Neresinden tutsanız elde kalıyor.
Lime lime edilmiş, güzel memleketim.
Artık, dürüst kalemler günde bir köşe yazısı yazmakla sorunların ardından yetişemiyor.
Yerelinden geneline kadar haramiler tutuş köşe başlarını.
Adam sandıklarımızın kahır ekseriyeti, ülkesi ve milleti için değil, kendisi ve avanesi için çalışıyor, artık.
Dünyanın hangi ülkesinde bir kirli adam, bir kirli para var ise, güzel ülkemde kurduğu ittifaklarla kara parasını, kirli parasını aklıyor, bu topraklarda.
Buldukları, köşe başlarındaki maskeli ahlaksız insanlarla birlikte ülkeyi soyup milleti açlığa, sefalete sürüklüyorlar.
Ankara seçimlerinde. ‘Saygın iş adamı’ diye tanıttığı zat çocuk tacizcisi, dolandırıcı çıkan ve cezaevinde yatan AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, "Tescilli, iftiraları söylemiyorum. İftiralar hava da uçuşuyor. Onlarla ilgimiz yok bizim. Ama tarihe kayıt düşmüş, kitaplara geçmiş, konu olmuş hırsızlıklara bakın, hepsinin altında CHP vardır. Böyle bir dönemde bizler iş başına geldik. Şehirlerimize hizmetler ettik. Elimizden geleni yaptık. Millet sevdi ve destekledi. İkinci bir seçim geldiğinde, yine bizlere oy verdi millet" diyor.
Ama bir muhalefet partisi temsilcisi çıkıp da, “Sayın Özhaseki, son 3 ayda gündeme gelen yolsuzluk, rüşvet, kirlenmişlik, Cumhuriyet döneminin tamamında yaşanmamıştır. Sadece Sedat Peker’in, yani sizin adınıza meydan mitingleri yapan kişinin dile getirdiği iddialar 7 ciltlik roman olur. Siz bunları duymazlıktan gelerek, olmadıklarını mı sanıyorsunuz..” diye sormuyor soramıyor.
Hollanda basını, ülkeyi Bakan, Başbakan olarak yönetmiş kişinin servetini yazdı.
23 Milyar Dolar.
Ama muhalefet partisinin yöneticileri çıkıp demiyor ki, “Ey iktidar, Binali Bey’in Hollanda’daki bu servetinin kaynağı nedir. Maaşından artırarak mı edindi.” diye.
Sedat Peker, yer, zaman, tanık vererek bazı şeyler anlatıyor.
Bakanların, milletvekillerinin, eski bakanların, eski bazı kirli adamlarla kol kola girerek, işletmelere, marinalara, otellere nasıl çöktüklerini, dizi film gibi izliyoruz.
Bırakın Sedat Peker’i, demedi mi Sayın İçişleri Bakanı, “Mafyadan ayda 10 bin dolar rüşvet alan siyasetçi var. Benden önceki bakanların çocuklarının evlerinden para sayma makineleri çıktı” diye.
Neden Partinizin içinde, dürüstlüğü, namusluluğu ile bildiğimiz bir siyasetçi çıkıp, “Sayın Cumhurbaşkanım ne diyor bu adam, üzerimize çamur sıçratıyor, lütfen çağır ve ne demek istediğini, kimi kastettiğini sor ve gereğini yap. Yalan söylüyorsa da gereğini yap.” demiyor diyemiyor.
Ya da, “Sedat Peker Namussuzun tekidir, söylediklerinin tamamı yalan” demiyor, diyemiyorsunuz.
Nato Zirvesi izledik, dün gün boyu yapılan açıklamaları, söylemleri.
Mesela Bıden çıkıp, “Putin’e dedim ki, aramızdaki sorunları başka ülkeleri karıştırarak çözmeye çalışmak yerine direkt çözelim. Siz bir sorun getirin masaya onu çözelim, sonra biz sorun getirelim onu çözelim, böylece sorun masasını çözüm masası yapalım. Aramızda direkt hatları kullanarak gidelim sıkıntıların üzerine” sözlerini duymadık.
Ama Sayın Cumhurbaşkanı, Yunan Başbakanına söylediklerini böyle anlattı gazetecilere.
Yanındaki Danışmanları demiyorlar mı, diyemiyorlar mı, “Sayın Cumhurbaşkanı bu tür sorular geldiğinde, ‘Verimli bir görüşmeydi’ deyip geçiştirin, detaylara girmeyin” diye..
Ya da, Brüksel’e giderken, “Bıden’e 24 Nisan konusundaki görüşleri, Türkiye’nin görüşlerini anlatacağım” dememiş miydi Sayın Cumhurbaşkanı.
Peki görüşme sonrası böyle bir soru gelince ne dedi;
“Hamdolsun bu konu gündeme gelmedi..”
Aynen böyle dedi valla.
Yazıya başlarken ondan söze ‘Lime lime dökülüyoruz’ dedim.
Türkiye’nin ekonomide, adalette, yönetim anlayışında, devlet ciddiyetinde, yolsuzlukların üzerine gitme noktasında, kirli ve kirlenmiş adamların devlet aygıtından temizlenmesinde yeni bir bakış açısına ihtiyacı vardır.
Türkiye’nin vakit geçirmeden, bağımsızlık temelli, üretim temelli, eşit adalet temelli, iç ve dış politika temelli bir yeniden yapılanmaya ihtiyacı vardır.
Türkiye’nin, “Şapkasını önüne koyup, güzel ülkenin geleceğini sıfırdan planlayacak bir iktidar yapılanmasına, yakın tarihte yaşananların hesabını soracak, bir iktidar anlayışına ihtiyacı vardır.
Sayın Mehmet Özhaseki’nin dediği gibi, “Sizin döneminizdeki yolsuzluklar, bizim dönemimizdekilerden fazlaydı” yarışı yapacak siyasetçi dönemini geride bırakacak pırıl pırıl insanlara Türkiye’nin ihtiyacı vardır.
Yani, gidişat iyi yöne değildir.
Türk Milleti’nin bir kurtarıcı arama lüksünden vazgeçerek kendi geleceğine el koymasının zamanı gelmiştir ve geçmektedir.
Bu da erken değil, hemen seçimle mümkündür.