Siyasette, iş dünyasında, bürokraside zaman zaman ortaya çıkan ve belirtilerini, saçmalayarak, ne dediğinin farkına varmayarak, aykırı çıkışlar yaparak gösteren bir hastalıktır, ‘Tükenmişlik Sendromu..’
Tam tıbbi tanımı ise, “Bireyin normal şartlarda kariyerinden, arkadaşlıklarından veya aile etkileşimlerinden aldığı keyfi ve başarı duygusunu azaltan ve bireysel kimliğin kaybedildiğine inanılmasına yol açan bir zihinsel ve fiziksel tükenme durumudur.” şeklinde izah edilir.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yenik Başkan Adayı, hayatının en büyük seçim yenilgisini yaşamaya aday, iktidar partisinin yerel yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, son günlerde siyasi söylemlerinde çizdiği zikzaklarla bu rahatsızlığın bütün emarelerini oraya koyuyor.
Kendisine şifa diliyorum diyeceğim ama, şifası sandıkta ve sanırım biraz ulaşılmaz noktada.
Aşağıdaki alıntılar, Mehmet Özhaseki ile ilgilidir;
-Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, ‘Gülen Yüzler Projesi`nde eğitim alan ve çeşitli okulları kazanan öğrencilerle kahvaltıda bir araya geldi.
-CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş hakkında ortaya atılan iddialarda AKP'nin adayı Mehmet Özhaseki'nin "saygın iş adamı" olarak tanımladığı Necmettin Kesgin'in şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal etmek suçlamalarıyla aldığı cezalar ve çocuk istismarından yargılanmasının yanı sıra başka bir dolandırıcılık suçuna karıştığı da ortaya çıktı.
-AKP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, FETÖ'ye ilişkin yaptığı açıklamada, "Hiç kimse kendini geriye çekip de ‘Bizim bunlarla merhabamız yoktu’ demesin. Ancak ne zaman ki yaptıkları açığa çıktı, bunlarla temasta olmak en büyük suç. O tarihe kadar bunlarla temasta olanlara ceza verilecekse Türkiye etrafını tel örgü ile çevireceksiniz 81 milyonu hapishaneye atacaksınız"
-‘Cumhur ittifakı‘nın AKP’li Ankara büyükşehir belediye başkan adayı Mehmet Özhaseki’nin terör örgütü PKK için ‘dağdaki gerillalar’ ifadesine dair, Ekşi Sözlük’te açılan başlık mahkeme kararıyla engellendi..
-“Bir gün olsun Mecliste PKK'ya 'lanet olsun' diyemediler. 'Biz teröre karşıyız, iki taraf da silah bırakmalıdır' diyorlar. Biz bunları biliyoruz. Ana muhalefet de bunların sözcülüğünü yapmaya devam ediyor. Ne olur bir gün PKK'yı kınasan. '3 tane oy alacağım' diye bu adamlara yaltakçılık yapmasan. Seçimlerde 4 tane oy alabilmek için olmadık kalıba giriyorsunuz. Lanet olsun oylarına. Onların oylarının Allah belasını versin”
Ve son inci;
- “Ankara seçiminden sonra arkadaşımız bir beyanatta bulundu; Özhaseki'nin psikolojisi bozuldu filan gibi... Kardeşim sanane ya... Evet doğru ben 10 tane seçime girdim bir tanesini kaybettim. Ondan dolayı benim psikolojim bozulduysa CHP'lilerin hepsinin akıl hastanesine yatması lazım. Genel Başkanlarını önce yatırmak lazım. Girdiği her seçimde yenilmiş adam. Ya sen bunu niye söylersin? Bunu söylersen bu cevabı yersin benden.”
Bunlar Sayın Özhaseki ile ilgili seçtiğim yüzlerce çelişkili beyandan sadece bir kaçı.
Birkaç beyanını daha yanına koyun, bir uzmana inceletin, benimle aynı kanıya varacak, ‘Tükenmişlik Sendromu yaşıyor bu zat’ diyecektir.
Zaten bunu da, Pazar Günü katıldığı TV Programında kabul etti ve “2023’ten sonra yaptığımız eserle övünecek, bir daha olmayacağım” sözleriyle itiraf etti.
Olmaaaaz Sayın Özhaseki.
Daha istifasını elden aldığın Merhum Kadir Topbaş’a, boşalttırdığın makamına aday edeceğiz seni.
Bir yenilgi de oradan almalısın ki anlayasın, hanyayı-konyayı..
Baktı tutmuyorsun başka yerlerde, 2029 seçimlerinde bu sefer de Kayseri’den aday edeceğiz.
Yiğit düştüğü yeden kalkar misali.
Bakarsın Kayseri seçmeni, yedirdiğin kamyon kamyon sucuk aşkına bir kez daha seçer seni.
Espri bir yana.
Sayın Özhaseki ve bir iki kıdemli milletvekilinin, seçime 3 yıl kala “Aday olmayacağım” Sırasına girmesi, tevazudan kaynaklanmıyor.
Pek çıkmasalar da sokağa, pazara, markete.
Buralarda biriken öfkenin sandığa yansıyacağını çok iyi biliyorlar.
2023’te yerlerine çömezleri sürecek, alınacak seçim yenilgisinin faturasını da onlara yükleyeceklerdir.
Yani, tükenmişlik sendromu yaşayan sadece Sayın Özhaseki değil.
Mustafa Elitaş, Emrah Karayel, İsmail Tamer, Taner Yıldız gibi isimlerin tamamı gemiyi terk etmek için gözlerini filikalara diktiler, kaçmaya hazırlanıyorlar.
Hem de, yıllarca bu kentin altını üstüne getirip, sağlıklı hiç bir proje yapmamalarına, milletin açlık çizgisine gelmesini seyretmelerine rağmen.
Hem de, Türk Milletini adım adım sefalete götüren iktidardakilere “Yahu napıyorsunuz?” diye bile sormamalarına rağmen.
Hem de, bir zamanların en gelişmiş kentlerinden biri olan Kayseri’yi, Ucuz Kahnabahar, Ucuz Elma kuyrukları ile rezil-rüsva ettirmelerine rağmen.
Hem de, bu güzelim kenti, tarikatların, cemaatlerin ve yandaş vakıfların üssü haline getirmelerine rağmen.
Hem de, yaptıkları keyfi uygulamaların hiç biri için hesap vermemelerine rağmen.
Hem de, Fetö Davalarında adları bir çok yerde geçmesine rağmen.
Efendiler, öyle kolay değil.
Önce kiminiz 27 yılın, kiminiz 18 yılın hesabını kalem kalem bu millete vermek zorundasınız.
Sonra da millete karşı özeleştiri vermelisiniz, yıllarca ülke için, kentiniz için değil, kendiniz için neden çalıştığını izah etmek zorundasınız.
Sonra da, helallik istemelisiniz.
Bakalım seçmen ne diyecek.
Hem sizde ‘Ben artık yokum’ demek yasak biliyorsunuz.
Seçmenin, vatandaşın düşünceleri de öyle.
Bakalım Reis, görevden af talebinize ne diyecek?