Kaybedeceğini anlayan iktidarların başvurdukları yöntemdir.
Son bir hamleyle muhalefeti önce parçalamaya çalışırlar, sonra üzerlerinde devletin, yargının gücünü denemeye kalkışırlar.
2015 Haziran seçimlerinden bu yana farklı şekillerde yaşadık yaşamaya devam ediyoruz.
Takati kalmayan iktidarın yeniden dirilmesine vesile olmuştu 15 Temmuz İhanet Kalkışması.
Hala çok bilinmeyenliliklerle dolu bu hain kalkışma, önce OHAL İlanına sonra da 2017 Anayasa değişikliğine zemin hazırladı.
O günden bu yana ekonomik, sosyal ve siyasal olarak ülke geri geri gitti hep.
Önce düşüneni konuşanı, eleştireni sokak ortasında yıktılar, dayakla susturmayı denediler.
Sonra kendi listelerinden olmayan partilerin belediye başkanlarını içeri sokup yerlerine kayyum atadılar.
OHAL döneminde çıkarılan kararnameler, Türk Siyasi Tarihinde ileride alay konusu edilecek cinstendi.
Guantanamo’da olduğu gibi, tutuklu ve hükümlülere tek tip dayatmasında bile bulundular.
Hatırlayın OHAL günlerini.
Elimizde ne kadar Demokratik değer varsa aldılar.
Çağdaş Dünya ile ilişkilerimizi sıfırladılar.
2016’dan bu güne 8,5 yılda paramızı pul ettiler.
Artık açlıkla sınanır bir noktadayız.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ait neredeyse tesis kalmadı, Varlık Fonuna devredilenleri ise bilerek ve isteyerek zarar ettirdiler, zararlarını katlatarak büyüttüler.
15 bini doktor, 50 bine yakın beyaz ve mavi yakalı genç ülkeyi terk etti.
Yerlerine ben doktorum diyen Afgana, Suriyeliye, İranlı ve Iraklıya diploması bile araştırılmadan, beyaz gömlek giydirip sağlığımızı onların eline teslim ettiler.
İçlerinden MOSSAD Ajanları bile çıktı bu doktor ve sağlık görevlilerinin.
Daha bir yıl önce Ana Muhalefet Partisini terör örgütü ile yanyana gösteren iktidar ve yancısı, baktılar olmuyor Apo’yu yeniden keşfedip, geçmişte yaşanan hendek savaşlarını unutup kendisini meclise gelip konuşma yapmaya davet ediverdiler.
Sayın Bahçeli’deki bu ani değişimden etkilenen Teröristbaşı da “Oldu olacak, beni everin” diye mesaj gönderdi memleket büyüklerine.
Yılın son ayı önce Asgari Ücret, ardından emekliye verilen zamlar ise bardağın taşmasına neden oldu.
Asgari ücrete Esenyurt Belediye Başkanını, Emekli zammına da Beşiktaş Belediye Başkanını kurban ettiler.
Baktılar, başlatılan tartışmalı süreçte hayat pahalılığı ve komik zamlar pek konuşulmuyor, önce CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı, ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında yeni soruşturmalar açıldı.
Ardından Ümit Özdağ gözaltına alınarak sürecin sürdürülmesine karar verildi.
Bir yandan da İyi Partinin çatısından her hafta bir-iki kiremit indirilerek AKP Binasına taşınmaya devam ediyor.
Benim anlayamadığım, Türk Milliyetçiliğini şiar edinmiş bir partiden kopan insanların hiç birinin MHP’ye gitmemesi, AKP’ye kapağı atması.
Aslında biliyorum, son kongrede genel başkanlığa aday olan Mehmet Tolga Akalın da bir hafta önce tane tane anlattı.
İyi Parti Lideri Meral Akşener, partinin ideolojisine inanmış insanları değil, birilerinin ricası ve hatırlı bağışlarına göre belirlemişti bazı vekil adaylarını.
Şimdi onlar önceden hazırlanan proje gereği tek tek gerçek yuvalarına! göçüyorlar.
Yarın Sayın Akşener’i de Saray’da Danışman ya da Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak görür isek kimse şaşırmasın.
Gelelim bu iş nereye kadar varacak sorusuna?
Bu sorunun cevabı, muhalefetin ortaklaşıp ortaklaşmayacağına bağlı.
Seçilmiş belediyelere kayyum atanırken, tutuklu iken milletvekili seçilen Can Atalay’ın tutukluluk halinin devamına, Anayasa Mahkemesi Kararına rağmen sessiz kalınırken, Demokrasimiz iğdiş edilirken, Cumhuriyetin değerleri yok edilirken kulağının üstüne yatıp gelişmeleri seyreden Muhalefet artık şunu görmeli.
Çok yakında sizin de kapınız çalınacak, sabahın kör karanlığında evinizin kapısı koçbaşı ile kırılacak, ya da dostlarınızla akşam yemeği yerken gözaltına alınabileceksiniz, gündüz yaptığınız konuşma nedeniyle.
Siz sanıyor musunuz, Demokratik yapılar. İş Dünyası, Sendikalar, Dernekler, Odalar, Birlikler.
Sıra size gelmeyecek.
Ümit Özdağ’ın gözaltına alınması bu gerçeği soldaki, sağdaki merkez partilere ve tüm kurumları yönetenlere acı şekilde hatırlatmış olmalıdır.
Yani diyeceğim, mesele sağ-sol meselesi olmaktan çıkmıştır artık.
Ülkenin bir tarafında, yanına devletin bazı kurumlarını ve kısmen yargıyı da alıp iktidarını sürdürmeye kararlı bir azınlık, diğer yanında ise paramparça, ne yapacağını bilmeyen bir muhalefet çoğunluğu vardır.
Demokrasi, Cumhuriyet, Kurucu değerler, İnsan Hakları, Onurlu Dış Politika, Vatan, Bayrak, Ezan gibi değerler çerçevesinde bir araya gelinip bu iktidar ve yancısı seçime zorlanmaz ise, bu muhalefet çoğunluğu korkarım seçimden önce bir Anayasa Değişikliği sürecini daha izler.
Böylece Türkiye’yi Dünya’nın sayılı ekonomileri ve demokrasileri arasına, Nato’nun en etkili Ordu yapılanmasına sahip, güçler ayrılığı ilkesine dayalı Cumhuriyetin Tabutuna son çivinin çakılmasını içimiz acıyarak seyrederiz.
Yani yakınma sürecini çoktan geçti ülke, çoktan geçti millet.
Yekinmek zamanıdır artık.