Kısa yoldan köşe dönmek isteyenlerin zaafını kullandı.
Başına takkeyi, eline Elif Cüz’ü aldı.
Kimine hayali inek sattı, kimine sanal yumurta.
Çağımızın Sülün Osmanı, Banker Kastellisi..
Dolandırdığı, hiç de masum olmayan insanların paraları ile keyif sürdü.
Zira bu embesile para yatıranların ortak amacı vardı, çalışmadan, emeksiz zengin olmak.
Paralar suyunu çekince de, kendisine ulaştırılan, “Gel teslim ol. İktidarın sükseye ihtiyacı var. Söz kelepçeni bile arkadan takmayacağız. Zaten yargılanır, birkaç ay sonra serbest kalır unutulursun” denilmiş olacak ki, çıktı geldi.
Daha doğrusu polisleri gönderdik, otel odasından alıp getirdiler.
Adi bir dolandırıcılık Vakasının Kahramanı!
Yüzlerce Polisin arasında, Sağlık kontrolünden geçti. Uçaktan inişini malum medya canlı yayınladı iyi mi?
Allah Bilir, adamın uçak biletinin gideri de hazineden karşılanmıştır.
Görüntüleri izlerken kahrettim, kahroldum.
Ama kabahat Tosuncuk’ta.
Sen tonla parayı iç edeceksin, kimseye hisse vermeyeceksin.
Yetmedi, Meclisi bir ziyaret edip, birkaç keskin siyasi ile, birkaç bakan ile objektiflere sırıtmayacaksın.
Bakan bebeleri ile, yeğenleri ile, danışmanlarla boy göstermeyeceksin.
Pudra Şekerli partilere katılmayacaksın.
Doğum Günü Partine bir savcı bile çağırmayacaksın.
Öyle olunca da, iktidarın algı operasyonuna malzeme edilirsin tabi.
Görüntüleri izlerken Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin getirildiği acınası tabloya adeta isyan ettim.
Lan adam yalvarıyor, gelin beni alın diye.
Taa Brezilyalara ekip göndermekte neyin nesi?
Bir başka Vaka..
Daha düne kadar, Devletin Protokol’ünde bile kendisine yer buluyordu.
İktidar adına mitingler düzenliyor, binlerce kişiye “Kardeşlerim” diye başlayan söylemler ile iktidara oy devşiriyordu.
Yakın koruması bilem vardı.
Hakkında başlatılan bir soruşturma üzerine, kendi iddiasına göre devletin en yetkili makamı tarafından uyarılarak yurtdışına çıkması sağlanıyor ve kendisine “Merak etme ortalık düzelirse geri gelirsin” güvencesi veriliyordu.
Gitti, Balkan Bölgesinde kendisine ‘Dön’ denmesini beklerken birden bire, “Dönüş biletim” dediği adam tarafından azılı suçlu muamelesi ile aranmaya başlayınca, o da bildiklerini Türk Milleti ile paylaşmaya başladı.
Neler anlatmadı ki, 10 Bölümlük “Yağmalanan ülkenin zavallı insanları” dizisinde.
Tek kelimesi yalanlanamadı.
Ama tek kelimesi için bile Savcılıklar harekete geçmedi.
Çökülen Marinalar, Bakanlık yapanların gizli kasaları, Uyuşturucu Baronları, Danışman ve Yardımcı kılıklı iş bitiriciler, el konulan daha doğrusu yeni tanımla ‘Çökülen’ oteller, tesisler, milyonlarca Dolarlık kirli bağlantılar, üzeri kapatılan cinayetler, Villalarda seks partileri ile kasetlenen hatırlı! adamlar, Anadolu’dan devşirilerek Üniversite okutma bahanesi ile seks kölesi yapılan genç kızlar ve o masum kızları peşkeş çekerek, siyasileri esir alıp işlerini yürütenler.
Daha da acı olan, suçlamaların ortak noktası, Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanına çıkıyor.
Ve o bakan hala görevinin başında.
Ve o bakanı o koltuğa oturtanlar seyrediyor bu ‘Korku Filmi’ni, ama parmaklarını kıpırdatmıyor.
Daha da enteresanı, VİP Salonlardan uçağa binip giden ve iktidara çöreklenenlerin ‘Kirli Çamaşırları’nı ortaya döken, düne kadar Devletin Makbul Adamı Sedat Peker için başlatıyor soruşturma, dile getirdiği iddialar için değil.
Operasyonda gözaltına alınanlarla ilgili haberlerde “Sedat Peker Suç Örgütü” deyimi kullanılıyor.
Zaten bu adam demiyor ki, “Ben sütten çıkmış ak kaşığım” diye.
Kardeşim bunca iddianın yüzde biri Devlet gibi bir devlette gündeme gelse, o iktidar gece yarısı istifa eder.
İddialar doğru ise, İçişleri Bakanı da Sayın Reis-i Cumhur’a dilekçe vererek “Görevden affı”nı talep etmiş.
Ne demekse görevden af.
Çıkıp herif gibi istifa bile edemiyorlar.
Sayın Bakan, Sayın Cumhurbaşkanı seni görevden affeder mi bilmiyorum, ama bu kadar pisliği ortalık yerde bırakıp gidersen de, göreve devam edersen de, bu milletin vicdanı ve günü geldiğinde Yargı bunlar için seni affetmez bilesin.
O nedenle, bu karanlık ve kirli ilişkiler içeren iddialar için çıkıp Türk Milleti’ne hesap ver.
Görevden afmış.
Hadi oradan..