Türkiye Gemisi kayalıklara tosladı.
Su almaya başladı ve fareler güverteye doğru hücum etti.
Fetö yapılanması döneminde Fetö’nün, sonrasında Fetö taktiklerini bir ileri aşamaya taşıyan ve iktidarı kontrol etmeye başlayan maskeli yapıların menfaat çemberi gittikçe daralıyor ve onlar aç kurt sürüleri gibi saldırıyorlar, hala hakim oldukları kentlere, kurumlara..
Devlete ait kurumlara kestikleri milyonlarca liralık faturalarla şişen, semiren genel ve yerel basın kurumları arasında da hoşnutsuzluğun işaret fişekleri ardı ardına patlatılıyor.
Hala, Merkez Bankası’nın paramızı pula çeviren faiz indirim kararını, “Ekonomiye Can suyu” diye sunabilen, ya da “Bir gün heykeller de oy verecek.. İşte o zaman göreceksiniz.. CHP yi.” diye paylaşımlar yapan zavallılar yok mu?
Ya da Partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için “Recep Tayyip Erdoğan, sadece Türkiye’nin değil, bu coğrafyanın ve insanlığın büyük devrimcisidir” diye methiyeler dizerek koltuğunu korumaya çalışan bakanlar.
Var ve olacak.
Onlar 20 yıldır yaşadıkları lüks hayatın son bulmaya başladığını sizden-bizden iyi biliyorlar, ama kırıntılarla bir süre daha alıştıkları hayatı sürdürme zavallılığını sergilemeye çalışıyorlar.
Bütün TV Kanallarını sırayla turluyorum.
Şimdiye kadar Arasta yayın hayatını sürdürenler, aklı başında insanları ekranlara çıkarıp iktidarın uygulamalarının eleştirilmesinin önünü açmaya başladı, böylece “Biz tarafsızdık zaten” demek için zemin hazırlıyorlar.
Hala bu ucube sistemin iktidar olması gerektiğine inanın bir grup ekran zavallısı ise başları önlerine eğik, bu yapıyı savunmaya çalışıyorlar.
İktidarın ve Belediyelerin hayata geçirdikleri kanunda-kitapta yeri olmayan uygulamalara imza atan bürokratlar ise sık sık bir araya gelerek “Ne olacak bizim halimiz”i tartışmaya çoktan başladı bile.
Aynı istikamete secde eden yiyici ekipler, el atılmamış kurumlarda iktidar savaşı vererek “Biraz da biz yiyelim” noktasına getirdiler işi.
Örnek, Kayseri Organize Sanayi Bölge Başkanlığında yaşanan ve pek dışarı sızdırılmamakla birlikte bazı milletvekillerinin, bazı isimlerin arkasında saf tutarak yönetimi istikrarsızlaştırmaya çalıştıklarını biliyorum.
TÜSİAD bile yaşanan istikrarsızlığa isyan ederken, hemşehrimiz Rıfat Hisarcıklıoğlu bile son faiz kararını yerden yere vururken Kayseri Sanayi Odası, Kayseri Ticaret Odası, Kayseri Ticaret Borsası, Kayseri’deki Sendikalar, Dernekler “Allah Reisten razı olsun” demenin acı ızdırabını! yaşıyorlar.
Zira biliyorlar ki, ekonomik uygulamaların tutarsızlığını, halkın, orta gelirlinin, işletmelerin getirildiği durumu dillendirseler, koltuklar gidecek,
Tahir Nursaçan gibi hava değişimine gönderilecekler.
Dün gece bir yabancı film izledim.
Organize bir soygun filmi.
Gerçek hayatta olduğu gibi, ekip lideri organize ve uzun süre isteyen bir planla en büyük bankalardan birini soyuyor. Günlerce bilgisayar sistemleri üzerinden sürdürülen bu soygun sırasında ise, sırası gelenin kafasına sıkıyor.
Sonuç, kendi de çaldığı paraya kavuşamadan ortadan kaldırılıyor.
Bu film bana, “Hırsızlar çalarken değil, paylaşırken birbirine düşerler” sözünü hatırlattı.
İşte güzel ülkemde bu filme benzer sahneler yaşanıyor.
Sırası gelen saf dışı ediliyor.
Acı olan ise, herkes sıranın kendilerine gelmeye başladığını bile bile hala “İktidar Makamında” seslendiriyorlar saksafonlarını.
Yani, Neyzen'in şiirindeki gibi;
"Ekmek herkese yetecekti aslında.
Tarlaya karga dadandı,
Aambara fare,
Fırına hırsız,
Memlekete harami..."