Cumhuriyet Halk Partisi Kayseri’de, Ümit Özer’in istifası ile başlatılan yanlışlıklar zincirine dur dedi, geç de olsa yeni bir il başkanı atadı.
Sayın Feyzullah Keskin, bir haftalık görüşmeler sonucu yeni yönetim kurulu listesini genel merkezin onayından geçirdi.
Gerçekten bu parti için emek vermiş isimlerden oluştu, yeni kadro.
İtiraz edeceğim isim veya isimler yok mu, elbette var.
Zira, hayatımın her alanında emanetçi isimlerden ve onları kurşun asker olarak bir yerlere yerleştirenlerden nefret etmişimdir.
Bu konudaki itirazımı Sayın Keskin’e ileteceğim elbette.
Bunun dışında, genel yapıya gelince peşin olarak söyleyeyim, Sayın Keskin ve yanında yer alan yönetim kurulu üyelerinden CHP Tabanı ve Kayseri Halkı çok şeyler bekliyor.
Eskinin devamı, eskilerin ezberlenmiş koltuk oyuncuları gibi olacaklar ise, zahmet buyurmasınlar.
Zira bu kentin, bu ülkenin devasa sorunları vardır, bu millet sorunlarına, sıkıntılarına sahip çıkacak isimleri aramaktadır.
Parti il ve ilçe merkezlerinde tünenmiş isimlerce, dedi-kodu üretmenin ötesine geçilmeyecekse, kapatın gidin o binaları.
Genelden başlayıp yerele doğru ilerlemeye ne dersiniz?
Sayıları milyonlarla ifade edilen emeklilerden mesela.
Resmen kandırılan, açlığa, sefalete mahkum edilen geniş halk kitlelerinden, örneğin.
Ya da, iki üniversite okuyup hurdacılık yapan, atık kağıt toplayan, evinden dışarı, ‘masraf olur aileme yük olurum’ endişesi ile çıkamayan ev gençlerinin sorunlarından.
Yasaklanan konserlerden, kısıtlanan hak ve özgürlüklerden, yok edilen eğitimden, ulaşılmaz hale getirilen sağlıktan ya da..
CHP’li Bakanlar Ziya Müezzinoğlu ve Mehmet Yüceler’in 70’li yıllarda inşaatını başlattıkları Gıcık Tüneli’nin tamamlanmasına rağmen neden işletmeye açılmamasından, Develi Ovası Sulama Projesinin nasıl unutturulduğundan yani.
“Türkiye’nin ikinci Gap’ı” olarak sunulan ve tamamlandığı halde, yıllardır tek karış toprağın sulanamadığı Yamula Barajı’ndan ya da.
“Yüksek Hızlı Tren” Yalanı da var, hani her seçim döneminde temeli atılan ama bir türlü inşaatı başlatılmayan bu projeden veya..
Fetö’nün ele geçirmeye çalıştığı, 15 Temmuz sonrasında ise, AKP’nin ulularının çiftliği haline getirilen ve ülkenin ilk 50 büyük sanayi kuruluşu listesinde iken, ülkenin ilk 50 en büyük borcu olan kurumu haline getirilen Kayseri Şeker Fabrikası’ndan ya da.
“Bu binadan iyi makam olur” aşkına, Demiryolunu kent dışına alacağız denilerek yaptırılan ve üzerinden oyuncak trenlerin bile geçmediği Demiryolu Projesinden mesela.
Kent ve ülke bürokrasisinde, asansör ne ki, jet hızıyla tepelere getirilen, geçmişin fetö yamaklarını, pensilvanya rehberlerini içine sindirebilecek mi bu kent halkı?
Kirli havuzda toplanan TV kanallarının açık tutulmasını sağlayan ve çalışanlarına maaşlarını ödeyen birinin bu kentin 500 yıllık geleceğini, Avrupa’dan getirip stok ettiği baca tozu ile karartan isimleri gündeme taşımayacak mısınız?
Kayseri Organize Sanayi Bölgesi Yönetimi, OSB’de faaliyet gösteren el konulan şirket ve holdingler, kayyumcukların göz yumması ile götürülen milyonlarca dolar para iddiaları öylece kalacak mı?
Çıkardığı imar affı ile onbinlerce çürük binayı yasal hale getiren ve bunların 10 ildeki bölümünün binlerce insanın ölümüne yol açtığı bilinmesine rağmen aynı adamın aynı makama bakan yapılmasını da gündeme getirmeyeceksiniz?
Kızılay Genel Merkezindeki kirli yapı ortaya çıkınca başkanı görevden alındı tamam da, mesela Kayseri Şubesinin başına getirilen ‘Bizim Cafer’in geçmişi ne olacak, merak edecek misiniz?
Ya da iktidar partisindeki kayınpederleri, pederleri sayesinde dönecek köşe bırakmayan, Anayasa ve yasaların arkasından dolanma kıvraklığı gösteren evlatlar, damatlar, gelinler, baldız ve bacanakların önlenemez yükselişine sessiz kalacaksanız, boşa zahmet etmeyin.
Yaza yaza kalemimde mürekkep kalmadı. Ballı villa arsaları meselesi vardı, hatırlarsınız.
Bir gecede 100 bin lirası 500 bin olan gelinler, damatlar, baldızlar, mahdumlar meselesi vardı hatırlarsanız.
Muhtemel seçim sonucu hakkında arkadaşı ile sohbet ederken sohbeti kayda alınan ve ‘AKP 4 milletvekili ancak çıkarır” sözü için görevden el çektirilen, dürüstlüğü, çalışkanlığı, ahlaki duruşuna her AKP’linin, her MHP’linin her CHP’linin kefalet edebileceği DSİ Yöneticisi için de söyleyecek bir sözünüz olmayacak mı?
İstanbul, Ankara gibi illerde Halk Ekmek 250 gram olarak çıkarken ve fiyatı 2,5- 3 lira arasında tutulurken, 200 gram Kent Ekmeği 3 lira 75 kuruş yapan, buna rağmen oluşan kuyrukların gözükmemesi ise satış büfelerine az miktarda ekmek veren öğleye doğru ekmek almaya gelenlere ise ‘yok’ satan Büyükşehir Belediyesi için söyleyecek sözünüz olmayacaksa yorulmayın boşuna.
Ankara, İstanbul, Adana, Mersin, İzmir gibi Büyükşehir Belediyelerinin Kırsal Kalkınma Başkanlıkları mahalle haline getirilen köylerdeki ev hanımları, hayvancılık yapan aileleri ve toprakla uğraşan çiftçileri ile işbirliği yaparak, “Siz ekin, biz ürettiğinizi satın alalım” kampanyaları düzenliyorken, bu kentlerde ucuz lokantalar, tanzim satış merkezleri açılırken Kayseri’de kapıları Viyana Kapılarına benzeyen Millet Bahçeleri dışında, halk için, halkla birlikte hiçbir projenin üretilememesi için bir şeyler demeyecek, projeler ortaya koymayacaksanız üstlendiğiniz görevleri bu günden tezi yok bırakın kardeşim.
Tarihi, Doğası, Denizi olmamasına rağmen, Yılmaz Büyükerşen tarafından kültürün, sanatın, gençliğin başkenti haline getirilen, kentlerden insanların akın akın ziyarete geldiği Eskişehir Mucizesini de mi göstermeyeceksiniz Kayseri seçmenine, Kayseri Halkına.
Dedim ya, Türkiye’nin Ana Muhalefet Partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Kayseri’de yıllardır özlemi duyulan etkin bir parti yapılanmasına ihtiyacı vardı.
Gördüğüm kadarıyla, genç, dinamik bir yapı ortaya çıktı.
Bu yapıdan beklentiler çok büyük.
Zira ülkenin ve kentin kangren haline gelmiş devasa sorunları var.
Artık iç çekişmeler bir kenara bırakılmalı, el ele, kol kola ülkenin ve kentin geleceğinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin var olduğu ülkeye ve millete gösterilmeli, anlatılmalıdır.
Parti yönetimi, hazırlayacağı program çerçevesinde haftada bir ilçe divanı, ayda bir il divanı toplantıları gerçekleştirerek, tabanı ve yönetimi dinamik tutmalıdır.
Hepsinden önemlisi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kapıları sabahın 9’undan, gecenin 11’ine kadar açık olmalı, bu sağlanmalıdır.
Zira seçime 3 gün kala bile CHP İl Binasının ilk akşamdan kapılarının kapatılması , yanıbaşındaki Demokrat Partinin ışıklarının ise gece geç saatlere kadar açık olmasının oluşturduğu tezat beni hep üzmüştür.
Yeni gelen arkadaşların bu anlamda güzel işlere imza atacaklarını umuyor, Sayın Feyzullah Keskin’den de, adamın adamı olarak yönetim listesine alınan o arkadaşa ilk toplantıda, “6 ok neyi ifade ediyor?” diye sormasını tavsiye ediyorum.