Melikgazi sonra da Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı, Ankara’nın yenik Belediye Başkan Adayı, Kayseri Milletvekili ve AKP Genel başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki yine, kütük sanarak baltayı taşa vurdu ve dedi ki;
"İslam dünyasında ve gönül coğrafyamızda olanların büyük kısmına baktığımızda cehaletin hakim olduğunu görüyoruz. Cehaletin olduğu yerde kirlilik de olur, kabalık da olur kötülük de olur"
Çekinme Sayın Özhaseki devam et.
Cehaletin olduğu yeri bilim terk eder. Kan olur, gözyaşı olur. Kadın ikinci sınıf insandan sayılır, hatta insan bile kabul edilmez. Siyasetçiler, seçim yaklaşınca gidip sakalı, şalvarı ve cübbesinden başka hiçbir özelliği olmayan bir cahilin elini öperek başlarlar seçim çalışmalarına. Üreten, bilimi önceleyen eğitim kurumları yerine merdivenaltı okullar, medreseler açarlar. Cuma namazlarında ve vakit namazlarında adeta yoklama yapmaya başlar, ütülü pantolonu suç delili, kravatı şeytana bağlarlar. Yakasız gömlek giymeyeni, parmağına yeşil taşlı kocaman yüzük takmayanı, her sözünün başına inşallah, maşallah, elhamdulillah koymayanı din düşmanı olarak görürler. Aydınlıktan, aydınlık düşünceden yarasalar kadar ürkerler. Palazlandıktan sonra, belediye başkanlarına, milletvekillerine, bakanlara listeler yollamaya başlar ve adamlarını, adamlarının adamlarını ballı maaşlı işlere yerleştirirler.Cehennem ile insanları korkutarak, kendi icatları olan dini dayatırlar toplum kesimlerine. Uyanlar için ise cennet, huri ve şarap vaat ederler.
“Hayır kardeşim sizin anlattığınız İslam değildir, gerçek İslam ahlakı önceler” diyenlere ise dünyayı zindan ederler. Yazdığı kitapların okunmaması, fuarlara katılamamaları için siz ve sizin gibileri kullanarak aydın din adamlarının seslerini kısarlar.
Sonuçta, sizin gibiler tarikat müritlerini şeyhin talimatı ile kendilerine oy verecek çoğunluk, şeyhler ve halifeler ise sizin gibileri “Emir eri” olarak görmeye başlar ve isterler de isterler.
Sonuç;
Kerameti kendinden menkul, kafası boş, katmerli cahiller tabulaştırılır cahiller sürüsü tarafından, kimine şeyh, kimine ulema, kimine Gavs, kimine halife ünvanları verilir ve onların fetvası artık emirdir. Onlar dedikçe katlederler, onlar dedikçe aynı kıbleye secde edenleri kendi şeyhlerine biat etmedikleri için kör bıçakla kesmeye başlarlar. Aynı kıbleye secde eden kadını köle ve cariye olarak pazarlarda satarlar, sonra da çıkıp ‘Cennet anaların ayakları altındadır” sahtekarlığı yapmakta beis görmezler.
Şeyhleri, Gavsları, Halifeleri ise artık yeşil doların cazibesini keşfetmiştir ve ya ABD’nin ya da Siyonizmin uşağıdırlar.
Tıpkı Işid gibi, tıpkı Taliban gibi, tıpkı Fetö gibi.
Unutmadan, emperyalizm ve Siyonizm “Cehalet Coğrafyası” oluştururken o ülkelerin yönetenlerini belli bir noktaya kadar işe de ortak eder.
Kimini Eş Başkan yapar.
Kimine Üstün Cesaret Madalyası verir.
Kimini, İsviçre Bankalarına istiflediği dolarları dünya kamuoyuna açıklama tehdidi ile kontrol ederek etkisiz hale getirir.
Türkiye hangi noktada derseniz Sayın Özhaseki;
Cehaleti, sizlerin eliyle kurumsallaştırma aşamasındayız Elhamdulillah!
Yakında, çok duyacağımız sözlerin başında Sadat, sonra Taliban ve Işid gelecek.
Çünkü, diktiğiniz tohumlar filizlendi, ektiğiniz fidanlar boy verdi.
Ahmet ZORLU