Sayın Cumhurbaşkanı, “Milletimiz tamam derse biz kenara çekiliriz” diye buyurmuşlar.
Elbette, Millet İradesi her şeyin üzerindedir.
Ama bu sefer öyle kolay gözükmüyor kenara çekilmek.
Ortada kabarık bir fatura var.
Hesabı birinin ödemesi gerekiyor.
Yani mesele, “Hadi bulaşıkları yıkayıverin, hesabın üzerine kalem çekelim”in ötesine geçti.
Ortada, lokantayı bile yok eden bir görüntü var.
Neresinden başlayalım.
Hemen aklıma ilk gelenleri sıralayıvereyim isterseniz;
Kamuya ait ne kadar kurum, tesis, taşınmaz varsa bunların ‘Babalar gibi satılmasından’ mı?
FETÖ denilen yapının, Devlet içinde palazlanıp Adalete, Emniyete, Eğitime sahip edilmesinden mi?
“Terör Örgütü PKK ile görüştüğümüzü söyleyen namussuzdur, şerefsizdir”den, “Oslo’ya Devlet yetkililerini ben gönderdim”e gelinmesinden mi?
2015 yılında, tek başınıza iktidar olamayınca, birden bire ülkenin can pazarına dönüşmesinin nedenlerinden mi, ya da?
Kendi ülkemizde yaşanan devasa sorunları bir kenara bırakıp, Suriye, Irak, Mısır gibi ülkelerin iç işlerine burnumuzu sokmaktan mı veya?
Şu Arap Baharı ve Büyük Ortadoğu Projesinin Eş Başkanlığı konusunu da es geçmemek lazım.
Kozmik Oda Meselesini unutmak mümkün mü?
Görevi, ülkede Demokrasiye inanmış siyasetçi, Asker, Gazeteci ve Bürokratları uydurma operasyonlarla tasfiye etmek olan Hukukçu Gömleği giymiş bir Vatan Haininin altına çekilen zırhlı Mercedes’i nasıl unutabiliriz.
Zekerriya Öz ve onun emrindeki savcıların, hakimlerin neden oldukları kan, gözyaşı ve dram ne olacak peki?
Ya da ayakkabı kutuları, elbise askıları içinde elden ele dolaşan rüşvet paraları.
15 Temmuz’un ikinci adamı içeride iken, kardeşinin Büyükelçi yapılmasını ya da.
Biliyor musunuz, sizin ‘Tek adamlık Rejiminin Anayasasını yazan Burhan Kuzu’nun ölümü konusunda bile bizim kafamız net değil..
Yakılan ormanların yerine kondurulan Lüks Otelleri, Villaları, Siteleri nasıl unutabiliriz?
Ülkenin Akciğerlerine yerleştirilen, yandaş ortaklı Kanadalı Altın Şirketleri, Taş Ocakları, Beşli Çete ne olacak?
Bir avuç insanı zengin etmek adına göz yumularak ülkenin, Avrupa’nın zehir atıklarının stok edildiği çöplük haline gelmesini ya da.
Tank Palet Fabrikasını.
Hibe Uçağı.
Ankara, Göcek, Ahlat ve İstanbul’daki sarayları.
Gemicik filolarını.
İsrail’e Işid’in petrolünün el altından satılması iddialarını.
Reza Zarab’ı, Zafer Çağlayan’ı, Muammer Güler’i nasıl unutturabilirsiniz bu Millete?
Kızılay üzerinden semirtilen vakıfları ya da.
Vergilerine kalem çektirdiğin yandaşları veya..
Suriye’de şehit edilen Kınalı Kuzularımızı nasıl unutabiliriz?
Onların bebeleri bizim sahillerimizde magandalık yaparken..
Bırakın hepsini bir kenara..
Sedat Peker’in dile getirdiği iddialara rağmen, bir savcının bile tek bir kişi hakkında soruşturma açmamasını veya.
Yerlerde sürünen ülkenin dış itibarının müsebbibi çıkmayacak mı ortaya?
Ya da 128 Milyar Doları..
Unutmadan bir de Varlık Fonu Meselesi var.
Bu fona alınan kurumların birden bire kardan zarar geçmesinin hikmetini izah etmeden göndermeyiz valla sizi bir yere.
Sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde ortaya çıkarılan ve şimdilik İçişleri Bakanlığı’nın buzdolabına koyduğu yolsuzluk Dosyaları, Melih Gökçek’in Plastik Dinazorlar için harcadığı 750 milyon dolar, Mehmet Özhaseki’nin “Gülen Yüzler Projesi”ni, Pensilvanya’yı komşu kapısı yapan, onlar için çek, senet toplayan ama nedense yargının bir türlü görmediği “Gülen’in askerlerini”
Mehmet Ağarları, Alaaddin Çakıcıları, Süleyman Soyluları, siz çekilirken nereye koyacağız, Sayın Cumhurbaşkanı.
Yok edilen eğitim sistemini.
Ülkenin Vakıf Cumhuriyetine dönüştürülmesini.
Suriye’den sonra Afganistan’dan başlayan binlerce aynı yaşta gencin akın akın ülkemize gelmesinin nedenlerini ya da?
Çok az bir bölümünü yazabildim.
Bu kadar güzel! ve kalıcı! Hizmetten sonra bir kenara çekilmek.
Aklınızdan bile geçirmeyin.
Dağ gibi bulaşık ortada dururken, şurdan şuraya bırakmayız.
Söz, ilk seçimde benim oyum da size..