Bir adama Cahil demek için illa da diplomasız olmasına bakmamak lazım.
Bazen çok büyük makamlara da tırmanır, tırmandırılır bu türler, ama cehaletini bir şekilde ortaya koyar.
“Çingeneye beylik vermişler, ilk olarak babasını asmış” diye bir deyim vardır ya hani.
Bazı yetersiz insanlar, kendilerine bir yetki verildiğinde ne oldum delisi olurlar.
Öyle ki değil yabancılara, en yakınlarına bile yetkilerini kullanıp kötülük yapmaktan, zarar vermekten çekinmezler.
Aşağıdaki sözler, bir ülkenin Hazine ve Maliyesinden sorumlu bir adama ait;
“Bitersek hep beraber biteceğiz. Kazanırsak hep beraber. Karamsar tablo çizenler var. Hiçbir şekilde bize inanmayanlar. Onlara diyorum ki, Sen maaş alıyorsun. En fazla neyini kaybedersin? Enflasyonun altında ezilirsin. Ama ben bütün varlığımı kaybederim bu iş düzelmezse eğer. 1000 çalışanımız var. 1000 kişiyle beraber bütün varlığımı kaybederim. Ben babadan görme bir insanım. Babamın bana bıraktıklarını kaybederim. Ben bunu göze alır mıyım? Bu işi ya düzelecek ya düzelecek! Yeter ki bize güvenilsin, inanılsın!”
Adam bize diyor ki resmen, “İzlediğimiz ve yürütme görevi bana verilen, iktisat ve ekonomi biliminde yeri olmayan ‘Faiz neden, enflasyon sonuçtur’ politikası mutlaka başarılı olmak zorundadır. Başarılı olamazsak siz sadece maaşlarınızı kaybedersiniz ama ben batarım..”
İşte orada dur efendi.
Türkiye Cumhuriyeti, bir kobaylar ülkesi, sen de Doktor Jozef Mengele değilsin.
Ne demek, “Bitersek hep beraber biteceğiz..”
Bakan devam ediyor, sahibinin sesi gazetesindeki beyanatlarına;
“Ekonomi modeli tutmazsa üzülürüm. Çünkü ya kahramanı olacağım çocuklarımın. Ya da boynu bükük bir şekilde eve döneceğim ve onların da boynunu bükmüş olacağım. Ben eve boynu bükük dönemem. Çünkü eğer öyle dönersem bilirim ki sokaktaki vatandaş, Dicle’deki çoban artık benden umudunu kesmiştir. Boynum bükülürse işçilerin artık mutlu olmadığını, patronların benden nefret ettiğini, siyasete ve Türkiye’ye zarar verdiğimi düşünür, üzülürüm.”
Hop dedik efendi!
Başarılı olmayacağınızı parayı bilen, ülke yönetmekten haberdar, ekonomi tahsili görmüş yüz binler koro halinde aylardır seslendiriyor.
Ama siz ‘İktisat teorisyeni’ olduğunuza kendinizi o kadar inandırdınız ki.
Bakın, sizi görmemekte ısrar ettiğiniz Türkiye’nin manzarasından az biraz bilgi vereyim;
Kör inadınız yüzünden geçen yıl kolisi 15 lira olan yumurta 40 lira.
Tarımın sigortası gübre son bir yılda yüzde 700 zamlandı.
Çiftçi traktörünü garaja çekmek zorunda kaldı, mazot alamadığı için.
Milyonlarca evde kombiler açılmamacasına kapatıldı, battaniye altında bir yaşam sürdürülüyor.
Ankara, İstanbul gibi büyük kentlerde, belediyelerin sübvanse ettiği Halk Ekmek büfelerinin önünde uzun kuyruklar oluşuyor.
Sizin yönettiğiniz kentlerde ise, sabah bir miktar ekmek geliyor ve 15 dakikada kapışılıyor, sonra gelenlere ise “Ekmek yok, isterseniz galeta verelim” deniliyor. Böylece uzun kuyruk görüntüsü yansıtılmıyor.
Marketlerde yağ, un, tane ile satılmaya başlandı.
Devamında karne ile satışlar gelirse kimse şaşırmasın.
Tutarsızlığınız yüzünden kontrol edilemeyen Türk Lirasının değersizleşmesi sonucu, düne kadar acıyarak baktığımız Bulgarlar, Gürcüler gelip bizim milletimizin alamadığı Türk Mallarını yok pahasına kapışıyor.
Merkez Bankası, kendine ait olmayan milyar dolarları piyasaya sürerek paramızın değer yitişini önlemenin çaresizliğini yaşıyor.
Partinin genel başkan yardımcısı, düşük faizle kredi alanların paralarını dolara yatırdıklarını itiraf ediyor ve onlara ‘Ahlaksız diyor.
Japon basını ‘Erdoğan’ın ekonomi planını analiz haline getiriyor ve başarılı olmayacağı biline bir ülkenin krize sokulduğunu yazıyor.
Yazmakla kalmıyor, aşama aşama Türkiye’nin Sıkıyönetime doğru gittiğine dikkat çekiyor.
İsviçre’nin en büyük bankası, Türk Lirası ile ilgili öngörüde bulunamadıklarını belirterek Türk Lirası ile işlem yapmama kararı alıyor.
Türkiye’de yatırımı olan, Türkiye’ye borç veren ülkeler, “Alacaklarımızı tahsil edemezsek” endişesi yaşıyor.
Sizin yerliler, yani sizinkiler ise sabah Tahtakeleye giderek doların artışını takip ediyor, tam Merkez Bankası Müdahale etmeden de dolarını bozduruyor ve 1 milyon dolardan 1 milyon lira kazanıyor.
Müdahale sonrası ise yeniden dolar alıyor ve bir sonraki sabahı bekliyor..
Gelelim bakan efendinin ‘Boynu bükük evime dönerim’ sözlerine.
Hayır bakan efendi.
Ekonomi biliminde yer almayan kör bir inat yüzünden ülkeyi uçuruma sürüklemenizin, 128 milyar dolarlık döviz rezervlerimizi bir avuç mutlu azınlığa verişinizin, açlığımıza, yoksulluğumuza neden oluşunuzun hesabını vermeden sizi şurdan şuraya bırakmayız.
Yani boynu bükük evinize gidemezsiniz, önce adalet önünde adaletsizliğinizin hesabını verir öyle gidersiniz evinize.