Devletin bakanı çıkıyor, Mafya’dan maaş alan siyasiden bahsediyor, kendinden önceki bakanın çocuğunun evindeki para sayma makinelerini hatırlatıyor, halen emrindeki bürokratları Fetö ile itham ediyor.
Mafya Babası denilen zat çıkıyor, yenilir yutulurun ötesinde iddialar ve ithamlar ortaya koyuyor.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bulaştırıldığı uluslararası skandallardan bahsediyor, yer, saat, bilgi sunuyor.
İlginç olan, dedikleri kamuoyundan beklenenin üzerinde ilgi görüyor.
100 milyonu aşkın insan videoları can kulağı ile dinliyor ve “Neler oluyor?” sorusunu beynine yerleştiriyor.
Ciddi bir Devlet Mekanizması bu durumda ne yapar?
Derhal her iddiayı yargıya havale edip, adı geçenler hakkında işlem başlatır.
Ciddi bir hükümet ne yapar?
Hakkında bir kamyon iddia gündeme gelen bakanına, “İstifa et, git yargılan gel” der.
Güçlü bir Parlamento bu durumda ne yapar?
İktidarı, muhalefeti ile bir araya gelerek bir araştırma komisyonu kurup, siyaset üzerine biriken kara bulutları dağıtır.
İlginçtir, bizde hiç biri olmuyor.
Derin bir sessizlik hakim, iktidarda, yargıda, mecliste.
Ne demiş bizden önce yaşayan nesil, “Sükut ikrardan gelir..”
Millet diyor ki;
“Bunca kirlenmişliğe ses çıkarılmıyor ise demek ki, iddialar doğru..”
Daha önce de belirttim.
Türkiye o kadar büyük bir karanlığın içine sürüklendi ki, “Ne fındık üreticisini, ne çay üreticisini, ne esnafın acınası durumunu tartışmak” bu karanlığı dağıtacaktır.
Mesele, Salıdan Salıya ahkam kesmenin ötesine geçmiştir.
Örneğin, muhalefet partilerinin başlatacakları ülke genelindeki bir imza kampanyası ile toplanacak imzalarla birlikte Cumhuriyet Başsavcılığına, adı geçenler için bir dava dilekçesi vermek gibi, toplumsal bir harekete ihtiyaç vardır.
Bu dava için vekaleti ise tüm Türkiye’deki Barolara üye avukatlar topluca koyacaktır.
Üniversiteler, odalar, birlikler, demokratik tüm kurumlar açılacak bu davaya müdahillik için başvuruda bulunacaktır.
İşte o zaman yargı, üzerindeki korku gömleğini çıkarır ve adı geçenlere ‘gelin bakalım, neler oluyor?’ diye sorar.
İşte o zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi, milyonların bu ortak sesine boyun eğer ve bünyesinde bir soruşturma komisyonu oluşturur.
İşte o zaman, işinden olma, sürülme, iftiraya uğrama korkusu ile sinen Bürokrasi, elindeki bilgi ve belgeleri yargının emrine sunar.
İşte o zaman, geleceği karartılan, bir avuç yerli mafya ve işbirlikçisi yabancı kirli insanların güzel ülkemde can almak, mala çökmek, kirli para yönetmek, uyuşturucu pazarı haline getirmek gibi hayalleri kendiliğinden söner.
İşte o zaman, Gazetesi Dernekleri, Basın-Yayın kurumları, içlerine çöreklenmiş ve kurumsal yapılarını içten içe çürütmüş kirli insanları bünyesinden temizler ve medya Milletin Müşterek Sesi olma hüviyetine yeniden kavuşur.
Ne dersin ey muhalefet.
Var mısın?
Tüm Kentlerin meydanlarında ortak imza stantları kurup ilk adımı atmaya..