Cumhuriyet Halk Partisi Kayseri Teşkilatı delege seçimlerini tamamladı, yakında ilçe sonra da il kongreleri yapılacak.
Biliyor musunuz, değişen hiç bir şey yok.
Kayseri’de süren siyasi mücadelenin iki cephesinin askerleri de Sarız’dan tahkim ediliyor.
Güzel ülkemin, tek umudu olarak ayakta duran ve her siyasi görüşten insanında artık umut olarak gördüğü Cumhuriyet Halk Partisi, Kayseri’de 3-5 hergelenin cirit attığı bir yapı olarak, “Giden gider, kalan sağlar bizimdir” oyunu oynamaya devam ediyor.
Delege seçimi sürecinde gördünüz, tanık oldunuz.
Partiye üye yapılan, “CHP’nin açılımı nedir?” sorusuna cevap verebilecek siyasi bilinçten yoksun emmilerin, bibilerin kayıt belgesinde bulunan irtibat telefonlarının kime, kimlere ait olduklarını.
Ya da Adliyeye koşup, “İlçe Başkanı beni tehdit etti” şikayetlerini, söylemlerini.
Parti ülkenin her noktasında dimdik ayakta, bizde ise cenazeden cenazeye, düğünden düğüne verilen bir görüntü, bir fotoğraftan ibaret.
Şimdi birileri diyecek ki, “Bina satın aldık ya” diye.
Binayla bitseydi bu iş, iktidar partisi her vilayete, her ilçeye en görkemlisinden kamu ve parti binası dikti, ama içlerine hizmet ehli adam koymayı ihmal etti, ondandır bu gün milletin yaka silktiği bir siyasi yapı haline gelmesi.
Aylardır, yaşanan tehlikeli süreci ve CHP üzerinde oynanmak istenen oyunu gören sağduyu sahibi CHP’liler çeşitli toplantılarda bir araya geliyor ve çıkış yolu arıyor, Kayseri’deki kısırdöngü için.
Zira, parti genel merkezindekiler de İl Başkanlığı ve Melikgazi İlçesi’nde yaşanan çekişmeyi yarış olarak görüyor, farkında değiller teşkilatların birbirini yiyip bitirdiklerinin.
Daha da acı olanı, CHP’de, ömrü hayatında bulamayacağı koltuk altına çekilen, hasbelkader kendisine paye verilen bazı isimlerin de ödü kopuyor ve kavgalı, tartışmalı ortamın sona ermesinden.
Yani Sevgili Dostlar Mesele kan davası noktasına, kangren noktasına geldi.
Bazı hadsizlerin çıkıp “Ama tüzük öyle demiyor” gibi söylemleri ise işin cabası.
Ulan tüzüğe göre kongre yapılsaydı, sen o göreve seçilir miydin acaba, densiz, hadsiz.
Cumhuriyet Halk Partisi’ne bir ömür vermiş, yeri geldi SHP’de, yeri geldi DSP’de, yeri geldi CHP’de oyuyla, hizmetiyle destek olmuş onlarca partili ile görüşüyorum.
Biliyor musunuz, hiç biri ama hiç biri “İyi gidiyor Kayseri Teşkilatları” demiyor, diyemiyor.
Ortak görüş, bir şeylerin yapılması noktasında düğümleniyor.
Daha da ilginci, taraflardan biri diyor ki, “Ben kendim milletvekilliğine aday olmayacağım, ama en az 4 milletvekilini Kayseri’den Ankara’ya göndermekte kararlıyım..”
Ne ala.
Diğeri de ondan geri kalmıyor, “Kardeşim Çetin’i Milletvekili, Ablam Ümit Özer’i il başkanı, kendimi de Melikgazi Belediye Başkanı yapana kadar gece gündüz çalışacağım” diyor.
İşte orada dur, işte orada durun efendiler.
CHP’de kimin il başkanı, kimin milletvekili adayı olacağına CHP seçmeni, kaç milletvekili göndereceğine de, CHP’ye umut bağlayan Demokrat insanlar karar verir.
Ama siz o insanların partiye uğramasından bile rahatsızsınız.
Her yazıda dile getiriyorum, bu kısır yapının dışında olduğunu bildiğim için.
Milletvekili Sayın Aşkın Genç, bu kısırdöngüye 2 numara büyük geliyor.
Onun da bir şeyler yapmak için sürekli bir çaba içerisinde olduğunu bilen biri olarak söylüyorum.
Ufukta iktidarı gören bir siyasi partinin Kayseri Teşkilatlarının hala Parmak Hesabı ile üye kaydetmesi, delege hesabı içinde olması, yönetime getireceği isim listesini belirlerken, hesabını biat ve itaat üzerinden yapması, CHP’ye, CHP’liye hakarettir.
Başka kentlerdeki dinamizmi görüp imrenerek bakan bazı partililerin kongre takviminin beklendiği gibi tamamlanması durumunda, yani çekişmenin yeni döneme de taşınması durumunda Ankara’ya giderek, ‘Cumhurbaşkanlığı Seçim Ofisi Şubesi açmak için görüşecekleri ve ofis şube binası kiralayarak çalışmaların buradan yürütülmesi için hazırlık yaptıklarını hatırlatarak, kendilerini CHP’nin sahibi sananları bir kez daha uyarıyorum;
Etmeyin, yazık ediyorsunuz.
İktidarın tüm umutları tükettiği bir dönemde, CHP’deki dinamizme umut olarak sarılan kitlelerin beklentilerini ve hayallerini hoyratça harcıyorsunuz, farkında değil misiniz?