Tam da oturmuş, Sayın Cumhurbaşkanının, ‘Ekonomi, demokrasi ve Hukuk Reformu’ açıklamaları ile Sayın Adalet Bakanımızın, “Adalet yerini bulsun da isterse dünya yıkılsın” alıntısını değerlendirecektim ki, ortalık karıştı. Yukarıdan en yukarıdan sesler gelmeye başladı.
Hemşehrim, aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Cemil Çiçek’ten geldi ilk açıklama.
Sayın Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanının reform söylemlerini değerlendiriyor ve diyor ki, "Bize topyekün bir tevbe-i nasûh lazım. Reform kelimesi çok aşındı, kimse bir şey beklemesin.."
Hayda, tevbeyi biliyoruz da Nasuh ne demek diye sözlüğü karıştırdım.
Yani diyor ki, demek istiyor ki Sayın Cemil Çiçek, “Allah ve Millet bizi affetsin gibisinden değil, içten ve yürekten tevbe etmemiz lazım. Artık açılım, reform gibi kelimeleri o kadar hoyratça kullandık ki, inandırıcılıkları kalmadı. Samimi bir af dilemek zorundayız. Millet affeder mi derseniz, o da millete kalmış..”
Tam da Cemil Çiçek’in sözlerini değerlendirmeye hazırlanıyordum ki, ikinci bomba Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Sayın Bülent Arınç’tan geldi.
Bülent Arınç, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş konusunda yargıya yönelttiği eleştirilerle, adeta Cumhur İttifakı’nın ortasına bombayı bıraktı.
Birden herkes ‘Neler oluyor?’ sorusuna odaklandı.
Berat Albayrak’ın istifası.
Yerine gelen Merkez Bankası ile Hazine ve Maliye Bakanı’nın, Sayın Cumhurbaşkanının “Faiz neden, enflasyon sonuçtur” söylemlerine aldırmadan faizi 475 baz puan artırarak yüzde 15’e çıkarması, ardı ardına gelen ‘Adalet Reformu söylemleri, ekonomik reform söylemleri ve üzerine de Cemil Çiçek’in, “Reform kelimesini çok yıprattık. Bize topyekun Tevbe-i Nasuh lazım demesi, aynı günün akşamı Bülent Arınç’ın MHP yönetimini tahrik edercesine, Selahattin Demirtaş’ın kitabını överek serbest bırakılabileceği mesajı vermesini üst üste koyduğumuz zaman, üç ihtimal öne çıkıyor.
Bunlardan ilki ve zayıf olanı, iktidar cephesinde senaryosu yazılan yeni bir oyunun sahnelenmeye çalışılması. Zira ekonomi duvara tosladı. Virüs neredeyse kontrolden çıktı, sağlık sistemi ile ekonomik tablo birlikte uçuruma doğru götürüyor ülkeyi. Bunun farklı tartışmalarla gölgelenmesi ihtimali.
İkincisi, Devletin kilit noktalarında önemli yer tutan ve AKP içerisinde de Süleyman Soylu gibi isimlerle doğrudan dirsek temasına giren MHP’yi oyun dışına çıkarıp, yeni arayışlara yelken açılması. Yani yeni bir açılım süreci gibi..
Üçüncüsü ve bana göre de doğru olan ihtimal ise, “Sayın Cumhurbaşkanının pozisyonunun, uygulamalarının, muktedirliğinin, AKP içerisinde ve Saray Çevresinde artık tartışılır hale gelmesi. Zira Damat Bey’in istifasının karşısında sergilenen kararsızlık karizmanın çizilmesine neden oldu.
Hangisi doğru olursa olsun, iktidar ve Sayın Cumhurbaşkanının yeni uygulamaları gündeme getirmesini zorunlu kılıyor.
Bana göre de “Adalet ve Hukuk Reformu” söylemi aşınmış, inandırıcılığını yitirmiş bir söylemdir.
Zira Türkiyemde yaşayanların büyük çoğunluğu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminin iki yılı doldurmadan tıkandığını, yeniden güçlü bir parlamentonun Türkiye’nin geleceğine el koyması gerektiğini savunur hale geldi.
Yani dostlar yıllardır, çatısını, duvarını yok ettiğimiz, Demokrasi Kavramını özümsemek ve her alanda hayata geçirmek zorundayız.
Kitleleri birbirine düşmanlaştırarak, bölerek, gerçekleri göz ardı ederek bir ülkenin yönetilemeyeceğini en çok da AKP kadrolarının kavradıklarını sanıyorum.
Zira, bir ülkede ve bir toplumda öncelikler sıralaması şaşırılırsa, o toplumda çözülme ve çöküş başlar.
Türkiye'nin en acil sorunu, Demokrasi ve Adalet sorunudur.
Bağımsızlık sorudur.
Üretim ve istihdam sorunudur.
Gelir dağılımı adaletsizliği sorunudur.
Eğitimsizlik sorunudur.
Bunların çözümü ise Demokrasi ile mümkündür.
Demokrasi, Denge-Denetleme rejimidir.
Hesap verebilirliktir.
Sınırsız yetkiyi reddeder.
Güçlü Demokrasi, güçlü ekonomi demektir.
Dilerim yaşanan süreç bu gerçeğin görülmesine katkı koyar.
. . . .
Bir not;
Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı, AKP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Mehmet Özhaseki’nin Covit19 testi pozitif çıkmış. Kendisine geçmiş olsun, dileklerimi iletiyorum. Mevlam, çağın vebasının pençesinde kıvranan tüm insanlığın yardımcısı olsun.