Bankamatik önüne gidip bankadaki 3 kuruşunuzu çektiğinizde, gıcır gıcır 200 liralıklar geliyorsa elinize, bilin ki o dönemin iktidarı darphaneyi büyük özveriyle çalıştırıyor ve karşılıksız para basıyor.
Bu para basma işi size bir-iki ay sonra zam olarak, enflasyon olarak, liranın yabancı paralar karşısında değer kaybı olarak dönecektir.
Hepiniz bu ayki maaştan kalan gıcır gıcır paraları bir daha kontrol ettiniz değil mi?
Seçime 3 kala başlayan ve her kenti ihya edeceği söylenen taahhütler silsilesinin ne kadar palavra olduğunu bundan anlayın.
Bu taahhütler, köprüden geçene kadar, sizi oyalamak için yapılan boş konuşmalardan ibarettir.
Sormazlar mı adama, “21 yıldır neredeydiniz?” diye..
Yerel gazetenin manşeti;
“Hayaller bir telefonla gerçek oldu..”
Güya Milli Savunma Bakanımız, Kayseri Vekil adayımız telefonu kaldırdı ve talimatını verdi.
1. Hızlı Trenin dış finansman sözleşmesini imzalayın.
2. Tarımsal sulama bedellerinin yüzde 50’sini bundan sonra almayın.
3. 4. Organize Sanayi Bölgesini hemen kurun.
4. Kayseri’yi Ipard kapsamına alın..
Vay be, sen neymişsin be abi.
Daha mazbatayı almadan, daha sandıktan bile çıkmadan ihya etmişsin Kayseri’yi.
Efendi, efendi önümüzdeki Pazar günü, son aylarda Kayseri’nin en büyük ticari fuarı haline gelen ve her Pazar açılan Bit Pazarı’na bir uğrayıverde, 21 yılda ülkeyi, toplumu ne hale getirdiğinizi canlı olarak orada gör.
Ali Dayı, çocuğunun az kullanılmış ayakkabısını, Ayşe Teyze gözü gibi koruduğu çeyizlik masa örtüsünü satmaya çalışıyor, bit pazarında.
Ya da adliyeye bir uğrayıp soruverin, kiracı-ev sahibi ihtilafı yüzünden açılan dava sayısındaki patlamayı.
O da olmuyorsa, bir eve uğrayıverin kenar mahallede. Liseye giden evin kızına sorun, eğitimde yarattığınız fırsat eşitsizliğini anlatsın size.
Milletin mide gurultusu var ya, sizin taahhütlerinizin çıkardığı kuru gürültüyü bastırıyor artık.
Ama Allah var, yarattığınız basın-yayın kurumları sizden daha gayretli çalışıyor, ülkenin sorunlarını perdelemek için.
Hızlı trenmiş, tarımsal sulama bedellerinden indirimmiş.
Sormazlar mı adama, “Türkiye’nin 2. GAP’ı olarak tanıttığınız Yamula Barajından sulama için çiftçi neden yararlanamıyor?” diye.
Ya da “10 yıl önce açılan ve Patates Deposu olarak kullanılan Gıcık Tünelinden Develi Ovasına neden su akıtamadınız?” diye.
Siz, içinde bulunduğunuz sırça köşklerden pek farketmiyorsunuz ama, bu memleketin tek sorunu, geçim derdi, fakirlik, her alanda yarattığınız fırsat eşitsizliği.
Tek mesele, ulaşılmaz hale gelen aylık kira bedelleri.
Sulama suyuna yüzde 50 indirim yaptırmış beyefendi, hemi de bir telefonla.
‘Palavra, palavra, palavra’ diye bir şarkı vardı hani, sabahtan beri dilimden düşmüyor.
Tek telefonla hallettiğiniz 4 mesele ile ilgili haberi okurken aklıma geldi, bizim Kozaklı’da yaşanmış, fıkra gibi bir hikaye;
Sabah eczaneyi açan eczacı, daha sabah çayından bir yudum almadan, köyde yaşadığı her halinden belli bir müşteri içeri girer;
- “Viagra var mı” diye sorar.
- Eczacı siftah yapmanın mutluluğu ile viagra konusunda kendisine bilgi verir ve raftan kutuyu indirir.
- Müşteri, “Bir tane alacağım, kaç lira, der.
- Eczacı da, “Tanesi 10 lira” diye cevap verir.
- Müşteri 100 lira çıkarır ve “Bir tane alayım” der.
Aksilik, kasada hiç bozuk para yok, “Amca şu karşıdaki kuru yemişçiye git, bozdur, eczaneden gönderdiler demezsen bozmaz” diye bilgi verir.
Müşteri kuru yemişçiye gider, “Karşı eczaneden gönderdiler, 100 lirayı bozacak, 1000 lira da para verecekmişsiniz” der.
Kuru yemişçi kafayı kaldırıp eczaneye bakar, eczacı köylünün kuru yemişçiden istediklerini kafasıyla onaylar.
1090 lirayı cebine koyan uyanık köylü, 10 lirayı da eczacıya verir, viagrasını alıp çekip gider.
Akşam kuru yemişçi uğrar, “Şu 1000 liramı versene der”
Eczacı şaşkın, kuru yemişçi kendisine izahat verir, “Sabah gönderdiğin adam 1000 lira para vereceğimi, 100 lira da bozacağımı söylemişti, verdim” der.
Dolandırıldıklarını anlamışlardır.
Ertesi sabah yine eczane açılır açılmaz bir müşteri gelir, viagra almak istediğini söyler ve sorar, eczacıya.
“Nasıl söyledikleri gibi etkili mi?” diye.
Eczacı, bir gün önce viagrayla dolandırılmanın acısı ile der ki, “Sen ne diyorsun amca, dün sabah bir müşteri geldi, daha satın aldığı viagrayı cebine bile koymadan, beni ve karşıdaki kuru yemişçiyi uydurup gitti..”
Bizimkiler de artık, seçilmeden bir telefonla 4 meseleyi çözmeye başladılar.
Hayırlısı bakalım.