Aslında çok sevindim, biliyor musunuz?
21 Aralık günü 18.50’den dolar alıp para kazanmayı düşünen fırsatçıların ters köşe olmasına.
Dolar 16 lira iken deposunu tıka basa doldurup, doların 22 lira olmasının heyecanı yaşayan stokçuların, fırsatçıların ellerindeki stoka rağmen ‘yok’ satmalarına.
Bizi yönetenlerin, Türk Lirasının piyasaya dolar satarak değerinin artmayacağı gerçeğini nihayet görmeleri ve bazı önlemler alınması gerektiğine kanaat getirmesine.
Sonra da uyarıyorum.
Dolar Türk Lirası karşısında sadece 1 ay öncesi rakamlara indi.
Yani ortada öyle sevinilecek, bayram edilecek bir durum yok.
Yani 21 Kasım 2021 günü 1 ABD doları 11.2 liraydı.
1 Avro ise 12.6 liraydı.
Şimdi gelelim bir gecede oluşan Bahar Havasının can yakan nedenlerine.
Dün gece alınan kararların özetini anlatayım sonra meseleye gireriz.
Hani şu bavullar dolusu doları, avrosu olanlar var ya, iktidar onlara dedi ki;
“Kardeşim, sen döviz mevduat hesabını Türk Lirası hesabına çevir. Öngörülen faiz üzerinden paranı vadeli olarak bankaya yatır. Baktın döviz fiyatları, senin faiz getirinden daha yüksek gelir getirecek. Arada doğacak farkı ben devlet olarak sana ödeyeceğim.”
Kısa adı ‘Dövize çevrilebilir mevduat hesabı’dır yani bu yeni uygulamanın adı.
Türkiye’de 1977 yılında uygulanmış ve önemli oranda para girişi de sağlanmıştır.
Ama bir yıl sonra uygulama durdurulmuş, buna rağmen hazine önemli bir borç yükünün altına sokulmuştur.
İktidarın bize sunduğu 'Yeni Ekonomikt Model' bu ise, diyeceğim yok.
Yani sevgili emekli emmi, yani asgari ücretli kardeşim bu yeni uygulama ne getirecek diye soracak olur isen;
“Senin bankada bir hesabın vardır, maaşın o hesaba yatar, bir saat sonra da çekersin parayı. Ama bavulla parası olanlar var ya, onlar döviz hesaplarını Türk Lirasına çevirecek, vadeli olarak bankalara yatıracak. Baktılar, döviz onlara verilen faizin üzerinde arttı, farkı senin vergilerinden oluşan hazine karşılayacak. Nasıl ki, geçmediğin köprünün, girmediğin tünelin, inmediğin havaalanının garanti farkları, hissettirilmeden senin sırtına yüklendi ise, bundan sonra paralı hödüklerin banka hesapları da devlet güvencesinde olacak.”
Gelelim son bir ayda ulaşılmaz noktalar gelen fiyatlar nasıl etkilenecek sorusuna?
Yani, seni beni ilgilendiren bölümüne;
Bir torba unun fiyatı yeniden 100 liraya inecek mi?
1 koli yumurtayı yeniden 13 liradan alabilecek miyiz?
10 liranın üzerine çıkan akaryakıt fiyatları yeniden 5 liraları görecek mi?
Yüzde 700 oranında arttığı için Sonbahar gübresi atamadan tarlasını eken çiftçi, hiç değilse yeşil gübreyi eski fiyattan alabilecek mi?
Sıvı yağın 5 kilosunu yeniden 35 liradan alabilecek miyiz?
Meselenin seni-beni ilgilendiren yönü bu.
Ben söyleyeyim:
Elbette hayır.
Yani senin sevinmeni gerektirecek bir durum yok orda.
Sadece bu sabah bu ülkede olan, Türk Lirasının değersizleşmesine dur denildi ve liramızın değeri tam bir ay öncesi rakamlara yeniden yükseldi.
O nedenle seviniyorsan, boşuna seviniyorsun.
Sevinmesi gerekenler yine para babaları.
Çünkü onlar dövizden kazandıkları gibi bundan sonra Türk Lirası hesaplarından da para kazanacak.
Hemi de Devlet Garantili olacak kazançları.
Biliyorum, seviniyorsun.
Zira, dövizin istenince nasıl Türk lirası karşısında bir gecede 7 lira değer yitirmesi seni gururlandırıyor.
Ama bu meselede senlik-benlik bir şeoy yok kardışım.
Sana tavsiyem, kendine gelmen için sokağa çık, markete uğra, fırının önünden geç.
Göreceksin, fiyatlarda düne oranla hiçbir değişiklik yok.
Sadece iktidarın, “Yalancı Bahar” adlı oyununun provalarını izliyorsun.
Eğer oyun yeterli gişe yaparsa, sırada seçim var.