyduruk ilaçlarınız yüzünden kötürüm olmalarına göz yumdunuz.
Ama mesele hayat pahalılığı, ama mesele ücretlere yapılan komik zamlar, ama mesele yüksek enflasyon olduğunda köstebekler gibi çekildiniz köşelerinize.
Çekilmekle kalmadınız, Fakirliğin ne kadar yüce bir makam olduğunu anlatırken, kendiniz de malı götürmeye devam ettiniz.
Yıllarca Gavs diye önünde reverans ettiğiniz adam ölünce geriye bıraktığı 55 Milyar Dolar servet bile sizin aklınızı başınıza getirmedi.
Ülkeyi ve Milleti ilgilendiren hiçbir konuda, bir toplantı, bir gösteri, bir fikir beyan etiniz de, biz mi duymadık.
Gelinen noktada, Muska Satan TV Kanalları var, uzaktan ekrandan üfleyip insanları iyileştirdiğini iddia edenleri var içinizde.
Artık tarikat merkezleriniz holding, sözde şeyhleriniz CEO haline geldi.
Şimdi sıra kalan son aydınlığı söndürmeye, düşünen son beyinleri yok etmeye, konuşan dürüst insanları susturmaya, ülkesi için ter döken pırıl pırıl gençleri linç etmeye geldi, öyle mi?
Harp Okulu Mezuniyet töreninde, "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diyerek, yıllarca devam eden bir ritüel sosyal medyaya yansıyınca rahatsız oldunuz öyle mi?
Ya ne diyeceklerdi.
Menzil'in Ordusuyuz mu?
Türk Ordusunun genç teğmenlerine sahip çıkmamak, onları küçümseyip kötülemek adına söylenen her sözün sahibi, her yazının kalemi yukarıda sırlamaya çalıştığım sınıfa giriyor.
Tıpkı Millet açlıkla sınanırken, 'Baleyi yasaklayalım' diyen soytarılar gibisiniz.
Sizler düşünceden, düşünenden korkan zavallılarsınız.
Sizler Tarikat değil, birer Barikatsınız.
Hemi de, Kur-an ile insan arasında kurulan birer Barikat.