İçişleri Bakanlığı, Bakan Süleyman Soylu’nun seçim döneminde Sezgin Baran Korkmaz’ın özel uçağını kullandığını, ancak parasını cebinden ödediğini, seçim döneminde Bakanlığın uçağını kullanmasının etik olmayacağı için böyle bir yola gidildiğini açıkladı.
Aklıma birden Reza Zarab’ın uçağı ile Mekke’ye gidip Kabe’yi tavaf eden Milletvekilleri, belediye başkanları geldi.
Sonra eski Bakan ve eski Belediye Başkanının, Hükümlü İş Adamı Hacı Boydak’ın, jetini bir zamanlar dolmuş niyetine kullandıklarını hatırladım.
Sonra siyasetçinin, getirildiği makamı kişisel menfaat için kullanmanın ne kadar yaygın hale geldiğini bir kez daha hatırlayıp, ‘Yazıklar olsun size.’ sözleri döküldü dilimden.
Sezgin Baran korkmaz, Reza Zarab ve Hacı Boydak, ilk iki tanesi için devletin istihbarat aygıtları raporlar hazırlamış ve ilgililerin dikkatini çekmişti.
Şimdi siz Sezgin Baran Korkmaz’ın kara para aklayıcısı olduğunu, Sayın Cumhurbaşkanının, Sayın İçişleri Bakanının bilmediğini söyleyebilir misiniz?
Ya da Reza Zarab’ın Türkiye’deki kirli ilişkileri konusunda, dönemin bakan ve belediye başkanlarının bilgisinin bulunmadığını iddia edebilir misiniz?
Veya, Boydak yapılanması ile Fetullah Gülen’in ilişkilerini sağır sultan bile duymuş, bizimkiler duymamış olabilir, iddiasında bulunabilir misiniz?
Ama Mafya ve bazı devlet ileri gelenleri arasında ‘Tencere dibin kara, seninki benden kara’ oyunu oynanıyor ve biz sadece seyrediyoruz.
Kiri, pası silip gerçekleri ortaya çıkarması gereken, sorumluların hesap vermesini sağlayacak olan Yargı ise sadece seyrediyor, olanı biteni, kirlenmişliği.
Dönemin Savcısı, mahkemeye yazı yazıyor ve MASAK Raporu doğrultusunda, ‘Sezgin Baran Korkmaz’ın yurtdışına çıkış kısıtlamasının kaldırılması, mal varlığı üzerindeki tedbirin acilen serbest bırakılmasını’ istiyor.
Mahkeme yıldırım hızıyla savcılığın talebini yerine getiriyor.
MASAK Yetkilileri bunun üzerine “Biz öyle bir rapor göndermedik savcılığa” diye açıklama yapmak zorunda kalıyor.
Bu durumda bu savcının meslekten el çektirilmesi gerekir değil mi?
Allah var çektirdiler, kendisini Adalet Bakanı Yardımcısı yaptılar.
Merak etmeyin, mahkemenin başkanı da Anayasa Mahkemesi Üyeliğine paraşütle indirildi.
Hadi hepiciğinden vazgeçtik dostlar.
Sayın İcişleri Bakanı çıkıp TV ekranlarından demedi mi, “Mafyadan 10 bin dolar maaş alan siyasetçi var” diye.
Peki bu siyasetçi kim, ortaya çıktı mı?
Hayır.
Peki Bakanın, ‘O siyasetçinin adını savcı çağırırsa ona veririm’ dedi mi.
Evet.
Peki bir savcı çıkıp bakana sordu mu, ‘Kim bu siyasetçi” diye?
Hayır.
Siz de diyeceksiniz ki şimdi..
Devlet mekanizmasının başındaki Bakan ve Bakan Yardımcıları, şirketler kurup bakanlıklarına ederinin 3 katına mal satıyor, onlara bir şey yapılmadı ki, kirli adamların uçakları ile turlayanlara bir soruşturma açılsın.
Ne diyelim;
Haklısınız..