Ülkemizin kaderidir deprem..
Yaşadığımız sürede çıkılır, konuşmalar yapılır.
Etkisi enkaz kalkana kadardır, felaketin.
Sonra unuturuz.
Unuttururlar.
17 adet Deprem Araştırma Önergesinin meclisin iktidar kanadı tarafından reddedilmesi işte buna delildir.
25 yıl Kayseri’de Belediye Başkanlığı, daha sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve iktidar partisinin genel başkan yardımcılığını yapan Sayın Mehmet Özhaseki, İzmir Depremi sonrası çıkmış bir konuşma yapmış.
Diyor ki, konuşmasında;
"Niye bu konu (deprem) geldiği zaman biz Japonlar kadar olamıyoruz?
Niye orada 7 şiddetinde bir deprem olduğunda hiç kimse ölmüyor?
7 şiddetinde buralarda bir deprem olduğunda neden yüzlerce insan ölüyor?
Bunu kaderle izah edebilir miyiz?
Böyle bir yaklaşım olur mu?
İhmal bizde, suç bizde, günah bizde, o yüzden bizim şehirlerimizi bir an önce yenilememiz lazım.
Japonlar bizden çok mu akıllı?"
Bakın Sayın Özhaseki, tane tane anlatayım..
Aslında çok iyi biliyorsun da, bir de benden dinle.
Öncelikle Japonya’da her şey ama her şey, bilim ve teknolojinin aydınlığında şekillenir.
Yani inşa edilecek binanın temeline kurban kanı akıtıldı, artık binaya bir şey olmaz diye bakmazlar.
Zira bu toplumun en olmazsa olmazı Ahlak kavramıdır. Ahlak’ı hayatlarının her alanına yerleştirmiştir bu insanlar.
Mesela Japonya’da bir bakan çıkıp, liderine “Efendim ülkemizde yüzbinlerce kaçak yapı var. Bir imar affı çıkarırsak bütçeye şu kadar gelir temin ederiz. Şu kadar kaçak yapı sahibi mecburen bize oy verir.” diyecek olursa, kendi hazin sonunu kendi hazırlamış olur. Bir dakika bile, evet bir dakika bile bakanlık ve yöneticilik yaptırmazlar ona.
Japonya’da bir yapının kaç katlı olacağına, demirinin, çimentosunun ne kadar kullanılması gerektiğine müteahhit ya da onun satın aldığı denetmen karar veremez. Kitapta yazdığının milim ötesine geçildiğinde hesap sorulur.
Ya da, 3 katlı olarak inşa edilmiş, yıllar sonra şehir merkezinde kalmış bir yapının üzerine 3 kat daha çıkılmaz, veya yapının kolon ve kirişleri kesilip işyeri genişletilemez. Yaptırımı vardır, cezası vardır. Bizimkiler gibi bastırıp parayı yırtamaz bunu yapan.
Ya da şerefiye payı diye bir şey yoktur mesela Japonya’da.
Yani kaçak kat çıkan müteahhite, “2 kat fazladan çıkmışsın, 8 daire eder, 4 daire sana, 4 daire bize. Biliyorsun bizim de masraflarımız var. Elektrik faturasını ödeyemeyenler, Spor Kulubüne yaptığımız harcamalar var” denilerek kayıtsız kuyutsuz paralar alınamaz. İmar sorumlusunun odasında çelik kasa bulunmaz mesela.
Zira orada denetim vardır, hepsinden önemlisi vicdanına hesap vereceğini bilen yöneticiler vardır.
Bizdeki durum mu?
Türkiye’de tamı tamına 453 bin müteahhit var.
Almanya'da 3 bin 500.
Komple Avrupa'da 25 bin.
Biz de, inanmayacaksınız belki ama 453 bin.
Her konuda sonuncuyuz, müteahhit sayısında ise dünya lideriyiz.
Çünkü, hiçbir şart aranmıyor müteahhit olmak için.
Kuyumcu müteahhit var.
Mobilyacı müteahhit var.
Oto galericisi müteahhit var.
Fırıncı müteahhit var.
Tavernacı müteahhit var.
İmamlıktan emekli müteahhit var.
Masaj salonlarında 16’lık kızlara sarkan ve dayak yiyen müteahhit var.
Üç mesleği, canı çeken herkes yapabiliyor bu güzelim memlekette.
Müteahhitlik.
Siyasetçilik.
Gazetecilik.
Biri bina yapıyor.
Biri izin veriyor, onaylıyor.
Biri de bina yapanın belediyedeki işlerini kovalıyor ve şakşaklıyor.
Sonuç, yaptıkları binalar en küçük yer sarsıntısında yerle bir oluyor.
Unutmadan, bir de Japonlarda, iktidarın ve belediyelerin kadrolu müteahhitleri yoktur. Serbest rekabet koşullarında yapılır, yaptırılır işler. Ama rekabet ediyorum diye 100 liralık işe 50 liralık teklif de veremez orada müteahhit. Verse bile bir daha ihaleye giremez. Zira bilinir ki, yarı fiyatına yapılacak işte demirden, çimentodan, işçilikten çalınacaktır.
Az kalsın atlıyordum. Mesela Japonyada hazinenin arsasını 3 kuruşa alıp villa arsası olarak parselletip sonra da taraf etrafın bebelerine ederinin yüzde 20’sine dağıtan Belediye Yöneticisi de bulamazsınız.
Neredeyse unutuyordum, Japonya’da her iktidar kendine göre Devlet İhale Kanunu ve İmar düzenlemesi de yapamaz.
Gelelim son sorunuza..
Hayır Sayın Özhaseki, Japonlar bizden daha akıllı değil belki ama daha ahlaklı, daha eğitimli.
Zira, Japonlarda müteahhitlik gibi mesleklerde görev yapan insanların sütünü sulandıracak yerel ve genel idareci, genel ve yerel idarecinin sütünü sulandıracak da müteahhit bulamazsınız.
Orada dini ticaret malzemesi haline getiren sahte dindar da yoktur ama, dürüstlük vardır, ahlak vardır, liyakat vardır.
Ahmet ZORLU
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|