Kayseri, Boğazlıyan ve Turhal Şeker Fabrikalarının, sahibi denilecek büyüklükteki ortağı Kayseri Pancar Ekicileri Üretim Kooperatifi Genel Kurul kararı almış, Temmuz Ayı’nda çiftçiyi sandık başına çağırmış.
Genel Kurul değil bu, bir kurumun yağmalandıktan sonra, ‘Alın ne haliniz varsa görün’ seçimi olacak, bu genel kurul.
Boğazlıyan Şeker Fabrikası gibi devasa bir kurumu Kayseri Şeker Fabrikası’na kazandırdığı halde 500 milyon lira civarında borç yaptı iddiasıyla Fetö’cü yargı tarafından bir kumpas operasyonu ile bu kurumun Fetöcü kafalara teslim edimesinin 11. Yılında tam 3 Katrilyon 200 Trilyon borçlandırıldıktan sonra gelinen noktada Bölge Çiftçisi, çocuklarının bile ödemek zorunda kalacağı borç yükünü çiftçiye yükleme etkinliği olacak bu genel kurul.
Zira 11 yıl öncesine göre, içi boşaltılan, yandaşların semirilip sömürüldüğü bir tablo var Kayseri Şeker’de.
Daha doğrusu, her genel kurulda, bu ekibi ellerinden tutup genel kurul salonuna götüren siyasal iktidarın dinamiklerinin vebal ve sorumluluğu var.
Ben çiftçiden olsam, bu yapının her etkinliğinde boy gösteren “Şeker Operasyonu benim şeref madalyamdır” diyen Mustafa Elitaş’tan başlamak üzere, Kayseri ve Yozgat AKP Teşkilatları, Milletvekilleri ve bölgeden çıkan bakanlara çağrı yapar, “Gelin bu yıkımın hesabını bizimle birlikte fetöye bulaşmış bu yapıya sorun, ya da sorumluluğunuzu kabullenin” derim.
Gelinen bu yıkımda bölge çiftçisinin sorumluluğu yok mu?
Kusura bakmayın ama umursamazlığınızın, aymazlığınızın faturası önünüze konulacak bu genel kurulda.
2014 yılından bu yana yazıp çiziyorum.
Defalarca hakkımda davalar açıldı.
Mahkemelerde yazdıklarımın doğruluğunu belgeledim, aklandım.
Ama genel kurul salonuna doldurulan toplama kalabalıklar, Çin malı 2 tabak karşılığı bu yıkım ekibi için kullandılar oylarını.
Tarih tuttuğu için, sadece 7 yıl önce yazdığım bir yazıyı alacağım buraya.
Şekerin nasıl ölüme götürüldüğünü ortaya koyması açısından;
. . . . .
3 Haziran 2014 •
SATTIM..
Bu günlerde Kayseri Şeker Fabrikası kaynaklı ilanların ardı arkası kesilmiyor.
Fabrikanın Kayyum dönemi öncesi ve geçmişte elde ettiği değerler tek tek satılıyor.
Kurumun taşıma hizmetlerini omuzlayan Tır Filosu, arsaları, en son çiftçinin derdine derman olması için büyük sıkıntılar çekilerek satın alınan Hastane..
Diğer değerlerden önce, geçmişten bir anektodu aktarmak istiyorum.
Kayyum döneminde, hastanenin sorumluluğunu üstlenen ve çalışmalarından memnun olmadığı için, daha sonra bu günkü yönetimle yol arkadaşlığına son veren, Kayseri Barosu eski Başkanı Fevzi Konaç ile yaptığım bir sohbet sırasında, önceki yönetimin yaptığı yatırımları konuşuyorduk. Konaç, "Bu yatırımların içinde en iyi kazanan Hastanedir" demişti.
Bu vurguyu neden yaptım.
Mevcut Yönetim hastaneyi, para kazanmadığı için satmak istiyormuş.
Bakınız beyler, beğenelim veya beğenmeyelim.
Paralel yapının kurbanlarından olan Vedat Ali Özışık yönetimi Kayseri Şeker Fabrikası"na, en rantabl yatırımı yapmış, Boğazlıyan İlçesi"ne dev bir fabrika inşa etmiştir.
Bu sayede bölge çiftçisinin ekebileceği pancar alanları ikiye katlanmış, Türkiye’nin Şeker devi olma yolunda hayli ileri adımlar atılmıştır.
Vedat Ali Özışık döneminde Kayseri Şeker, Türkiye’nin 500 Dev Kuruluşu sıralamasında 55. sıraya kadar yükselmiştir.
Dev bir hayvancılık tesisi inşa edilerek, bölge çiftçisinin ileriye yönelik hayvancılık yatırımları için altyapı oluşturulmuştur.
Kurulan çiftlikte üretilen Domatesler, iç piyasada aranan ve istenen ürünler haline gelmiştir.
Kurulan Tır Filosu sayesinde, zaman zaman başkaldıran taşıma sektörü, fabrika yönetiminin istekleri doğrultusunda çalışmaya başlamıştır.
Pancar çiftçisi için açılan hastanede, çiftçi kardeşlerimiz kendilerini birinci sınıf vatandaş görme imkanı, sağlık sorunlarının çözümü için kendi kuruluşuna gitme imkanı bulmuştur.
Bunların devamı olan eğitim kurumu, öğrenci yurdu, alış-veriş merkezi, konaklama tesisi ise hayata geçirelemeden, bir operasyon ile çiftçinin geleceği ipotek altına alınmıştır.
Kayseri Şeker"in geleceğini karartmak adına özel yasalar çıkarılmış, yetmemiş, uydurma gerekçelerle büyüyen, kabına sığmayan devin geleceğini planlayanlar içeri tıkılmış, özgürlüklerinden mahrum edilmiştir.
Atamayla gelenler, geldikleri günden bu yana geçmişi karalamanın ötesinde Kayseri Şeker için yeni bir şey yapmamış, karaladıkları yönetimin yaptıklarını satarak yönetimlerini sürdürme gayreti içine girmiştir.
Kayseri Şeker 500 büyük kuruluş içerisinde ilk 200"de kalmanın hesaplarını yapar hale gelmiştir.
Göreve getirilen bazı isimlerin, dansözün donuna para sokarken utanç görüntüleri yayınlanmıştır. Ama pişkince bu adamlar hala çiftçinin içine çıkarak şirinlik gösterisi yapmaktan geri durmamaktadır.
Daha görevinde birinci yılını doldurmadan bazı yöneticilerin bağ evleri, villalar satın almaları çiftçinin gözünden kaçmamaktadır.
Hüseyin Akay"a naçizane tavsiyemdir.
Satışa çıkardığınız tesisler babanızın malı değildir.
Satacaksanız önce onların gerçek sahibine sormanız gerekir.
O nedenle kapalı kapılar arkasında mali genel kurul yapmak yerine size önerim, yapılacak genel kurulu seçimli hale getirmeniz, böylece yaptıklarınızı çiftçiye onaylatmanız gerekir.
Bunu yapmadığınız sürece, yatağınızda rahat uyuyamayacaksınız.
Zira, alın terini ekmeğine katık eden binlerce çiftçi, er ya da geç sizden, sattıklarınızın ve yapmanız gerektiği halde yapmadığınız yatırımların hesabını soracaktır.
Size bir tavsiye daha.
Yayınladığınız o satış ilanlarını derhal geri çekin ve çiftçinin kazanımlarının haraç-mezat birilerine satılmasının önüne geçin.
Yapmadığınız takdirde, bunun hesabını da vermek zorunda kalacaksınız.
Ve çiftçilere çağrımdır.
Bu yönetim, Laf kalabalığı ile genel kurulda yetki almış olabilir.
Ama satışa çıkarılan değerler sizin öz malınızdır.
Gerekirse yargıya gidin ve bu satışların önüne geçin.
Çünkü satışa çıkarılan sizin alın terinizdir, sizin emeğinizdir, sizin ekmeğiniz, geleceğinizdir.
(3 Haziran 2014-Kayseri)