Sedat Peker iddia etti diye, gündeme getirdiği adamlara kirli demek ne kadar doğru değil ise;
Devlet Bahçeli bu insanları savundu diye de, bu adamların temiz olduğunu söylemek adalet bilmezliktir.
Ortada, kokain ticaretinden tutun da cinayetlere varana dek yüzlerce kirli iddia dolaşıyorsa, bunları aydınlatmak, açığa çıkarmak Yüce Türk Adaletine olan güveni yeniden inşa etmez mi?
Neden konuşması gerekenler, harekete geçmesi gerekenler sus-pus iken, iddiaların merkezindeki adamlar bülbül gibi ötüyor?
Uğur Mumcu cinayeti, aynı yöntemlerle öldürülen Kutlu Adalı cinayeti başta olmak üzere, bu güne kadar işlenen tüm cinayetleri aydınlatmak , bağımsız yargının en temel sorumluluğu iken, “Kutlu Adalı’yı öldürtmek için kardeşimi görevlendirdim” diyen bir kişinin iddiası neden masaya yatırılıp adı geçenlere ‘Gel bakalım’ denmez, denilemez.
Devletin İçişleri Bakanı, Rize’de işlenen bir cinayetten, başka yerde yaşanan tecavüzden bahsediyor ve Sedat Peker’i işaret ediyorsa, sormazlar mı kendisine, ‘Sen ne iş görüyordun, neden bu dosyaları yeniden açıp sanığı, sanıkları adalete teslim etmedin diye.
Daha iki gün önce okuduk.
Organize suç örgütü lideri olarak tanımlanan bir kişinin, yattığı cezaevinde kendisine sağlanan ayrıcalıkları.
Cezaevi yemeği yemesi doktor raporu ile yasaklanmış, doktorlar, haftanın hangi günü ne yiyeceğini bile rapora bağlamışlar.
Beyefendi’nin içeceği ithal kahve bile, markasıyla raporlaştırılmış.
Diğer tarafta, ülkesinin geleceğine dair kaygısını dile getirmenin ötesinde hiçbir suçu olmayan insanlar cezaevlerindeki hücrelerde olmadık eziyetler yaşamıştır, yaşamaya devam etmektedir.
Daha da enteresanı, ortaya saçılan iddiaları hiçe sayan iktidarın gayrı-resmi ortağı partinin lideri, raporlarla yattığı hücreyi Hilton Oteli’ne çeviren zat-ı muhteremi cezaevinde ziyaret etmiş, yetmedi çıkması için elinden gelen çabayı sergilemiştir.
Şimdi de, bu kişiyi ülkenin muhalefetine karşı elinin altındaki sopa olarak kullanmaktadır.
Sayın İçişleri Bakanı, Sedat Peker’in Koruma görevinin uzatılmasını, ‘yakından izlemek’ olarak özetliyor.
Peki sormazlar mı Sayın Soylu, yakından izlettiğiniz Koruma Sedat Peker ile yurtdışına çıkarken, size bilgi vermedi mi?
Neden kaçmasına izin verdiniz.
Ortada 5 tonluk kokain iddiaları varken, kokain ticaretinde Türkiye, ‘Terminal Ülke’ olarak tanımlanmışken, suçluluk telaşı ile ardı ardına uyuşturucu operasyonları yapılarak, kışlık esrar ihtiyacını evinde üretim yaparak karşılayanların toplanması, ile Sayın Bakan dikkatleri farklı bir noktaya çekmeye çalışmaktadır.
Daha da ilginci nedir biliyor musunuz?
Bu güne kadar konuşan kim varsa, kendini vatan sevdalısı, devlet fedaisi, dış güçlerin ülkeye karşı operasyonuna karşı duranı olarak tanımlamıyor mu?
İşte buna deli oluyorum.
Kusura bakmayın ama Sayın Bakan, bir operasyon yapacaksanız, Protokol aracı ile Eroin Sevkiyatı yapandan, yurtdışına çıkarken aracında 50 kilo eroin yakalatan Yozgatlı Escobar’dan, Aracında pudra şekeri çeken tosuncuktan başlatacaksınız operasyonu. Bunların haberlerine yayın yasağı koymak yerine bağlantılarını ortaya çıkaracaksınız.
Kendiniz söylediniz, Sedat Peker’in maaşa bağladığı siyasetçiyi adalete teslim ederek siyasetin kirli yüzünü ortaya koyacaksınız ki inandırıcı olasınız.
Sonuç;
Ortada büyük bir kirli ilişkiler ağı var.
Bu kirli ilişkiler ağının ayakları dünyanın dört bir yanına kadar uzandı.
Hep uyarmış, hep yazmıştım.
Yüzde yüz Türk Sermayesi ile kurulan şirketlerin gemileri, gemicikleri Malta Bayrağı, Mann Adası Bayrağı taşıdığı sürece de hiç kimse bana, bu gemilerin yükünün temiz olduğunu söyleyemez.
Yine hiç kimse bana, somutlaşmış, ete kemiğe büründürülmüş, bakanın bile dillendirdiği siyaset-karanlık odaklar ilişkileri yargının konusu yapılana kadar, gündemdeki adamların temizliğini hiç kimse iddia edemez.