Sevgili dostlar, sadece ben mi karamsarım yaşanlar konusunda.
Kendimden şüphe duymaya başladım.
Mesela sadece ben miyim, fakire dağıtılacak patatesleri taşıyan kamyonlara Türk Bayrağı asılmasından ve bu kamyonların Devlet Protokolü tarafından karşılanmasından, Vali Yardımcısının Patateslerin önünde platform kurdurup basın toplantısı yapmasından.
Biliyor musunuz?
Devletin Kaymakamı bizzat kendisi eliyle dağıtıyor patatesleri.
20 Kilo Patates ve 10 Kilo soğan veriliyormuş, fakir ailelere.
Toplasan, Patatesle Soğan’ın değeri 30 lira bile etmiyor.
Bu kadar mı acz içinde benim güzel ülkemin yönetenleri?
Ülkenin Ana Muhalefet Partisi, nereye gittiği tam olarak izah edilemeyen 128 Milyar Doların akıbetini soran pankart hazırlıyor ve illerle ilçe teşkilat binalarına asıyor.
Pankartta, “128 Milyar Dolar nerede?” yazıyor sadece.
Memleketin bazı Cevval Savcıları, yasada bunların kaldırılmasına bir gerekçe bulamayınca “Bazı karşıt görüşlüleri tahrik edersiniz, partinize saldırırlar” gibi bir gerekçe buluyor ve gece yarısı vinçler kiralanarak pankartlar indiriliyor.
Yetmedi, Ana Muhalefet Partisi Lideri ve bazı yöneticileri hakkında “FETÖ’nün siyasi ayağı” konusunda hazırlatılan kitapçık nedeniyle soruşturma açılıyor, dokunulmazlıklarının kaldırılması için Meclise fezleke gönderiliyor.
Emekli Amirallerimizin ayak bileklerine elektronik kelepçe takılıyor, sırayla savcılığa ifade için çağrılmaya başladılar.
Ama muvazzaf sarıklı için ne gibi işlem yapıldığından bile haberdar değiliz.
Sorarım size dostlar, elimizden kayıp giden, “Demokratik Değerler”imiz, bağımsız ve tarafsız olması gereken Adaletimiz konusunda sadece ben mi endişe duyuyorum?
Kurulduğu günden, Varlık Fonu’na devredilen güne kadar para kazanan, ancak Varlık Fonuna geçtikten sonra hep zarar hanesinde kalabalık rakamları bulunan ÇAYKUR 300 dolayında mevsimlik eleman alacak.
Binlerce insan başvurunca, Kur’a çekiliyor.
Ama nasıl kura.
Numara çekiliyor, listede varsa adı okunuyor. Yoksa sandığa tekrar atılıyor.
Yani hak eden değil, listede adı bulunanların kurası çekiliyor.
Şimdi sorarım size sevgili dostlar, sadece ben miyim, ülkede liyakatin ortadan kalktığını, partili olmanın işe girmede öncelik haline getirildiğini gören ve dile getiren?
Sayın Cumhurbaşkanı, ülkenin gençlerini temsil eden bir grupla ülkenin bu günü ve geleceğini tartışıyor.
Mikrofonu eline alan bir genç, üniversite mezunlarının iş ve gelecek kaygısından dem vuruyor.
Sayın Cumhurbaşkanı, gencin nazikçe ağzının payını veriyor ve diyor ki;
"Kalite, kalifikasyon noktasında kendini ispatlıyorsa bir genç, iş bulur"
Sayın Cumhurbaşkanı bunları söylerken aklıma bir bire, başta THY olmak üzere, bol paralı kurumların yönetimlerinde yer alan ve her ay bir iki kurumdan yüklü maaşı cebine atan Kartal İmam-Hatip Mezunu gençler geliveriyor.
Sonra, Melih Gökçek’in etmediğini bırakmadığı ODTÜ, başlarına atanan Kayyum’a isyan eden ve gece evleri basılarak ters kelepçe ile evlerinden alınan pırıl pırıl gençlerin eğitim gördüğü Boğaziçi Üniversitesi ile başlarına Müteakit AKP’li vekillerin atandığı bir çok üniversite geldi.
Sadece o kadar mı, yüzde 76’sı ‘İmkan bulsan yurtdışına giderim’ diyeninden, Fizik Öğretmeni olup sokakta atık kağıt toplayanına, halde kabzımallık yapan Matematik öğretmeni adaylarına genç pırıl pırıl çift diplomalı gençlerimiz geldi.
Şimdi sorarım size dostlar.
Atatürk’ün Cumhuriyeti Koruma vazifesi verdiği gençliğimizin yarısının kalite ve kalifikasyon noksanlığımı mı var gerçekten.
Hadi öyle diyelim, bu gençlerimizin eğitiminde yok edilen bilimin yerine konulan hurafenin sorumlusu gençliğimiz mi?
Sağlık Bakanımızın hafta içinde tartıştığımız sözleri ya da.
Kontrolden çıkan Covit Virüsü için sorumluların adresini verivermiş, sorumlu hepimiz mişiz.
Hayır Sayın Bakan Sorumlu, topluma öncü, topluma örnek olması gereken ülke ve kent yöneticileridir.
Ama onlar, örnek olmak, kendilerini izole etmek yerine topluma adeta sorumsuzluk örneği oluyorlar.
Sırtı kalınsan, düğün yapabilirsin hemi de büyük kalabalıklarla. Cübbeli Hoca gibi.
Sırtı kalınsan, ölen yakının cenazesinde katılım sınırlaması yoktur.
Devletin Diyanet İşleri Başkanı, “Teravihi evde de cemaatle kılmaya çalışın” diyor, ‘Hoca sen ne diyorsun’ diyen çıkmıyor.
Şimdi asıl soruyu sorayım size, sevgili dostlar;
Bu ülke için, bu mazlum millet için kaygısı olan sadece ben miyim?