Merhum Necmettin Erbakan’ın deyimi ile “Kadayıfın altı kızardı..”
Kızarmakla kalmadı, kadayıf kömür oldu, tepsisi bile kullanılmaz hale geldi.
Ama bizdeki Devekuşları hala iktidardan ‘Mucize’ umuyor.
Allah Aşkına daha ne olmasını bekliyorsunuz?
Cumhuriyet Tarihi boyunca, hep birlikte, can vererek, kan dökerek, alın terimizle sulayarak inşa ettiğimiz, narin züccaciye malzemesi gibi gözümüzden sakındığımız ülkemin her yanında filler cirit atıyor, atmakla kalmayıp, girdikleri yerde kırmadık, dökmedik bir şey bırakmıyor.
Son bir aydır konuştuğumuz konulara bakın, kokain ticareti, mafyadan 10 bin dolar maaş alan milletvekili, Kıbrıs’taki Gazetecinin katledilmesi, marina muhabbeti, Hürriyet Gazetesi’ne çökülmesi, Sedat Peker’in dile getirdikleri
Öte yandan, Dünyada geçerli iktisat kuramına ters, kör bir inanç yüzünden, ülkenin parası dünyanın en acınası noktasına geldi.
Neymiş efendim, faiz enflasyonun nedenidir?
Değil kardeşim.
Öyle olsaydı, faiz ile enflasyon birlikte koşmaz, birlikte yükselmezdi.
Neymiş efendim, “Ülkeyi şirket gibi yöneteceklermiş.”
Şirket iflas etti, ama yönetim kurulu başkanının haberi yok.
Son bir hafta içinde 20 kuruş değer kaybetti paramız, dolar karşısında.
Bu dış borcumuzun 100 milyarın üzerinde artması demektir.
100 milyara neler yaparsın söyleyeyim mi?
Geçen Cuma açtığın Taksim Camii’nden en az 500 adet, bu gün açacağın Uzun Hasan Camii’nden de en az bin adet yaptırabilirsin demektir.
2 Adet Atatürk Barajı’nın parasını iki kelime ile Uluslar arası tefecilere hediye ettiniz demektir..
Internetsiz köy, bilgisayarsız okul bırakmazdınız demektir.
Buğdaya, çaya, fındığa, patatese, soğana, mazot ve gübredeki fiyat artışı kadar ek fiyat verirdin demektir.
Aldığı maaş pula dönen emekliye seyyanen 500 lira zam yapardın demektir.
Aldığı ücret, açlık sınırının altında kalan Asgari Ücretliye yaşayabileceği, aç kalmayacağı miktarda bir zam demektir.
ABD’lilerin hayran kaldığı!, çok uluslu kartellere inşa ettirdiğiniz ve parasını bize ödettiğiniz Şehir Hastanelerinden 50 adet daha yaptırabilirdin, hem de parasını bize ödetmeden, demektir.
Sevgili Muhalefet;
Tamam bu sıkıntıları Salı Kürsülerinden dillendiriyorsunuz, farkındayım.
Ama görüyorsunuz, yetmiyor..
Görmüyor musunuz?
Açık açık, “Parlamenter Sistem mazi oldu..” deniliyor, devletin TRT’sinde.
Görmüyor musunuz?
Bu milletin geleceği, bu ülkenin kaderi bir avuç mafya bozuntusunun, zar attığı 'yeşil çuha' haline getirildi.
Görmüyor musunuz?
Ülkenin, dini kurumlarını ele geçiren İngiliz Kafası, Yunan Kalıntısı yapılar Kurucu Değerlerimize alenen küfrediyor.
Güzel ülkemin tüm değerleri, tüm imkanları bir avuç dinbaz tarafından yağmalanıyor.
Hemen bu gün, amasız ve fakatsız olarak, bu milletin umut bağladığı siyasal yapılar bir araya gelmeli, oluşturulacak “Memleket Masası” etrafında toplanılmalı ve güzel ülkenin geleceği adına bir şeyler yapılmalıdır.
Bu millet midesinin gurultusunu bastıracak kararlı ve umutlu bir çıkış bekliyor.
O umutlu çıkış, Çarşı-Pazar gezerek, gül toplayarak, pancar çapalayarak sağlanamaz artık.
Bu Millet daha yürekli, daha kararlı bir ses arıyor.
Sayıları 100’ün üzerindeki siyasi partilerin en az 90 tanesinin genel başkanının katılacağı, yüzbinlerin değil, milyonların akacağı ve Dünya’da yankılanacak bir büyük miting ile başlamak mesela.
Samsun’da, Sivas’ta, Amasya’da, Ankara’da ve İstanbul’da her hafta tekrarlanacak devasa mitingler zircini.
Hiçbir partinin flamasının yer almayacağı, Türk Bayrakları ile katılınabilecek büyük bir memleket hareketi.
Sloganın ‘Bağımsız Türkiye’ olacağı, ‘Bayrak’ olacağı, ‘Hak, Hukuk, Adalet’ olacağı, ‘Atatürk’ olacağı, ‘Demokrasi’ olacağı ortak bir ses.
Artık muhalefet bu tür bir çıkış yapmak zorundadır.
Aksi takdirde, Kılıçdaroğlu’nun Ankara’nın ilçesinde, Akşener’in Rize’nin ilçelerinde, ‘ama’ diyenin sokak ortasında, saldırıya uğradığı olayların artması kaçınılmazdır.
“Parlamenter Demokrasi mazi oldu” diye düşünen bir iktidarın, Parlamento için erken seçim kararı alacağını mı sanıyorsunuz?