Bazı ekonomi uzmanlarının, “THY ve Botaş’ı satacaklar” iddialarını, yola çıkarken havaalanında cevaplandırdı ve dedi ki;
“Biz neyi satacağımızı iyi biliriz..”
Medeni Dünya ile irtibatı kalmadığı için, her zamanki gibi Birleşik Arap Emirliklerine gitti.
Çünkü onlarda para gani.
Reis’in çantasında da, Ziraat Bankası, BOTAŞ, PTT, TÜRKSAT, Türkiye Petrolleri, ETİ Maden, Türk Telekom, Halk Bankası, THY ve Çaykur’un tapu senetleri var.
Hangisi daha iyi para ederse onu satacak.
Her biri milyarlık kurumlardı ve para basıyorlardı eskiden.
Bakmayın, fona geçtikten sonra bazılarının zarar ettirilmesine.
Yardımcısı ile Mehmet Şimşek’i önceden gönderip pazarlığı bitirmiş olmalı ki, imza atmak için yapılıyor bu ziyaret.
Ondan önce zaten emekliyi sattı, Türk Lirasını sattı, vergilerin vergilerini koyarak bizi toptan sattı.
Artık güzel ülkemde her şey, ama her şey sırtımıza bindirilen 17 milyon mültecinin refah ve mutluluğu için planlanıyor.
Sadece o kadar olsa iyi.
İngiliz Sermayesinin Ali Menfaatleri ve Saray Şürekası’nın huzur ve refahını da yanına ekleyin.
Daha düne kadar para etmediği için ineklere yedirdiğimiz patatesin kilosu Anadolunun göbeğinde 25 lira.
Et, süt ve süt ürünleri köylerde bile alınamayacak düzeyde pahalı.
Acı olan nedir, biliyor musunuz?
Vergiler katlanırken, verginin vergisi bile alınmaya başlamışken, fiyatların saati saati tutmazken bu mazlum millet, hadi yüzde 48 diyelim sağduyulu bir ses bekliyor.
‘Yeter yahu’ diye kararlı bir çıkış.
Kim mi bu yüzde 48?
28 Mayıs’ta bu olacakları bildiği için Sayın Cumhurbaşkanına oy vermeyen, ama 29 Mayıs’ta yüz üstü bırakılan kesim.
İnsan sormadan edemiyor.
Tamam, beklendiği gibi iktidar bizi gözden çıkardı, alınan tüm ekonomik kararlar bir avuç mutlu azınlık için.
Ama Demokrasi’nin güçlenmesi, geniş halk kitlelerin sorunlarının çözümü için taahhütte bulunan dünün muhalefet cephesi ne yapıyor?
Sayın, Kemal Kılıçdaroğlu,
Sayın, Meral Akşener,
Sayın, Temel Karamollaoğlu,
Sayın, Ali Babacan,
Sayın Ahmet Davutoğlu,
Sayın, Gültekin Uysal…
Sahi ne oldu?
Ne zaman sahip çıkacaksınız, bu milletin, hiç değilse yüzde 48’lik bölümüne.
Tamam refah içinde, tamam huzur içinde bir hayatı unuttuk.
Ama bu zulüm, ülkenin yok oluşuna doğru ilerliyor.
Mesele, Salı kürsülerinde ahkam kesmenin ötesine geçti.
Görmüyor musunuz, toptan pazarlıyorlar ülkeyi.
Toptan satıyorlar milleti.
Bu Aziz Vatan, bu mazlum millet, Abdülhamid’in kapitülasyonlar döneminden daha ağır şartlar yaşıyor.
Dedim ya, mesele Salı Kürsülerinden ses vermenin ötesine geçti.
Hiçbir şey yapamıyorsanız bile çıkın ve ortak bir açıklama yaparak, ”Bu günden, bu saatten sonra Türkiye Cumhuriyeti yönetenlerinden, ülkenin tesislerini, kurumlarını, arazilerini satın alanları uyarıyoruz. İktidar olduğumuz gün ödediklerine, yaptıkları pazarlığa bakmadan o tesislere el koyacak, Türk Milletinin emrine ve hizmetine yeniden sunacağız..” deyiverin.
Sadece o kadar mı?
“Türkiye Cumhuriyetinden arsa, konut ve tesis satın alarak yanında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilen yabancıların vatandaşlıkları iptal edilecek, satın aldıklarını taşınmaz ve tesislerin bedelleri günün şartlarına göre yeniden hesaplanarak aradaki fark kendilerinden talep edilecektir” deyiverin.
Görmüyor musunuz, bu mazlum milletin kahır ekseriyeti kendini ‘cami avlusuna bırakılmış bebek’ gibi hissediyor.
Yarına dair umudu, beklentisi kalmadı.
“Biz neyi satacağımızı iyi biliriz” diyen adamlar yönetiyor bu Aziz Vatanı.
Siz ise, milletin canına okuyacak zamların, vergi düzenlemelerinin yapılacağı oylamada bile yoksunuz.
Şimdi de utanmadan, tatile sokulan meclisi genel görüşme için toplantıya çağırıyorsunuz öyle mi?
Yarından tezi yok, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görev verilen milletvekilleri, partilerine bakılmaksızın istifa etmeli ve ülkede, hiç değilse Mart ayında iki sandık bu milletin önüne yeniden konmalıdır.
Aksi takdirde mülteciler, parti kursa tek başına iktidar olacak düzeye ulaştı.
Öz yurdumuzda garip, öz vatanımızda parya haline geldik, görmüyor musunuz?