Bir ülkede ve bir toplumda öncelikler sıralaması şaşırılırsa, o toplumda çözülme ve çöküş başlar.
Türkiye'nin en acil sorunu, Demokrasi ve Adalet sorunudur.
Bağımsızlık sorudur.
Üretim ve istihdam sorunudur.
Gelir dağılımı adaletsizliği sorunudur.
Eğitimsizlik sorunudur.
Bunların çözümü ise Demokrasi ile mümkündür.
Demokrasi, Denge-Denetleme rejimidir.
Hesap verebilirliktir.
Sınırsız yetkiyi reddeder.
Güçlü Demokrasi, güçlü ekonomi demektir.
Güçlü ekonominin de kuralları vardır.
İlk kural, İktisat Bilimi’nin elverdiği önlemleri almak, faiz, döviz, enflasyon gibi kavramları yerine oturtmaktır.
Ama bu gün ekonominin başındaki Sayın Cumhurbaşkanı, “Faizi ortadan kaldırın da ne olursa olsun” gibi bir ekonomik anlayışı hayata geçirmeye çalışıyor.
Bütün ekonomi uzmanları ise, kimi yüksek sesle, kimi fısıltı halinde faizin indirilmesinin enflasyonu körükleyeceğini, liranın daha da değer kaybedeceğini, iktisat biliminin böyle bir teoriyi reddettiğini dillendiriyor ama nafile.
Örneğin Maliye Bakanı koltuğunda oturan zat.
Sayın Cumhurbaşkanı resmen çıktı ve kürsüden istifa etmesini istedi, ama ne hikmetse bakan üzerine alınmadı.
Dedi ki Sayın Cumhurbaşkanı;
"Beraber yürüdüğümüz arkadaşlarımızdan faizi savunanlar, kusura bakmasınlar. Bu yolda ben, faizi savunanla beraber olamam, olmam. Bu görevde olduğum sürece faizle mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim. Enflasyonla mücadelemi de sürdüreceğim"
Bu gün Merkez Bankası Para Piyasaları Kurulu, faiz konusunda aylık toplantısını yapıp bir karar verecek.
Daha dünden para piyasaları faizin düşürülmesi ihtimalini değil, yükseltilmemesi ihtimalini satın alarak dolar ve avro aldı başını gitti.
Prof. Dr. Özgür Demirtaş, gece yarısı attığı twette kurulu uyardı ve dedi ki;
“İnsanın uykusu gelmiyor. Lütfen faiz indirimi yapmayın. Geri dönülmesi çok çok zor tahribatlar yaratıyorsunuz. Mega enflasyonun önünü açıyorsunuz. Faiz indirimi ile malları değerlenen Zenginleri daha zengin, fakirleri daha fakir yapıyorsunuz. Gelin dönün bu yoldan. YAPMAYIN.”
Aynı görüşteyim.
Ama Sayın Cumhurbaşkanının, Necip Fazıl’ın görüşü olan “Faiz sebep, enflasyon sonuçtur” teorisine inancı o kadar güçlü ki, son konuşmasında, faizin Kur-an İlmine de ters olduğunu şu sözlerle dile getiriyor;
“Bu görevde olduğum sürece faizle mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim ve enflasyonla mücadelemi de sürdüreceğim. Bu konuda NAS ortada, NAS ortada olduğuna göre sana bana ne oluyor. Olaya buradan bakacağız ve ona göre de adımımızı atacağız.”
Sayın Cumhurbaşkanı sanıyor ki, partisi ve kendisi dışında herkes yüksek faizi savunuyor ve faizlerin indirilmemesi için çaba sergiliyor.
Öyle değil Sayın Cumhurbaşkanı.
Ama siz faizi 1 puan indirdiğiniz gün biz yüzde 10 paramızın cebimizde eridiğini, yabancı paraların Türk Lirası karşısında güçlendiğini görüyoruz.
Siz sanıyor musunuz?
Faizi indirerek Türk Lirasını savunmasız bıraktığınızda döviz bürolarına koşuyor paramızı korumak adına cebimizdeki dolarları bozduruyoruz.
Öyle değil.
Bizler, sizin ekonomide yeri olmayan faiz-enflasyon tezini her gündeme getirişinde marketlere koşup sıvı yağ ve şeker almaya çalışıyoruz.
Onu da artık bir paketle sınırladı ya marketler.
Yani doları olanı, dolarla iş yapanı daha zengin, bizi ise fakirliğe, açlığa sürüklüyorsunuz.
Ülkenin dış borcunun katlanmasına, bankalardaki döviz hesaplarının daha da artmasına vesile oluyorsunuz.
Toplumu biraz daha fakirleştiriyorsunuz.
Zira, Nas ortada tamam da, size borç verenler, cebindeki parayı Atatürk resmi olan para yerine Benjamin Franklin’in resmi olan ile değiştirenler Nas’a değil, parasının para kazanmasına bakıyor.
Ya da bir başka deyim ile, borç para almak için kapısını çaldığınız İngiliz Banker’e de diyebiliyor musunuz, “Faiz vermem, Nas ortada” diye.
Bir sözüm de, AKP’nin kurmay kadrosuna.
Gerçekten soruyorum, Sayın Cumhurbaşkanının ekonomiyi allak bullak eden bu faiz takıntısına katılıyor musunuz?
Katılmadığınızı biliyorum, o zaman kapalı kapılar ardında fısıldaşmak yerine neden çıkıp, “Sayın Cumhurbaşkanı, faize biz de karşıyız, ama ekonomik dengeler, böylesi dönemlerde faizin, dövizin ve enflasyonun dengelenmesini gerektirir. Siz her konuştuğunuzda paramız pul oluyor görmüyor musunuz” demiyorsunuz?
Ve son sözüm de Merkez Bankası yönetimi ve Maliye Bakanı’na.
İstifa edin kardeşim.
Haysiyet ve onurunuz varsa istifa edin.
Zira, sizin suskunluğunuz bizim her gün biraz daha fakirleşmemize, soframızdaki ekmeğin her gün biraz daha küçülmesine neden oluyor..
Belki siz istifa ederseniz, Sayın Cumhurbaşkanı çağırır sizi ve burada ekonomi kuramını kendisine anlatmanıza vesile olur bu istifalarınız.
Sayın Cumhurbaşkanına Maliye Bakanlığı ya da Merkez Bankası Başkanlığı görevine Necmettin Batırel’i getirmesini öneririm.
Göreceksiniz, ‘Şak diye” doları yerlerde paspas edecektir.