Dün gündeme getirdiğim Kayseri’deki TOKİ Rezaleti konusunda Gazeteciler Cemiyeti bir açıklama yayınladı.
Açıklamayı okuduktan sonra, açıp Metin Kösedağ’dan özür dileyesim geldi.
Meğer ne büyük fedakarlıklarda bulunmuş Metin Kösedağ, bizim konut sahibi olmamız için, tüm yakınlarını ateşe atıp kooperatif üyesi yapmış.
TOKİ Yöneticileri çıkmış, “Ya yedi sülalenizi üye yaparsınız, üye sayısını 500’e yükseltirsiniz ya da projeyi iptal ederiz” diye resti çekince naspın Metin kardeşimizde nazı kime geçti ise, üye yapmış.
Nedense Metin Kösedağ ve arkadaşlarının aklına, TOKİ’ye şöyle bir teklif yapmak gelmemiş;
“Ey TOKİ Yöneticileri bizim üye sayımız 200. Arsamız ise 500 konutluk. Gelin sizinle masaya oturalım, bize kat karşılığı konutları yapın, aradaki farkı biz ödeyelim, böylece üyelerimize bedavaya yakın bedelle konut yapmış olalım..”
Çünkü, Milli Emlakten alınan arsadan bahsediyorsunuz ya, o arsanın tapusu sizde değildi, hiçbir zamanda olmadı.
Arsa konusunda ne kadar fedakarane! çabalar sergilediğinizi de biliyoruz.
Kooperatife üye yaptıklarınızdan ve Cemiyet üyelerinden 2 trilyonun üzerinde para topladınız.
Günlerce Ankaralarda yıldızlı otellerin köşelerinde kendinizi heba ettiniz ya!
Benim isyan ettiğim süreç değil, Kayseri Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı Makamında oturan bir zatın, tüm aile efradını kooperatife yığması ve sağlanan imkandan ev sahibi yapmasıdır.
Zira bir Meslek Örgütünün Başkanı, su gibi berrak olmak zorundadır.
Gelinen noktada, hepimiz birer TOKİ Üyesiyiz, ötesi yok.
Yarın TOKİ, ‘Şu kadar peşin, şu kadar da aylık ödeme yapacaksın..’ diyerek, bizim adımıza kredi kullanacak.
Biz de yıllarca TOKİ’ye ev taksidi ödeyeceğiz.
Hani arsa Cemiyet Kooperatifinindi?
Yani, diğer süreçler beni ilgilendirmiyor.
Ben, sülalenin koop. üyesi yapılmasına itiraz ediyorum, etmeye de devam edeceğim.
Ortada nüfuz suistimali vardır.
Ortada, yakınını, akrabasını ev sahibi yapmak için Gazetecilik Mesleğinin istismar edilmesi vardır.
Bu kentte, binlerce insan gözünü TOKİ’ye dikmiş, çekilen kuralarda hayal kırıklığı yaşamışken, aynı aileden onlarca insanın ev sahibi edilmesi vardır.
İşin özeti, hiçbir örtü bu pisliği kapacak kadar büyük değildir.
Hiçbir gerekçe, gazetecilik mesleğini kirletecek kadar önemli değildir.
Özelinizde ne halt ederseniz edin, hangi yakınınıza çıkar sağlarsanız sağlayın ilgilenmem.
Ama konu mesleki saygınlık olunca, babamı bile tanımam karşısına dikilirim.
Tüm Kayseri, Kösedağ Aşiretinin nasıl ev sahibi edildiğini konuşuyor.
Başka illerden arıyorlar, ‘Böyle bir rezalete nasıl başka gazeteciler itiraz etmez’ diye soruyorlar.
Daha, kurduğunuz gazeteciler kooperatifi için bizden aldığınız paralar konusunda, “Ankara’ya sucuk pastırma servisi yaptık” söyleminiz var ortada.
Unutmadan, bir de aba altından yargı sopası gösteriyorsunuz ya, bir an önce açın davanızı.
TOKİ’ye, mahkeme heyetine yazı yazdıralım, sizin yaptığınız fedakarlıkları! resmi olarak sorduralım. Kaçar kilo sucuk ve pastırmaya fit olduklarını öğrenelim.
Ya da “Aynı soyadını taşıyan 22 kişi hiç dikkatinizi çekmedi mi?” diye.
Son olarak, bu mesele hakkında ‘Hariçten gazel okuyan’ sonradan olmalara rastladım, sosyal medyada.
Siz tanımazsınız, yaşınız elvermez ama, Kayseri siyasetinin renkli bir siması vardı, Mustafa Topaloğlu adında, bu gün bile sık hatırladığımız nüktedan bir siyasi.
Böylesi durumlara tanık olunca, “İte vuruyom, tazı çeniliyor” derdi.
Hangi açıklamayı yaparsanız yapın, hangi savunmaya başvurursanız vurun, baldızlarınıza, kaynanalarınıza, bacanaklarınıza, emmilerinize, dayılarınıza, yeğenlerinize ve çocuklarınıza sağladınız bu kıyak, yıllar boyu konuşulacaktır, unutulmayacaksınız yani.
Bu yaptığınız kıyak, Kayseri Basın Tarihine de kara bir sayfa olarak geçti.
Bu yaptıklarınıza sessiz kalan sözde gazeteciler, aynı sayfalarda lanetle anılacaktır.
Size tavsiyem, kurulan Mahalleye ‘Kösedağ Mahallesi’ adını da verdirin, Memduh abiniz kırmaz sizi.
Ardından da aşiretten birini muhtar seçelim.
Neden olmasın..