Adı üstünde;
Şehremini..
Yani Şehrin en emin insanı..
Belediye Başkanı, bu günkü adıyla.
Ben anlamam arkadaş, milletin oyu ile gelinen bu kutsal görevdeki insan mert olacak, sözünün eri olacak, kıçı-başı ayrı oynamayacak.
Mevzuatın arkasından dolanmayı marifet saymayacak.
Yasa ve kurallara harfiyen önce kendi uyacak sonra yönettiği kurumdakilerin uymasını sağlayacak.
Yönettiği kurumu, partililerin ve bebelerinin istihdam ve köşe dönme aracı olarak kullanmayacak.
Liyakati esas alacak, her hizmette, her çalışmada.
Salı gecesi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın konuk olduğu bir program izledim.
Bağımsız ve tarafsız gazetecilerden gelen her soruyu büyük bir açık-yüreklilikle cevaplandırdı.
Konuşmasında sık sık, “Beni bu göreve Ankara Halkı getirdi, dolayısıyla önceliğim Ankara Halkına hizmettir..” diyerek bir anlamda, Millet İttifakı Partilerine de mesaj gönderdi, “Kanunsuz bir taleple gelmeyin bana” diyerek.
Size bir şey söyleyeyim mi?
İmrendim.
Siyasi nedenlerle getirilen kısıtlamalara rağmen, seçim öncesinden başlayan ve iki yıldır devam eden ayak oyunlarına rağmen, yakınmadan, dert yanmadan nasıl hizmet ettiğini anlattı kalem kalem.
Polemiğe girmeden, ucuz siyaset yapmadan hemi de.
Sonraki gün Çarşambaydı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın Kayseri Halkına Mesajı düştü sosyal medyaya.
Diyordu ki Sayın Büyükkılıç, “Kıymetli Kayserili Hemşehrilerimiz, ilimizde vaka sayıları artıyor. Gerekmedikçe kalabalık ortamlara girmeyelim, bir süre ev ziyaretlerine ara verelim, misafir kabul etmeyelim. Sabrınız ve desteğiniz için teşekkür ediyorum.”
Kayseri Halkı bu mesajı okurken Büyükkılıç ve arkadaşları Kayseri’den onlarca otobüs dolusu adamı Ankara yoluna çıkarmış, Ankaraya ulaştırmışlardı bile.
Hemi de ne yolculuk, çalgılı-çengili, maskesiz leba-leb dolu otobüsler.
Yani Ankara’ya Türkiye’nin her noktasından taşınan ve Ankara’dan alınıp kentlere getirilen virüs bayramı görüntüleri adeta.
Şimdi bu zat-ı muhteremler, muhtemelen Cuma Namazı öncesi ve sonrası çarşıya çıkacak, “Aman maske, aman mesafe, Aman temizlik” diyecekler.
Yazının başındaki tanıma yeniden dikkat çekmek istiyorum; ‘Şehremini..’
Yani şehrin en emin insanı.
Şimdi de sormak istiyorum, Kayseri seçmenine, Türkiye Seçmenine;
Seçtiğiniz, şehrinizin en emin insanı konusunda, geçen 2 yılın sonunda vicdanen müsterih misiniz?
Dönelim yeniden Kayseri’ye.
Bu kentin en emin insanı olarak seçtiği isim bir tıp doktoru.
Şimdi kendisine sormak istiyorum?
Dün vesile olduğunuz bu skandal görüntüler ve halkla alay eden mesajınızdan sonra, gece eve döndüğünüzde meslektaşınız olan oğlunuz size sormadı mı?
“Baba bu ne perhiz, ne lahana turşusu” diye.
Haydi o sormadı kabul edelim, Ülkenin Hastanelerinde bu çağın belası ile mücadele ederken, günlerce eşini, çocuğunu, annesini, babasını görmemek için evine uğramayan sağlık çalışanları, virüse yakalanıp yaşamını yitiren meslektaşlarınız da mı aklınıza gelmedi?
Ve son sözüm Ankara Halkı’na.
“Mansur Yavaş’a karşılık size Mehmet Özhaseki’yi önerdik kabul etmediniz. 3 Yıl sonra yeniden seçim var, Özhaseki’nin yanında Memduh Büyükkılıç’ı da versek de, bize Mansur Yavaş’ı verseniz olur mu?”