Dostlar dün noktayı koyacaktım, ama dün gece bizim çok iyiniyetli olarak yaptığımız bir ziyaretten ürkenler olmuş ve “Siz kimsiniz” diye sormuşlar..
Önce bir konuyu aydınlatmak gerekiyor.
Ne Sayın Ali Domaniç ne de ben, ne CHP İl Başkanına ne de Melikgazi İlçe Başkanına “Sizi bir arya getirelim” gibi bir teklifte bulunmadık.
Sayın Faruk Ergan ile bir dost sohbetinde Sayın Ergan “Önümüzdeki günlerde Sayın İl Başkanı, ardından Melikgazi İlçe Başkanını davet etmeyi düşünüyorum. Bulunur musunuz?” diye sorması ile başladı süreç.
Geldik te bir araya, önce Feyzullah Keskin, ardından Sayın Turan Arık’ı misafir etti Sayın Faruk Ergan. Sohbette Sayın Kemal Nakipoğlu ve Sayın Ali Domaniç ile bendeniz hazır bulunduk.
Sohbet ettik, sohbet sırasında CHP’nin iki kurumu arasında yaşanan kopukluk gündeme geldi.
Her ikisi de samimi bir şekilde sıkıntıları anlattılar.
Haftasında yine bir dost sohbetinde kapsam biraz daha genişledi.
Bu sohbette bir fikir ortaya atıldı, “Bayram öncesi İl Başkanlığını ardından da Melikgazi İlçe Başkanlığını ziyaret edelim ve bu bayram bu bölünmüşlük görüntüsünün sona ermesine vesile olsun” teklifinde bulunalım dendi.
Aynı gün, aynı saatte Sayın İl Başkanı, ardından ilçe başkanı yine Sayın Faruk Ergan tarafından arandı ve randevu talep edildi.
İl başkanlığına gittiğimizde Sayın Feyzullah keskin ve bir-iki yönetim kurulu üyesi vardı partide.
Bir hafta önce bu sıkıntılı sürecin partiye zarar verdiğini kabul eden İl Başkanı bu sefer sanki İl Başkanlığını devralmaya gelmişiz gibi soğuk bir tavırla karşıladı bizleri.
Ardından aynı grup randevu saatini biraz aşmasına rağmen Melikgazi İlçe Başkanlığına gittik.
Sanırım ilçe yönetim kurulu toplantısı öncesine denk gelmiş olmalıyız ki Sayın Arık ve Yönetim kurulu Üyeleri bizi gayet samimi bir şekilde karşıladı.
Öyle adamın birinin iddia ettiği gibi, bu insanlar kalkıp İl Başkanlığına ve ardından ilçeye ne birini aklamak ne de birini suçlamak için gittiler.
Tek amaçları vardı, “Kongrelere kadar savaş baltalarınızı gömün, partiye zarar veriyorsunuz. Partililer bu havadan rahatsız” deemekti ve dediler.
Ama sohbetin ilerleyen dakikalarında Sayın Arık da çekincelerini ortaya koydu ve ildeki gerilim havasının farklı bir versiyonunu yaşatarak ayrıldık İlçe Binasından.
Gelelim, “Senin ne işin var o ziyarette?” sorusuna.
Süreci yazılarımda paylaşmış ve “Bu sohbet toplantılarındaki gözlemlerimi bir gazeteci olarak sizlerle paylaşacağım, yani sürecin zabıt katibi olacağım” demiştim.
Dünkü yazıda, bir önceki yazıda da bu olumsuz tablonun Cumhuriyet Halk Partisine ne denli zarar verdiğini dile getirmiştim.
Zira ben sadece gazeteciyim.
Ne İl Başkanı ile, ne de Melikgazi Yönetimi ile hiçbir alaverem, dalaverem yoktur, olamaz.
Ancaaak, ülkücü hareket davasında yıllarca hapis yatmış bir dostumla birlikte kol kola gidip Ekrem İmamoğlu’nun adaylığına, ardından “Adayımı yanımda, sandığı önümde görmek istiyorum” kampanyasına imzamı verdi isem, dostlarımı bunun için seferber etti isem, Cumhuriyet Halk Partisi’nin İl başkanı ile Melikgazi İlçe Başkanının sidik yarıştıracağı bir siyasi yapı olmadığını dile getirmektir benim gazetecilik görevimdir.
Bak efendi, benim dostlarla bir araya geldiğim mekan CHP İl Başkanlığının tam karşısındadır.
Bu kentte nüfus müdürlüğü bile 17.30’a kadar açıktır, CHP İl Başkanlığı 17.00’de kapısına kilit vurur.
CHP’nin bütün il ve ilçe binalarının önünde imza kampanyası şenlik havasında sürmektedir, Kayseri CHP İl Başkanlığının önü ölü evi gibidir.
CHP İl Teşkilatları, bir önceki kurultayda tek ses olarak gidip Özgür Özel’e desteklerini sunmuş, Kayseri Teşkilatının delegeleri ise miras malı paylaşır gibi Özel’in listesini delme yarışına girmiştir.
Melikgazi yönetiminin İl Başkanlığını suçlarken “Aşırı sol ile işbirliği yapıyorlar” dediğini söylüyorsun.
Mimarsinan Parkı’nda yapılan Miting öncesinde Sivas Caddesi’nde bir araya gelip yürümek isteyen Melikgazi Yönetimini Sayın Keskin, “Marjinal gruplarla bir araya geldiler!” diye tam 3 kez 3 ayrı yerde suçlamıştır.
Kimdir bu marjinal grup olarak tanımlananlar, sorar mısın il başkanına..
Evet Melikgazi İlçe Teşkilatı’nın her yerde kullandığı bir argüman vardır, “600 delegesi olan CHP Kayseri Teşkilatının son kongresinde seçilenler 200 küsur oyla göreve gelmiştir” diyorlar.
Tüzük diyorsun ya, o tüzükte “CHP il yönetimi ve kurultay delegeleri, ilçelerden gelen il delegelerinin oylarıyla belirlenir” diyor.
Son Kongreye Melikgazi Delegeleri katılsaydı, Ankara’ya gidip liste delme yarışına girenler siz mi olacaktınız?”
Ya da “Melikgazi Belediye Meclisi üyeleri tüzük gereği yapmaları gereken meclis grup toplantısı için bile partimize gelmiyor” deniliyorsa, bunu diyenler..
Haksızlar mı?
Bakın efendiler, Sayın Özgür Özel her mitingde gönlünde Atatürk ve Demokrasi sevdası olanlara çağrı yapıyor.
Sağcısını, solcusunu yaşatılan zulme karşı tek yumruk olmaya davet ediyor.
Böyle bir ortamda, bir grup partili partisinin il ve ilçesini ziyaret etti ve partide huzur talep etti ise, sen niye kaşındın?
Çünkü sen ve senin gibiler il yönetiminde de, Melikgazi’de de, yaratılan ve yaşatılan kriz sayesinde hasbelkader bir yerlere yerleştiniz ve krizin huzura dönüşmesi işinize gelmiyor.
“Sen Kimsin?” öyle mi..
Söyleyeyim benim kim olduğumu.
Ben, CHP Kayseri İl Başkanlığı, 16 İlçe Başkanlığını bir araya getir, onların iktidarın yanlışlarını gündeme getirmek için harcadıkları eforun 10 katını her gün köşesine taşıyan bir gazeteciyim.
Ben yazdığım her yazının bedelini yeri, günü ve zamanı geldiğinde yargı önünde ödeyen, iktidar partisinin kara listesinin ilk sırasında olduğum için pazarlık masalarında, “Onu işe alırsanız bize göndereceğiniz fatura geri döner” denilerek işsizliğe mahkum edilen ve bundan da şeref duyan bir gazeteciyim.
Ama buna rağmen kimsenin paltosunu tutmayan, ama palto yerine bozuk düzene kafa tutan bir gazeteciyim.
Ben, “Bizim partiden Belediye Meclisi adayı yapalım” diye gelen tekliflere, “Ben gazeteciyim, gazetecinin siyasi parti üyesi olması objektifliğine gölge düşürür” diyecek kadar mesleki onuruna sahip çıkan bir gazeteciyim.
Diyeceğim dostlar, Sayın Faruk Ergan’ın tamamen dostane bir girişime öncülük etmesinin bazılarını ürküttüğünü görüyorum.
Çünkü onlar krizi sever, krizden beslenir, bulundukları görevlere kriz sayesinde gelirler.
Siz kimsiniz öyle mi?
Bu saatten sonra, CHP Kayseri Teşkilatında yaşananları, ikiyüzlüleri tek tek teşhir etmenin farz olduğunu görüyorum.
Çünkü CHP Cumhuriyetle, Atatürk ile, Demokrasi ile özdeşleşmiş bir siyasal oluşumdur.
Onu hergele meydanı olarak gören ve sananlar bu saatten sonra gerçek Demokratların, Atatürkçülerin hep radarında olacaklardır.