Farkına mısınız?
Güzel ülkemde, Cumhuriyet, Demokrasi ve insani tüm değerler elimizin altından kayıp gidiyor.
Bu Aziz Millet, 100 Yıllık Cumhuriyet Tarihinin en buhranlı, en sorunlu günlerini yaşıyor.
İktidar Partisi’nin bir zamanlar seçim kazandığı uydurma ‘Beka’ sorununu değil, geleceksizliği dibine kadar yaşadığımız günlerden geçiyoruz.
Güzel ülkem parsel parsel satılıyor.
Bu Aziz Millet paramparça edildi.
Sığınmacı, Mülteci adlarıyla ülkemize yerleştirilen güruh bize efendilik yapmaya başladı.
Medeni Dünya bizden umudunu kestiği için, Avrupa’ya seyahat imkanı neredeyse kalmadı.
Bırakın turistik geziyi, iş ziyareti, sanatsal etkinlik için yapılan başvurular bile, vize engeline takılıyor.
Doların, Avro’nun esiri haline gelmiş bir ülke ve millet görünümündeyiz artık.
Yönetenlerin, ‘sınır namustur’ ilkesini ortadan kaldıran uygulamaları yüzünden, en ilkel Afrika ve Asya Ülkelerinde devasa ilanlar veriliyor gazetelere.
Konusu, “Türkiye’de konut al, yanında Türk Vatandaşlığı hediye’ şeklinde.
Dünyanın niteliksiz insan çöplüğü haline geldi bu Aziz Vatan.
İktidar edenler, ülkedeki asgari ücreti 480 dolar yapmakla övünüyor.
Konut kira ücretleri, büyük kentlerde ortalama 500 dolar karşılığı Türk Lirası.
Bunun bir de işsizi var, emeklisi var, özürlüsü var, 3 kuruşluk gelir ile idare etmesine göz yumulan.
Piyasaların freni boşaldı.
AVM ve Marketler zincirlerinde 3. vardiya eklendi çalışanlara.
O vardiyadakiler geceden sabaha kadar fiyat etiketi yenilemekle meşgul.
Nüfusun yüzde 50’si, diğer yarının kendilerine hakaretlerinin acısını hüznünü yaşıyor.
Zira biliyorlar ki, hakaret eden yüzde 50’nin en az yarısı da, yaşanan ekonomik şartları en ağır şekilde hisseden kesim.
Böylesi zamanlarda ortaya çıkması gereken ‘Sağduyu’nun sesi ise kısıldı.
Ülkece, Milletçe o sağduyunun bir daha sesinin çıkmaması için çaba sergiliyoruz.
O Sağduyunun adıydı Millet İttifakı, o sağduyuyu oluşturan liderin adı ise Kemal Kılıçdaroğlu idi.
Seçimlerde alınan yüzde 50’ye yakın oya rağmen, ilk hançeri ‘Evladım’ dediği isimden yedi.
Ardından, iktidar partisine gerek kalmadan saldırdılar, pusuda bekleyen ‘Çakma Sosyal Demokratlar’ koro halinde.
“Bu adamla olmaz” korosu 24 saat TV ekranlarından aynı türküyü seslendirmeye başladı.
Oysa, Kemal Kılıçdaroğlu da aynı şeyi söylüyordu, “Tek adama bir ülkenin her şeyi emanet edilmez” diye çıkmıştı meydanlara.
Farklı dünya görüşlerine sahip 5 partinin liderini de yanına alarak, ülkeyi düzlüğe çıkarmak adına 2500 Maddelik bir mutabakat metnine imza attırmıştı.
Ama sonuçlar akmaya başladığında, siyaset olgusuna Tüccar gözüyle bakanlar, “Bak işte görüyorsun, bu seçimden CHP listesinden seçime giren 4 parti kazançlı çıktı” söylemine sarıldılar.
Bakmadılar, Saadeti, Babacan’ı, Davutoğlu’su, Uysal’ının bu 2500 maddeye evet dediklerine.
Bakmadılar, Türkiye Cumhuriyeti’nde yitirilen Demokratik ortamın yeniden inşaası için böyle bir işbirliğine ihtiyaç olduğuna.
Görmek istemediler, brüt yüzde 52’nin, net yüzde 48’den küçük olduğunu.
Şimdi muhalefet cephesi paramparça.
Hizbullah artıkları, Ecevit Mirasçısı kirlenmişler korosu, Türk Milliyetçileri! ile el ele vererek Devleti parselliyorlar.
Yahu adamlar ekonomi demeden, fakir fukara aç diyemeden, adaletin içler acısı halini ortaya koymadan, ‘İki keklik, bir kayadan su içer’ türküsü söyleye söyleye seçim kazandılar.
Yüce İslam’ı ayaklarının altında paspas ettiler ve bu sonucu böyle aldılar.
PKK’nın pusu kurduğu bir siyasetçiyi PKK ile kol kola gösteren montaj görüntüleri miting meydanlarında göstererek, yalan söyleyerek kazandılar bu seçimi.
Ama bunu görmesi gerekenler, bunu dillendirmesi gereken güruh hep birlikte, kolayı seçerek “Kılıçdaroğlu istifa” öyle mi?
Sıkıyorsa, parsellediğiniz ekranlarda bir gün de, “Ülkeyi bu acınası noktaya getiren Cumhurbaşkanı istifa” diyebilir misiniz?
Ülkesini seven, evladının geleceğini, torunu için hazırlanan karanlık geleceği bile bile takım tutar gibi lider tutanlar, ömrünüzde bir kez, evet bir kez elinizi vicdanınıza koyup, size ezberletilenleri seslendirmek yerine, vicdanınızın sesi olun.
O zaman göreceksiniz, yaptığınız hatalı tercihlerin sadece sizi değil, yakınlarınızı, bu mazlum milleti, ülkeyi ve geleceği nasıl etkilediğini.