Bir köşe yazısı nedeniyle, adı lazım değil bir milletvekili kendisine hakaret ettiğim gerekçesiyle dava açtı.
İlk duruşma olduğu için de avukatımla hazır bulunmam gerekiyordu.
Bu yüzden, aylar sonra evden çıkmak zorunda kaldım.
Merak etmeyin davayı yazmayacağım.
Ama Corona ile Mücadele’nin ne kadar yüzeysel yapıldığını örneklerle gözler önüne sereceğim.
Duruşma saatinden bir saat önce Adliyeye geldim.
Daha doğrusu, park yeri için 20 dakika arandıktan sonra sonra Adliye binasına tahminen 900 metre uzaklıkta aracımı parkedip Adliye Binasının önüne geldim.
Kapıda uzun bir kuyruk.
Aramadan geçiyorsunuz, size tavsiyem kemerinizi, kaleminizi de çıkarmayı unutmayın.
Zira kuyruk burada da devam ediyor.
Ardından HES Kodu Sorgulama, yığınla insan var.
Bunları aşıp 3 kata çıkacaksınız, merdivenleri bulmak için aranıyorsunuz, asansör kolayınıza geliyorsa bir kuyruk da burada.
Duruşmanın yapılacağı koridorda 4 adet mahkeme salonu var, kalabalık içinde sıranın size gelmesini bekliyorsunuz.
Tamam yurttaş olarak biz bu sıkıntıya bazen katlanmak zorunda bırakılıyoruz, ama Mahkeme Hakimi ve Savcısı, Mübaşir, Güvenlik görevlisi ve Avukatlar her gün aynı süreci yaşıyorlar.
Yani Corona’ya karşı korumasızlar.
Zira her biri her gün onlarca insanla muhatap oluyor.
Tamam duruşma salonları dezenfekte ediliyor belki ama yetmez.
Gün boyu bu insan kalabalığı ile iç içe yargı mensuplarımız, avukatlarımız, adliye çalışanları.
Adalet Bakanlığı’nın özellikle bu kritik süreçte gerekli önlemleri alması ve adliyelerdeki insan yoğunluğunu azaltması, yargı camiasının ve yargı huzuruna çıkmak zorunda olan yurttaşların sağlığı için elzemdir, kaçınılmazdır.
Sadece Adliye binaları mı.
Vergi Daireleri örneğin, kapılarında uzun kuyruklar.
İcra Müdürlüklerindeki manzara daha iç karartıcı.
Kamu kuruluşların neredeyse tamamında manzara farksız.
Efendim, mesai saatlerini 10.00-16.00 olarak sınırladık.
İyi etmediniz, zira mesai süreci kısalınca yığılmalar daha da yoğunlaştı.
Sokağa çıkma yasağı koyduk.
Ne zaman?
Cumartesi ve Pazar.
Siz yasak koymazsanız bile, belli bir kültür düzeyine sahip insanları işleri ve zorunlulukları yoksa sokağa çıkaramazsınız zaten.
Bilim adamlarımız koro halinde çağrı yapıyor, en az 15 günlük tam kapanma uygulanmadığı sürece Corona aramızda elini kolunu sallayarak dolaşmaya ve yakaladığı insanların canını almaya devam edecek.
Hepiniz farkındasınız değil mi?
Sosyal Medya Platformları cenaze bültenine döndü.
Her birimiz her gün bir iki dosta ve tanıdığa başsağlığı mesajı atmak zorunda kalıyor, ‘Coronaya yakalandım’ diyenlere geçmiş olsun demek zorunda bırakılıyoruz.
Testi Pozitif çıkanlar sıralamasında Avrupa birincisi, Corona’dan ölenler sayısında dünya sonuncusu bir ülke.
Tabi yerseniz.
Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere iktidar edenlerin ve il yöneticilerinin bu anlamda daha şeffaf olması ve halkı doğru bilgilerle bilinçlendirmesi gerekir.
Türkiye genelinde Corona’dan ölüm sayısı 195, sadece İstanbul’da 220.
Mantıklı geliyor mu size?
Devletin milyonlar harcayıp yetiştirdiği Doktorlarımız, Avukatlarımız, Yargı Mensuplarımız, Bürokratlarımız, kamu görevlilerinin tamamı açık tehdit altındadır.
Lütfen daha fazla sorumluluk, daha etkin önlem.
Tamam merak ettiniz biliyorum duruşmanın sonucunu.
Yüce Adalet bazen hızlı bazen de gecikmeli yerini bulur.
Her zamanki gibi beraat ettim.
Zira, biz gazeteciler insan onurunu, insan özelini değil, kurumların ve kurumların başındakilerin yanlışlıklarını dile getiriyoruz.
Bazıları! bunu hakaret olarak yorumlasa da..