Üç gündür sosyal medya çalkalanıyor.
Konu, Kayseri Şeker Fabrikası'nın elinde bulunan, Kayseri'nin en değerli bölgesindeki arsaların satışa çıkarılması ilanı.
Fabrika, yıllar içinde elde ettiği değerleri tek tek elden çıkardı, yine de borç gırtlağa dayandı, şimdi fabrika sahasının Osman Kavuncu Caddesi'ne bakan yüzündeki arsalar satışa çıkarıldı.
Rakamlar göz alıcı.
Bu rakamlara satılsa bile, Kayseri Şeker'in, gırtlağa kadar gelen borcunun ancak bir bölümünü kapatabiliyor.
Ya da borç borç faizinin yıllık bölümünün bir bölümünü.
Ama haber olması gereken yazılı ve görsel medyada, sıradan iki haberle geçiştirildi.
Siz de diyeceksiniz ki, neleri sindirmedi ki Kayseri Şeker'in ortakları, bunu mu sindirmeyecek.
Şöyle bir hatırlayın, tam 5 yıl önce;
Kayseri Şeker’in başındaki zat, Fetö Paralel Devlet Yapılanması’na yardım ve yataklıktan 6 yılın üzerinde hapis cezası almıştı.
Onu oraya getiren zatın şahadeti bile kurtaramamış diyeceğim ama, davanın akıbeti hakkında 5 yıldır bilgi yok, muhtemelen Yargıtay'da bekliyor, bekletiliyor.
Yıllardır dilimizde tüy bitti;
“Mustafa Elitaş ve Yaşar Karayel’in kafa kafaya verip, Kayseri Şeker’e yapılan operasyon sonrası göreve getirdikleri Hüseyin Akay’ın geçmişinde Fetö Bulaşığı var” diye..
Defalarca bu yüzden şikayet edildim.
Mahkemelerde yargılandım.
Çünkü bu zat, hukukta olmayan bir ayrıcalık taşıyor ve yaşıyordu.
Açtığı davalarda, ilk duruşmada hazır bulunması gerekirken bu duruşmalara bile gelmedi.
Avukatlık giderleri de nasılsa şekerin kesesinden ödeniyordu.
Şükür ki bağımsız yargıdan döndü hep, beni susturmak için yargıyı sopa olarak kullanma çabaları.
Açtığı her davadan takipsizlik aldım, beraat ettim.
O kadar ilginçtir, yazılarımda, dava süreçlerinde hep yalnız bırakıldım, hep yalnız kaldım.
Kayseri Ekonomisinin en önemli kurumlarından olan Kayseri Şeker batağa gidiyor dedikçe, bu adamın trolleri koro halinde saldırdı.
5 yıl önce, bir yerel TV Kanalında izliyorum bu şahsı.
Diyordu ki;
“Kayseri Şeker’in borcu çiftçiyi endişelendirmiyor, yönetimi endişelendirmiyor, ama birileri çıkıp felaket tellallığı yapıyor..”
Aradan 5 yıl geçti. bu zat şimdi borç batağına girince de diyor ki. "Şekerin kilo maliyeti 47 lira, şeker 30 lira. Bu fiyat politikası ile sürdürülebilirlik mümkün değil.."
Hayırdır beyim, Türkiye'de bir tek sen mi şeker üretiyorsun.
Çok sayıda şeker fabrikasında işler tıkırında.
Hiç bir şikayet yok.
Sana gelince mi, üretim ve satış fiyatları arasında bu kadar büyük uçurum ortaya çıkıyor.
Sen de haklısın beyefendi.
Şeker’in getirildiği bu acınası hali ve Fetö’nün zehirli sarmaşık misali bu kurumu sarmasını gündemde tuttuğum için bedel ödememe rağmen, hiç bir bölge çiftçisinden tepki gelmemişti. Ben de konuyu yazmaktan vazgeçmiştim.
Zira, bu kuruma sahip çıkması gerekenler batağa sahip çıkıp batakçının yanında saf tutup, sizi omuzlara alıyorlarsa, müstehaklar diye.
Bir de baktım ki, 5 yıl önce, o kurumun başına o adamı bela eden Mustaefendi zıplıyor, “Fetö’den yargılanan adamı benim makamıma getirdiler” diye.
Günaydın beyefendi.
Seni tebrike gelen o zat, boynunda taşıdığın şeref madalyasıdır, unuttun mu?
Sen ve adamların sanıyor ki, her şeyi unutturduk.
Yargı 5 yıl önce ilk adımı attı.
Yeni adımların atılmakta olduğuna ilişkin bilgiler gelmeye devam ediyor.
Önümüzdeki dönemde kim kime kefil oldu, kim ön kapıdan kovduklarını, kovmak zorunda kaldıklarını arka kapıdan yeniden işe başlattı, tek tek gündeme gelecek, getirilecek.
O zaman geldiğinde o zat yanında yöresinde kendisini oraya getirip kullananları arayacak, ama hiç birini bulamayacak.
Fetö’den hüküm giyen, adı lazım değilin sırtını sıvazlayan ve ‘Rahat ol, İstinafta halledemezsek de Yargıtay’da hallederiz’ diyenler.
Bu davanın ve açılacak her yeni davanın her aşamasını yakından izleyeceğim.
Sizin ricalarınızı kırmayan hakim ve savcıların bir bölümü cezaevinde, bir bölümü bavulunu toplayıp yurtdışına kaçtı.
Onur kırıcı bir şekilde kaldığı otelden gözaltına alıp kodese tıktığınız Vedat Ali Özışık ve ekibi tüm suçlamalardan beraat etti, etmekle kalmadı beraatini Yargıtay da onaylattı.
Yani, bu alanlarda da güvendiğiniz dağlara kar yağdı, yağmaya devam ediyor,
Artık hesap günü yaklaştı.
16 Temmuz Sabahı kurumlarının kapısına pankartlar asıp, ‘Biz Fetöcü değiliz’ diyerek suret-i haktan gözükmeye çalışanlar, Cumhuriyet Meydanında toplanan kalabalığa sıcak çorba dağıtıp, yıllardır hizmet ettikleri Fetö’ye göstermelik lanet okuyanlar, 15 Temmuz Gecesi bir pancar tarlasının motor evinde portatif tv’den gelişmeleri izleyip, kalkışma bastırıldıktan sonra kent meydanlarına koşanlar, göstermelik de olsa, Fetö ile ilişkileri ortaya çıktığı için ön kapıdan kovduklarını unutturduktan sonra arka kapıdan geri işe alıp onlara görünmez bir yerde ek hizmet binası açanlar, ‘Gülen Yüzler Projesi’ ile kamunun imkanlarını bu yapının asalaklarına peşkeş çekenler, hepiniz isim isim, hepiniz yediğiniz herzelerle kayıt altındasınız.
Günü ve yeri geldiğinde önce Adalete sonra Türk Milletine, Fetö yapılanmasına sağladığınız katkılar için tek tek hesap vereceksiniz.
Son sözüm ise bölge çiftçisine;
Konya Şeker de Kayseri Şeker gibi pancar ürettiriyor, şeker yapıyordu. Şimdi Konya gıda adına ne varsa üretmeye başladı. Holdingleşti. Kayseri Şeker ise bünyesindeki kurumları bile sattı, kapattı. Sıra fabrikanın arsalarına geldi. Konya Şeker devleştikçe Kayseri Şeker küçüldü, artık fabrikanın arsalarını satmaya başladı.
Bu tabloya bakınca, hiç vicdanınız sızlamıyor mu?
Sonuç;
Bu ülkede yargı bazen ağır işler. Bazen yargının önüne inanılmaz engeller çıkarılır. Ama yargı hep doğru karar verir, geçte olsa. Diyeceğim, yanınıza kalmayacak, hesap vereceksiniz.