Eğer bir siyaset ve devlet adamı, kendi ikbali ve istikbali adına, birilerine yamanma adına yalanı essah gibi söylemeye başladı ise kendi kendini tüketmeye başladığını da görmesi gerekir.
Zira, bu millet bazı şeyleri hoşgörü gözlüğü ile değerlendirir, ama keriz yerine konularak kendisine olmayanı olmuş gibi göstereni de cezalandırmak için sandığı bekler, seçimi bekler.
Çıkmış bu sefer de sol belediyeleri yerli ve milli olmamakla suçlayıp, “Onların derdi sapkın ideolojilere hizmet etmektir. Su akmazmış umurlarında değil. Çöp dağları birikir patlar insanlar ölür umurlarında bile olmaz” demiş.
Sayın Özhaseki, yerlilik ve milliliği ölçen bir tartı aleti icat edilseydi, sadece Mansur Yavaş’ı terazinin bir kefesine, AKP’nin bu güne kadar hizmet etmiş tüm belediye başkanlarını, sen de dahil terazinin diğer kefesine koysaydık, inan Yavaş size beş basardı.
İnanmıyorsanız gidin Ankara’nın sıradan bir semtine, millete bir sorun;
“Biz mi daha milli ve yerliydik, Mansur Yavaş mı?” diye.
Hadi terazi yok diyelim, 2024 seçimlerinde çıkın yine Mansur Yavaş’ın karşısına, partinizin adayı olarak, farkın ne kadar açıldığını gözlerinizle görün.
Memleket büyüğümüz devam ediyor;
“Benim belediye başkanlığı yaptığım yerde büyükşehiri biz soldan teslim aldık. Manzara aynen şuydu. Şehrin ortasından bir yol gidiyor. Bir taraf sol mafyada bir taraf sağ mafyada. Şehrin yüzde 65-70’ine yakın yerde altyapı yok. Gecekondu tamamıyla. 6-7 tane park var işgali mafya işgalinde. Belediye ihalelerine sadece mafya giriyor. İhaleleri onlar alıyor sağa sola onlar dağıtıyorlar. Belediye borçlu sanayiden gidip iki tane lastik alacak hatırları yok. İki lastik alamazlar büyükşehir belediyesi olarak. Böyle bir ortam. Militan bir kadro, çoğu da örgüt üyesi çıktı zaten. Onlarda hizmeti asla düşünmezlerdi.”
1977’den bu yana yazarım, çizerim, belediyeleri de yakından izlerim.
O Mafya dediğin, o parkı işgal etti dediğin adamla 10 yıla yakın aynı binada kapı komşusuydun ve belediyenin bir çok işini ona yaptırdın. Yeni mi aklına geldi, sol mafya, sağ mafya.
Militan bir kadro diyorsun, söyler misin Allah Aşkına, 1994 seçimleri sonrasından bu güne kadar, belediyede boşalan kadrolara eleman almak adına, işsizlere fırsat yaratmak adına tek bir kez, tek bir kez işsizlere çağrı yapıp sınava davet ettin mi?
Sen, ben, bizim oğlan sistemiyle götürmediniz mi belediye hizmetlerini?
İlk partide görev alanların çocukları, bazılarının torunları bile belediyede çalışmıyor mu şimdi?
Sadece İstenbul Esenler Belediye Başkanı ile aynı soyadı taşıyan 19 kişi görev yapmadı mı, yapmıyor mu Büyükşehir Belediyesinin çeşitli kademelerinde, hemi de yönetici olarak?
Cumhuriyet Meydanı çevresinde sizden öncekilerin oluşturduğu arsaların satış bedelleri ile yıllarca yönetmediniz mi kenti?
Coştu, devam ediyor memleket büyüğü;
“Yine başlıyorlar. AK Parti önümüzü kesiyor. Nerden kesiyoruz kardeşim. Borçlanma istiyorsunuz veriyoruz. İller Bankası’ndan bir kuruş dahi bunlara farklı gitmiyor. İstanbul’da 25 sene boyunca bizim misyonumuza ait arkadaşların borçlanma miktarı 2 milyar TL’dir. Peki bunlar. İki senede 19,5 milyar borçlanma aldılar. Hala da önümüzü kesiyorlar diye ağlamaya devam ediyorlar. Seçim öncesinde biz işçi çıkarmayacağız emekçinin hakkını koruyacağız bir tek gariban işçiyi işten atan affedersiniz namussuzdur şerefsizdir dediler, Genel Başkanları dahil. Ne oldu peki, İstanbul’da 12 bin kişiyi işten attılar. Gariban emekçi insanları insan Allah’tan korkar ya. Hani onu atan namussuz şerefsiz oluyordu. Niye attınız. Nasıl atarsınız ya ekmeğinde insanlar o ekmek vermediğiniz adam akşam aç. Allah’tan korkun ama kıydılar.”
Sayın Özhaseki, onlar partinizin yönetim kadrolarında görev yaptıkları için , altlarına makam otoları çektiğiniz için bazı insanları görevden attılar. Ama ya siz; Bize seçtirdiğiniz Belediye Başkanlarını bile işlerinden atmadınız mı? Melih Gökçek, Kadir Topbaş ve diğerlerini.
Milletin yaralarını sarmak adına topladıkları yardım paralarını bankalarda bloke ettirmediniz mi?
Mimarı bizzat sizsiniz aşevlerinin, CHP’li Belediyenin Aşevini kapattırmadınız mı, hemi de pandemi döneminde?
Sayın Cumhurbaşkanı değil mi, “İstanbul’a ihanet ettik” diyen.
Togo Kuleleri ile yaratılan büyük rant bile, geçmişte CHP’li belediyelerde yaşanan yolsuzlukların tamamına beş basar.
Kayseri’de bir söz vardır, “Yol kes, bel kes ama vicdanı elden bırakma” diye.
Yönettiğiniz ülkeyi ve kenti “Suriyeliler giderse sanayi çöker” noktasına getiren siz değil misiniz?
Yani diyeceğim, Memleket Büyüğü!
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden başlayan ve İçişleri Bakanlığının el koyduğu soruşturma dosyalarını bir açtırıverin de ak koyun-kara koyun ortaya çıksın.
Siz çıkarmasanız, günü, yeri ve zamanı geldiğinde başkaları çıkaracak, bundan şüpheniz olmasın.