Herkesin gözünün Merkez Bankası’nın alacağı faiz kararında olduğunu biliyorum.
Ama başlattığım Kayseri yazılarında belediyeleri görmezlikten geldiğim anlamı çıkmasın diye bu gün de Kayseri’yi yazmaya bu gün de devam edeceğim.
Son 20 yılda kamu kaynaklarından yeterince yararlanamayan Kayseri, oluşan açığın bir bölümünü belediyelerin bir-iki yıl öncesine kadar sergiledikleri performansla az da olsa kapatıyorlardı.
Hayırseverler seferber edilerek Okul, Sağlık Merkezi gibi yatırımlar gerçekleştirilebiliyor. Osman Kavuncu Geleneği’nden dolayı geniş caddeler oluşturuluyordu.
Kentin Melikgazi Bölgesi cazibe merkezi haline getirilerek, ticaretin ve sosyalleşmenin nabzı burada yakalanınca da Melikgazi-Kocasinan arasında emlak değeri açısından uçurumlar oluşturulmuştu.
Abdullah Gül Üniversitesi, Kayseri Adliye Sarayı gibi yatırımların Kocasinan’a kaydırılması ile birlikte burada da büyük bir hareketlenme sağlandığını belirtmek isterim.
Talas İlçesi, Tarihi özelliğini korurken bir yandan da cazibe merkezi haline gelmiş, getirilmiştir.
Özellikle Sayın Rıfat Yıldırım’ın çabaları ile oluşturulan Tarihi Dokunun korunmasına yönelik hassasiyeti, Sayın Mustafa Yalçın’ın da, üzerine eklemeler yaparak devam ettirmesi, takdir edilmesi gereken bir çabadır.
Ama benim asıl üzerinde durmak istediğim konulardan biri, Kayseri Mahallesi olarak adlandırdığımız, uzun süre Üniversitenin elinde bulunan ve yağmalandıktan sonra belediyeye devredilen yapılarla ilgili.
Mehmet Özhaseki döneminde başlayan Restorasyon çalışmaları tamamlandı.
Bu çalışma başladığında Kayseri Halkına dendi ki, “Eski yaşam tarzımızı yansıtan bir yapı oluşturuyoruz. Mahalle fırınından, mahalle berberine, geleneksel mutfağımızın yaşatılacağı, yemeklerin sunulacağı işletmelere kadar yok olmaya yüz tutmuş Kayseri Geleneklerinin yansıtılacağı bir yapılanmaya gideceğiz.”
O binaların ayakta olduğu dönemlerde de gazetecilik yapıyordum.
Onlarca kez bu evlerin güzelim ahşap oymalarının, taş işçiliği örneklerinin nasıl sökülüp götürüldüğünü haberleştiren biri olarak, ortaya çıkan ucube, sözde ‘restorasyon’ ürünü yapıları görünce doğrusu hayal kırıklığına uğradım.
Yapıların büyük bölümü türedi vakıf ve derneklere tahsis edilmiş.
Estetikten yoksun hale getirilmiş taş yapıların önlerine ve pencere kenarlarına da kiremit rengi plastik çiçeklikler yerleştirilerek, işin üstüne adeta tüy dikilmiş!
Yani Eski Kayseri Mahallesi Kültürü ile ilgili bir şey aramayın.
Zaten bu yüzden de bölgede in-cin top oynuyor.
İkincisi, Memduh Büyükkılıç döneminde ortaya çıkan bir iddia;
Ballı Villa Parselleri..
CHP Milletvekili Sayın Çetin Arık’ın bu konudaki soru önergesine, İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu cevap vermiş ve buyurmuş ki, “İhale yasaya uygun..”
Sayın Soylu, ilk gün de yazdık, “İhale elbette yasaya uygun. Ama vicdani ve ahlaki değil” diye.
Eğer öyle olmasaydı, bazı Memleket Büyükleri!, mahdumlarına, gelinlerine, yeğenlerine kapattıkları arsaları geri iade etmeye yeltenmezler, bazı belediye bürokratları görevlerinden alınmazdı.
Aslında onlarca mesele var.
Örneğin gönül belediyeciliği ile çıkılan yolda, Pandemi Döneminde Belediyelerin durumu.
İstanbul ve Ankara başta olmak üzere, bir çok belediyenin harikalar yarattığı, imkanı ve imkansızlığı yöre halkıyla paylaştığı, faturasını ödeyemeyen bir çok kent sakininin faturasının ödeme gücü olanlarca ödendiği, karantinadaki ailelere sabah ve akşam yemeği servisi gibi anlamlı ve göz yaşartan kampanyalar.
Kayseri’de ise, Cumadan Cumaya Kazancılar Çarşısı, Sivas Caddesi gibi yerlerde boy gösteren ve hal hatır sormanın ötesine geçmeyen, ‘Aman maskeni tak’çı bir yönetim anlayışı tercih edilmiş.
Yani, Pandemi döneminde gönül belediyeciliğinin ne büyük göz boyama olduğunu da öğrenmiş olduk.
Asıl vahim olan ise nedir biliyor musunuz?
Perde arkasında yaşanan, yöneticilerin elini kolunu bağlayan, çalışamaz hale getiren, ‘Yilli-Köylü’ çekişmesi.
Hala Büyükşehir belediye Başkanlığı koltuğunda oturan Dr. Memduh Büyükkılıç’ı içine sindiremeyen İlahlar Konseyi’nin yürüttüğü operasyonlar.
Buna karşılık Memduh Büyükkılıç’ın, Kayseri halkının değil o ilahlar konseyinin gözüne girmek için sergilediği çabalar.
Neyse sözü ve meseleyi fazla uzatmayalım.
Ne de olsa, bu gün Sayın Büyükkılıç, yaz boyu yaptığı hizmetlerin açılışını yapıyor.
Bu güzel gününe fazla gölge düşürmeyelim ve yapılan üst geçitlerle kavşakların hayırlı olmasını temenni ederek Kayseri yazılarına bir süre ara verelim.