Artık kesin kaniyim.
Başımızdakiler, ülkede ekonomik, sosyal ve siyasal istikrar olmasını istemiyor.
Geçen hafta sonu yaşadığımız Merkez Bankası Operasyonu ile, bir süredir 7 lira dolayında bulunan ABD Doları harekete geçti ve 8 lirada demir attı.
Çarşamba günü AKP Kongresi’nde, Sayın Cumhurbaşkanı “Yastık altındakileri çıkarın” diyince, dolar bir daha kıpırdandı.
Pazartesi günü sanki şapkadan tavşan çıkaracaklar, pandemi ve ekonomi konusunda yeni kararlar alacaklar diye umduğumuz Bakanlar Kurulu’nun uzuuun, upuzun toplantısından yine “Yastık altı” çıkınca, üstüne üstlük bir de Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Murat Çetinkaya görevden alınınca, Salı Sabahına yine doları izleyerek uyandık.
Bu satırları yazarken, dolar 8 lira 28 kuruştu.
Daha da ilginci, Sayın Cumhurbaşkanı ‘Yastık altı’ dedikçe bankalardaki döviz mevduat hesaplarının miktarı biraz daha artıyor.
Bundan da ilginci ise, ekonomide istikrarsızlığı körükleyen her adımdan sonra, iktidarı suçlayacağımıza troller korosu başlıyor bir “Dış güçler türküsü” söylemeye.
Hatırlarsınız, 10 gün önce Merkez Bankası Politika Faizini 200 baz puan yükselttiğinde, iktidar yanlısı gazete, Merkez Bankası Başkanına “Kime hizmet ediyorsun” diye manşet atmış, aynı gece Merkez Bankası Başkanı görevden alınmıştı.
Daha da ilginci, o manşeti atan gazetenin ekonomi yazarı, yeni merkez bankası başkanı olmuştu.
Bu operasyon, Türk Ekonomisine 150 Milyar Liraya mal olmuştu.
Yeni Başkan doların artışını durdurmada zorlanmaya başlayınca da “Hemi Vallahi, hemi billahi faizi düşürmeyeceğiz” diyor, bir yandan da, Milli Hazinemizde operasyonlar devam ediyor.
Görüşlerine önem verdiğim Mahfi Eğilmez’in bu sabah attığı, “2020 iyiymiş dememize az kaldı” tweti, yönetimin başarısızlığının karnesi gibi değil mi?
Şu anda güzel ülkem, değerini her gün yitiren parası ile, Avrupa ve Dünyanın en yüksek faiz oranları ile, yönetimden umudunu kesmiş geniş halk yığınlarının çaresizliği ile, Dünya Milletlerinin acıyarak baktığı bir konumda.
Sadece bir örnek;
Adana’da 200 kişilik kadro için, 45 bini üniversite mezunu 52 bin kişi başvurdu ise, kimse bana ülkenin iyi konumda olduğunu yutturmaya kalkışmasın.
Oysa, yapılacaklar belli.
Ama iktidar, yapılması gerekenleri bir yana bırakıp yanlışı tekrar ederek doğru sonuç almayı umdukça, ülkece, milletçe felakete her gün bir adım daha yaklaşıyoruz.
Diyeceksiniz ki, nedir yapılacaklar?
1-Tam ve eksiksiz Demokrasi.
2-Denetlenebilir bir yapılanma.
3- İsrafın her türlüsüne dur denilecek, ivedi önlemler.
4-Bölen değil, birleştiren siyaset anlayışı.
5-Onurlu ve tutarlı Dış Politika.
6-Tam ve Bağımsız uygulanan bir yargı sistemi.
7-Tek adamın değil, Meclisin, hiç değilse eski etkin günlerine kavuşturulması.
8-Siyasetin Cami’den, Okul’dan ve Kışla’dan uzaklaşmasının sağlanması..
9.Her alanda, Liyakat’in öncelik haline getirilmesi.
10-Eğitim’de uygulanmaya çalışılan ilkellikten ve kör inattan vazgeçilerek, bilimin yeniden eğitimin olmazsa olması haline geirilmesi.
En olmazsa olmazı ise, Selçuklu’yu, Osmanlı’yı yok eden Tarikat, Cemaat, Tekke, Zaviye gibi yapıların yeniden yasaklanması ve devletin içine yerleştirilen bu zehirli yapının temizlenmesi.
Bunlar yapıldığı zaman, bakın-görün ülke yeniden nasıl adım adım düze çıkmaya başlıyor.
Yani diyeceğim, gelinen acınası noktayı gözlerden kaçırarak gideceğiniz yer daha acınası nokta olacaktır.