Sayın Devlet Bahçeli’den sonra, Sayın Cumhurbaşkanı da çıktı ve iki yıl öncesi AKP’nin seçim zaferi için on binleri toplayıp miting yapan, Devlet-i Ali’mizin koruma verdiği Sedat Peker’in anlattıklarını bir kenara koyup, yargıyı göreve çağırmak yerine itham edilenlerin yanında yer tuttu.
Olması, yapılması gereken bu muydu?
Bana göre hayır.
Sayın Bahçeli de, Sayın Cumhurbaşkanı da keşke taraf tutmak yerine, savcıları göreve çağırarak “Ucu nereye kadar giderse gitsin, iddiaları aydınlatın. Devlet mekanizması şaibe kabul etmez” deselerdi.
Özellikle Sayın Cumhurbaşkanının, “Bakanımızın yanındayız” beyanından sonra hangi babayiğit savcı çıkıp 5 ton kokaini, cinayet iddiasını, Marina meselesini, Kıbrıslı Gazeteci Cinayetini, intihar eden emniyet amirini araştırabilir?
Meselenin bir başka yönü ise daha da vahim.
Süleyman Soylu TRT ve Haber Türk’teki programlarda resmen birilerine ‘aba altından sopa gösterdi..’
Ne dedi, ‘Biliyorsunuz eski içişleri bakanının oğlunun evinden para sayma makineleri çıkmıştı..”
Yani diyor ki, demek istiyor ki, “Ben istifa etmeyeceğim. Görevden alacak babayiğit varsa alsın, benim de o zaman söyleyeceklerim var..”
Sayın Soylu açık açık isim de vererek, halen partinizde görevde bulunan isimleri de itham ediyor.
Peker’e koruma verilmesi konusunda daha dün Anadolu Ajansı’nın servise koyduğu, sonra belgesini geri çektiği haberde, halen AKP Milletvekili olan dönemin Emniyet Müdürü Selami Altınok ve halen Ankara Valisi olan Vasıf Şahin resmen Fetö’cülükle itham ediliyor.
Bu gün Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan haberde, Kayseri’nin yakından tanıdığı, halen Emniyet Genel Müdür Yardımcısı olan Mustafa Çalışkan’ın sözleri hayli dikkat çekici.
Görevden alınacağı iması üzerine, ‘kim alacaksa buyursun’ diyor ve soru üzerine Süleyman Soylu’nun sözlerinden Türkiye’nin rahatsız olduğunu dile getiriyor.
Yine Sayın Soylu’nun Mafya’dan 10 bin dolar maaş alan Milletvekili sözleri havada asılı duruyor.
Yaşananları, açıklamaları, ortaya saçılan belgeleri üst üste koyduğumuzda ise, tarafların rakiplerinin kirli çamaşırlarını çamaşır sepetinden çıkararak sergilemeye hazırlık yaptığı gerçeği ile karşı karşıya kalıyoruz.
Yani, ınstagram’dan istifa eden Sayın Albayrak’ın, istifa metninde yer alan, “At izi it izine karıştı. Allah sonumuzu hayreylesin” tablosu.
Son sözüm ise, MHP Kayseri Teşkilatları ve milletvekillerine:
Soyadı gibi çalışkanlığına, dürüstlüğüne, yurtseverliğine, mütevazi kişiliğine Şahadet edebileceğim, Merhum İrfan Çalışkan’ın size emaneti, kardeşi Mustafa Çalışkan’ı siyaset kurtlarının yemesine sessiz mi kalacaksınız?