Artık kabul edin.
Yapamadınız, yapamadığınız gibi devasa bir ülkeyi harabeye çevirdiniz.
Şapkadan tavşan çıkarmak için yola çıktınız, ama tavşanı bile öldürdünüz.
Millet aç.
Millet umutsuz.
Millet geleceksiz.
Millet karamsar.
Mutlu ve müreffeh yaşayanlar olarak, bir avuç kaldınız.
İşsiz her gün 24 saat, Asgari Ücretli günde en az 12 kez, Emekli Sabah namazından Yatsıya kadar günde 5 kez ellerini açıp size beddua ediyor.
Anneler pazara çıktığında, çocuklar okul yolunda, gençler iş ararken hep sizi lanetle anıyor.
Allah aşkına, hiç mi vicdan muhasebesi yapmıyorsunuz.
Nereye el attıysanız darmadağın ettiniz.
Devletin en kritik kurumlarını, ilkokul mezunu bile olmayan birine, Fetullah Gülen Hainine teslim ettiniz.
Soruları çaldılar, kendi adamlarına verip en iyi üniversitelerde okumalarını sağladılar.
Çalıntı sorularla yaptığınız KPSS gibi uyduruk sınavlarla sonra bunları devletin kilit noktalarına yerleştirdiniz.
Sonra Cahit Özkan gibi Cahil insanları, sırf iyi saçmalıyor diyerek partinin ve devletin kilit noktalarına oturttunuz.
Nato’nun ikinci büyük ordusu, Türk Silahlı Kuvvetlerini, tanınmaz hale getirdiniz.
Şimdi ABD’den çıktı savaş malzemesi dileniyorsunuz.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin hangi biriminin hangi kurumunun kime bağlı olduğunu artık siz bile bilmiyorsunuz.
Şimdi de bu işin mimarlarına 'Fahri Doktora' verip taltif ediyor, kutsuyorsunuz.
Yasamanın kalbi, Demokrasinin Mabedi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, ihtiyaç duyulduğunda kullanılan bir kuruma dönüştürdünüz.
Yürütme Makamı Hükümeti, iş güvencesi olmayan ne zaman kapı önüne konulacağını bilmeyen isimlerin zoraki görev yaptığı bir yapı haline getirdiniz.
Yargı, vereceği karar sonrası gözünü külliyeye dikiyor ve başına geleceklerin hesabını yapmaya başlıyor. Öyle değil diyenlere ajan olarak içeri tıktırdığınız İsrailli aile örneği yeter sanırım.
Denge hak getire, denetleme şeklen duruyor, hesap verebilirlik ortadan kalktı.
Hepsi bir yana, ilkokul talebesinin bile “Böyle saçma bir teori olmaz” dediği, diyeceği “Faiz neden, enflasyon sonuçtur” tezi ile milletçe, ülkece bizi açlığın, sefaletin, kuyrukların, kıtlığın içine sürüklediniz.
Paramızı pul ettiniz.
İmalatçı parasını peşin yatırdığı malı bile alamıyor.
Garibanın kışın ısınmak için aldığı 1 ton kömürün fiyatını 1,5 asgari ücret düzeyine getirdiniz.
Çiftçinin ürürünü maliyetin altında satın aldınız, üstüne 2 misli fiyatla tarımsal ürün ithal ediyorsunuz.
Gübre ve mazot fiyatları köylünün kabusu haline geldi.
Sivil Toplum yapısına dinamit koydunuz.
Artık bakkal Mehmet Efendi bile, yağı gramla, ekmeği sayıyla vermeye başladı.
Üstünü kapatmakla övündüğünüz semt pazarları, iktidara lanet okunan gösteri alanlarına dönüştü.
CHP’li belediyeler, imkanlarını halkın karnını doyurmak, evine ayda bir de olsa 1 kilo et girmesini, sabahları fakir ailelerin çocuklarının bir litre de olsa süt içebilmeleri için harcarken, siz imkanlarınızı Demokrasiyi yok etmekle yükümlü taşeronların, tarikat ve cemaatlerin hizmetine sundunuz.
Çocuklarınızın, torunlarınızın geleceğini bile güvenceye alan, alacak olan kıyakların altına imza attınız.
Öyle değil diyenlere, Kayseri’deki ballı villa arsalarını hatırlatırım.
Her sabah, düne göre daha fakir, daha umutsuz, daha çaresiz olarak başlıyoruz yeni güne.
Sahi, merakımı bağışlayın yukarıyı anladık ama;
Bu iktidarı ayakta tutan il, ilçe, belediye başkanları, il, ilçe, belde yöneticileri hiç mi oturup vicdan muhasebesi yapmıyor, “Bu vebalin ortağı haline nasıl geldik” demiyorsunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görev yapan Milletvekilleri, gittiğiniz illerde, ilçelerde, beldelerde yaşanan sıkıntıları da mı görmüyorsunuz?
Hadi hepsini geçtik, sizinle yol arkadaşlığı yapan Ali Babacan gibi, hala yol arkadaşı olan Bülent Arınç, Cemil Çiçek gibi insanların dediklerine de mi kulak kabartmıyorsunuz?
Yani dediğim, yani diyeceğim bir kişinin kör inadı yüzünden memleket batıyor, farkında değil misiniz?
Daha ne kadar ‘Dilsiz şeytan’ rolünü oynayacağınızı sanıyorsunuz?
Düşün artık yakamızdan…