Şimdiki gençlik pek hatırlamaz.
Eskiden Belediye Başkanı seçim ertesi basın toplantısı düzenler ve basının huzurunda yakasından parti rozetini çıkarıp, “Seçime kadar partimin adayı idim. Bundan sonra herkesin belediye başkanı olacağım. Hizmeti planlarken ihtiyaç faktörünü gözeteceğim. Partimize tek oyun çıkmadığı mahalle de aynı ölçüde hizmet alacak” derlerdi.
Seçilen Milletvekili partisine en az oyun çıktığı mahalleleri ziyaret ederek başlardı çalışmaya.
Bir çok şehirde ve Kayseri’de siyasi partilerin il başkanları ayda bir toplanır, kentin sıkıntılarını sorunlarını, çözüme yönelik çalışmaları değerlendirir, gerektiğinde hep birlikte Ankara’nın yolunu tutup iktidar çevrelerine sorunu aktarır, çözümü için hemfikir olduklarını dillendirip dönerlerdi.
Refah Partisi iktidara geldi.
Mahalle temsilcilerini muhtarların önüne geçirdiler.
AKP döneminde de aynı uygulama devam etti.
Muhtarların ulaşamadığı kent yöneticilerinin kapıları iktidar partisinin mahalle temsilcisine sonuna kadar açıldı.
Kayseri’de AKP iktidarından sonra il başkanları toplantısı 2004 yılında son kez yapıldı, bir daha .öyle bir toplantı düzenlenmedi.
Ama Bürokratları partiye çağırıp hizaya getiren il başkanları gördük, gelen eleştirileri ise, "Ben Sayın Cumhurbaşkanı'nın ildeki siyasi temsilcisiyim. Tabii ki bürokratları çağırıp dinleyeceğim, gelen şikayetleri kendilerine aktarırım" demiş, diyebilmişti.
Bir daha da iktidar partisi il başkanı katılmadığı için yapılamadı.
Biz rozet meselesine yeniden dönelim.
Belediye başkanlarından vazgeçtik.
İktidar 22 yılda partili bürokrat, partili memur, partili öğretmen, partili yargı mensubu bile yetiştirmeyi başardı.
Parti il başkanlarına her sabah tekmil veren, çağrıldığında parti binasında soluğu alan Fasulye yöneticilerimiz var artık.
Biliyorsunuz, fasulye yanına dikilen sırığa sarılarak yükselir ya, ondan fasulye dedim.
Bülent Ecevit iktidarında konulan ve hak edenin işe alınmasını temin eden KPSS engelini aşmak adına, kamunun her alanına ‘mülakat’ ucubesi konularak hak edeni değil, cebinde kart olanı yerleştirdiler kamunun kilit noktalarına.
Mayıs seçimlerinden önce Mülakatı kaldıracaklarına söz verdiler, Haziran'da çark ettiler.
Artık Devlette ‘Liyakat’ esası değil, ‘Liyakart’ esası geçerli hale geldi.
Sosyal Devlet İlkesi bile tersyüz edildi güzel ülkemde.
Belediye Otobüsünden ücretsiz yararlanmak isteyen özürlü müsünüz, önce partiye kaydınızı yaptırıp sonra gideceksiniz belediyelere.
Fondan kömür mü almanız gerekiyor kış için, makarna mı bitti, parti kaydınızı gözden geçirin.
İş mi arıyorsunuz, partiden iyi bir dayınız yoksa diplomanızın hiç bir hükmü yoktur.
Siz hiç duydunuz mu 20 yıldır, "Filan belediye personel alacak, sınav yapılacak" diye bir bilgi, bir haber.
65 yaşındayım, güzel ülkemde 12 Eylül öncesi dönemde bile bu kadar ayrışma, bu kadar partilileşen kamu yapısı görmedim.
Daha da vahimi, daha da önemlisi toplumsal ahlak erozyona uğradı, toplumları toplum yapan değerler ortadan kaldırıldı, biat temelli yeni değerler yaratıldı.
Toplumda utanma ve mahcubiyet duygusu bile yok edildi.
Haklı olanı güçlü kılmak yerine, güçlü olanı haklı kılan bir toplum yapısı oluşturuldu..
Fen Liseleri yerine Sübyan Okulları, Medreseler ön plana çıkarıldı.
Bilim okullardan kovuldu, Hurafe bilimin kürsüsüne oturtuldu.
Siyasi Rakip teröristlikle, parti içi muhalif hainlikle yaftalandı.
Meslektaş rakip oldu, alternatif hain ilan edildi.
Eleştiren hain oldu.
Fikir ortaya koyan militan, beyan eden ise hain yaftası ile taltif edildi!
Evveldekilere alçak, ahirdekilere hain dendi.
Senden olmayana ayrılıkçı, seninle durmayana bölücü payesi verildi.
Toprağına, ülkesine, toplumsal değerlere sahip çıkan bölücü, uğrunda mücadele eden hain oluverdi.
Devletin Diyaneti bile, halkın içine düştüğü sefaleti, açlığı ‘Cennet’te Peygambere en yakın yerde olacaksınız’ türünden cazip gösterecek söylemlere yöneldi.
Eskiden rozetini çıkarıp, ‘Bundan sonra herkesin belediye başkanı olacağım’ diyen idealist insanların yerinde ise, ‘Keşke Yunan galip gelseydi’ diyebilecek kadar aşağılık adamlara ‘Üstad’ diye methiyeler dizen tipler oturuyor artık.
Sadece o kadar mı 15 Temmuz sonrası bulaşığı çıktığı için kenara çekilerek unutturulan isimler yeniden boy gösteriyor, yerel yönetimlerin makam koltuklarına kuruldular bile.
Sahi ne ara bu hale geldi bu güzel ülke, ne ara bu hale getirildi bu necip millet?