Dostlar, mesele marketteki raf fiyatlarının ötesine geçti.
Artık kuru ekmeğimize kadar geldi.
Daha yazın başındayız, bir çok kentte ekmek fiyatları yine ardı ardına zamlandı.
“Soğan-Ekmek yeriz” söylemindeki soğan ve ekmek atık lüks hale geldi.
Daha da ötesi var.
Milyonlarca kiracı, kirasını, elektrik, doğalgaz, elektrik ve su faturasını ödeyemeyecek durumda.
Ev sahibi-Kiracı kavgaları gündemin ilk sırasında.
Kesilen elektrik, doğalgaz meselesi sıradanlaştı.
Ekmeğin bile, bir yılda net yüzde 100 arttığı bir ülkede enflasyonun yüzde 50 olduğuna, söyleyeni bile inandıramazsınız.
Gelinen nokta kriz aşamasının ötesine geldi, bunalım ve buhran yaşıyoruz, ülkece, milletçe.
Yani Sevgili dostlar, yukarıda da işler iyi değil.
Ekonomik sıkıntı temelli, akıllara gelmeyecek aile faciaları yaşanmaya başlandı güzel ülkemde.
İntiharlar o kadar sıradanlaştı ki, gazete sayfalarında bile yer bulmuyor artık.
Ama iktidar edenler her şeyi konuşuyor, bir tek ekonomi konuşmuyor.
Uyarıyorum, bu böyle gitmez.
Ülkemizin bünyesinin kaldırılamayacağı oranda mülteci, sığınmacı, kaçak, adına ne derseniz deyin yabancı yığıldı kentlerimize.
Günde birer yumurta tüketseler, 15 milyon yumurta, günde sadece 3'er ekmek tüketseler 45 milyon ekmek eder.
Ne yumurta üretimi ne de buğday üretimimiz bu oranda artmadığı için de, ekmeğin ve yumurtanın fiyatı aldı başını gitti, onlar yiyor, biz seyrediyoruz temel gıdaları.
Dedim ya artık ben, milletim adına iktidarın en tepelerdekilerden umudu kestim.
Ama siz ikinci adamlar, üstten aşağılara bakıp yaşananları gördüğü halde görmezden gelenler, sizler artık bir şeyler yapın.
Yüce Dinimizin emridir;
“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır..”
Görmüyor musunuz gerçekten yaşananları, duymuyor musunuz toplumdan yükselen uğultu dalgasını.
Artık dolar kurunu umursamıyoruz.
Bu millet Soğan Kuruna, Ekmek Kuruna yetirmeye çalışıyor 3-5 lirasını.
İstisnasız her işçinin, her memurun, her emeklinin telefonuna her gün 3-5 borç ödeme mesajı geliyor, işsizlerin halini ise düşünmek bile istemiyorum.
Dedim ya; Market raflarında esen zam rüzgarını geçtik, gözümüz fırıncı tezgahındaki ekmeğin fiyatında artık.
Yukarıda vurguladım, iktidar ve yamağının gündeminde ülkenin meselesi olan ekonomi yok diye.
Mesele ekmekle de bitmiyor.
Çok büyük bir barınma sorunu yaşıyor kitleler.
Bırakın büyük kentleri, sıradan ilçelerde konut kiraları 15 bin liranın üzerine çıktı.
Kurban Bayramını henüz geride bıraktık.
Dinimizce de makbul kabul edilen Sıla-i Rahim görevini yerine getiremedi, kent varoşlarına yerleşmek zorunda bırakılan sessiz milyonlar.
10 gün sonra, memur ve emekli maaşları yeniden düzenlenecek.
Bırakın 30 bini, 40 bin 50 bin liraya yükseltseniz ne yazar.
Buğday alım fiyatları açıklandı.
Mazotun ve gübrenin, tohumun ve işçiliğin son bir yılda yüzde 150 arttığı ülkede iktidar çiftçinin ektiği buğdaya yüzde 20 ile 30 oranında zam yaptı.
Ekme diyor çiftçiye.
İktidarın beslediği, iktidarı besleyen ithalat lobisi bizi boğazımıza kadar dışa bağımlı hale getirdi.
Ve bizi yönetenlerin aldıkları önlemlerin hiç biri geniş toplum kesimleri ile ilgili değil.
Paramız pul edilmiş, bir akşam yemeği sonrası insanların önüne on binlik, yüz binlik, turistik yörelerde milyonluk hesap pusulaları konuyor.
Şehir Hastanesindeki markette 1 litre içme suyu 84 lira.
Yaşananlara, bize yaşatılanlara bakıldığında, bu iktidarın gündeminde, kendilerini iktidar eden sessiz yığınlar olmadığı artık gün gibi aşikar.
Hoyrat bir mirasyedi evlat gibi, nemiz var, nemiz yok tükettiler.
Şimdi, kurdukları saltanat hayatının sürmesi için bir mucize bekliyorlar.
Gelmez o mucize, gelmeyecek.
Yumuşama sürecinden sonra, sertleşme oyunları ile bize bir kez daha 'Acaba' dedirtmeye çalışıyorsanız boşuna yorulmayın.
Üretmeyen devletler, üreten devletlerin hizmetkarı olmaya mahkumdur.
Dış borç dilenerek, sessiz halk yığınlarının ekmeğinden alınan vergiyi yükselterek bir yerlere varabileceğinizi umuyorsanız yanılıyorsunuz.
Ve ey muhalefet;
Bu Aziz Milletin en can yakıcı sorunu geçinebilmek, yaşayabilmek sorunudur.
Bu milleti ilk çağlara götüren, karnını doyurmak ve başını sokacak bir konut bulmanın ötesinde her türlü insani ihtiyaçlarından vazgeçiren bir siyasal yapı ile irtibatta kalarak hangi sorunun çözümüne katkı konulabilir.
Demokrasi paydasında, Cumhuriyet paydasında, Atatürk ilke ve devrimleri paydasında bir araya gelebilen tüm siyasal yapılar, bu günden tezi yok, ortak bir çıkış yapmalı ve toplumun "Hemen seçim" talebini gür bir sesle dillendirmeye başlamalısınız.
Görmüyor musunuz, bu aziz millet ikiye bölündü.
Çok zenginler ve çok fakirler olarak.
Görmüyor musunuz, toplumun büyük kesimine yurttaş olma bilinci unutturuldu, kullaştırıldı.
Görmüyor musunuz, okullarımız artık birer medrese.
Görmüyor musunuz, devasa hastanelerde sağlığımız için bize 6 ay sonra gel deniliyor artık.
Görmüyor musunuz, Türk Aile yapısı paramparça.
Görmüyor musunuz, güzel ülkem fiili bir işgal süreci yaşıyor.
Görmüyor musunuz, ülke elden gidiyor..