MHP dışındaki muhalefet partileri, ‘Yeniden demokrasi ve yeniden namuslu denetlenebilir bir yönetim anlayışı, Evrensel Hukuk Kuralları ve kamuda Liyakat’ konusunda anlaşmış görünüyor.
Bu tablonun ilan edilmesi, oluşacak Demokrasi Cephesine, Demokrasi İttifakına doğrudan iktidarın kapılarını açacak gibi.
Benim çok merak ettiğim, ondan sonra ne olacak?
Bu güzel ülkeyi ufuksuz bırakan, kabus gibi çöken, kamudaki kapıkulu anlayışının kalkmaya başlaması ile birlikte ortaya saçılacak pisliklerin müsebbiplerinin durumu.
Mesela 1580 liralık boru için 8 milyon lira ödeme emrine imza atan bürokrat bunun hesabını vermeyecek mi?
Geceliği 100 bin lira olan Paramount Otel’de istirahat! eden Üst düzey bürokrat bunun izahını nasıl yapacak?
Yargıtay’ın, Anayasa Mahkemesinin kararlarını takmayan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarının arkasından dolanan, mahkemenin beraat ettirdiği insanları, aynı suçtan yıllarca cezaevinde tutan kararlara imza atan Hakim ve Savcılar bunun hesabını nasıl verecek?
Yargı kararı ile, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin boşaltmak istediği binanın önünde, işgalci kurumun çıkmaması için kendini siper eden, yargının kolluk gücü polise o emri veren yönetici bunu nasıl izah edecek?
Anayasamızda kuraldır.
Kanunsuz emir kimden gelirse gelsin uygulanamaz.
Emri veren ısrar ederse, emrin yazılı hale getirilmesini talep etmekle yükümlüdür, kamu görevlisi.
Örneğin, yıllık 1 milyon 200 bin yolcu garantisi verilen Kütahya Zafer Havaalanına bu garantiyi veren bürokrata sormazlar mı, “Yüzde 5’ini bile bulmadı verdiğin garanti. Devlet bu kadar zarara uğratılırken, vicdanın sızlamadı mı?” diye.
Ya da üyesi bile kalmamış bir oda adına villa parselleri vererek el altından bunları tosunlara, tosuncuklara dağıtan kamu görevlisi ne diyecek bunun için.
Yıllardır Doğu ve Güneydoğu illerinde kullanılan kaçak elektriği Türk Milletinin omuzlarına yükleyen isim veya isimler mesela.
Ya da ülkenin enerji işini 3-5 yandaşa peşkeş çeken özelleştirmelerin mimarlarını veya.
Başvurduğu GES Ruhsatı için kendisinden istenen belgeler arasında AKP’lidir ruhsatı olmayanların kapıdan çevrilişi unutulacak mı sanıyorsunuz?
Tahrip edilen doğa, yakılarak üzerine villalar, oteller inşa edilen ormanlarımızın hesabını kim veya kimler verecek mesela.
İstanbulBüyükşehir Belediyesi’nin el değiştirmesi ile ortaya saçılan kirlilikler. Şimdilik sümen altında tutuluyor, günü geldiğinde neler neler dinleyecek ve göreceğiz.
Kilit görevlere getirilen liyakatsizlerin üstlendikleri görevin gereğini yapmak yerine kendileri için çalışıp, çaldıklarını ayakkabı kutularına istiflemelerini unutur muyuz sanıyorsunuz?
Ülkenin Pamuğunun, fındığının, pancarının bir avuç yandaşa kurban edilişi ya da.
Pancar demişken, Kayseri Şeker’den ilginç bilgiler geliyor. Hüseyin Akay’ın sağlığı yerindedir inşallah. Devasa kurumu bu noktaya getirmenin hesabını vermesi için dinç kalması lazım.
Bakalım hesap günü geldiğinde Yaşar Ağabeyini, Mustafa Kardeşini yanında bulabilecek mi, merak ediyorum.
Devam edelim, Sedat Peker’in gündeme getirdiği, hem de yer, zaman ve tanık göstererek anlattıkları soruşturulmayacak mı sanıyorsunuz?
Bu ülkenin imkanları ile kazandıkları milyonlarca doları Vergi Cennetlerine taşıyanlar ya da.
Fetö’den el konulan taşınmazların yeni Fetöcüklerin arasında pay edilişinin bilinmediğini mi sanıyorsunuz?
Güzel ülkemde vicdanların huzur bulması için, kim ne yaptı ise çıkacak ve paşa paşa hesabını verecek.
Talimat almadan, Anayasaya bağlı Savcılar soracak bu hesabı.
Hiç kimse sevinmesin, “Zamanaşımı var” diye.
“Vatan satmak” suçunun zamanaşımı olmaz.
Eğer bunu yapmayacaksanız, Adaleti ülkenin her karış toprağında yeniden tesis etmeyecekseniz, Sevgili bu günün Muhalefeti.
O zaman iki elimiz sizin de yakanızda olacak..